Avusturyalı Piyanist Albert Sassmann İstanbul’daydı

Takvimler 11 Ekim 2001 Perşembe’yi gösteriyordu. İnternet var ama sosyal medya pek yaygınlaşmış bir şey değildi. Ben yine sosyal medyada vardım ama insanlar internete fotoğraf koymaya bile korkuyordu. Hele hele akıllı telefonlar hiç olmadığı için Instagram gibi uygulamalar yoktu. Dolayısıyla Perşembe günleri #tbt günü değildi. Yine de nostalji yapacak bir Perşembe anısına sahip olmak üzereydim. Çünkü dünyaca ünlü müzisyen Albert Sassmann’ın konseri vardı.

Maalesef bütün detayları hatırlamıyorum. Zira bazı bilim adamlarına göre uyumamızın nedeni günü bilinç altında değerlendirmek ve gereksiz olan hatıraları silmekmiş. O gün olan olayların ne kadar çok kısmını sildiğimi bir tahmin etsenize… Web sitemin konser bölümüne koymak için de 17 sene beklemem de cabası… Neyse, Allah’tan o gün konser vardı da önemli olduğu için onu hatırlıyorum en azından… Kültür Koleji’ndeki KEV Salonu’nda saat 20:30’da başlamıştı konser… Afişlerde “Dünyaca ünlü Avusturyalı genç piyanist” diye yazıyordu ama parantez içinde “Türkiye hariç” demeleri lazımdı, çünkü konsere fazla kişi gelmemişti. Bir düşünsenize, belki bundan 1-2 gün önce başka bir ülkede bu salondan 10 kat büyüklükte (tamam büyüklük konusunu abartmış olabilirim) bir salonu doldurmuş olabilir, sonra İstanbul’a geliyor, bir bakıyor ki az kişi var! Allah’tan konserin ilerleyen saatlerinde salon biraz daha dolmuştu. Artık bizdeniz 😀 seyirciler salona giren kişilere bakıp “Aaa, gelenler var!” diyorduk.

Konser çok güzeldi. Ablamı da getirmiştim. O biraz sıkıldı ama ben piyano sesini ve sound’unun kalitesini çok beğendiğimden dolayı mest olmuştum. Adeta negatif enerjimi atıp rahatlamıştım. Tek bir çalgıdan ne kadar çok çeşitli şarkılar çıkıyor, bu güzelliğe hayret etmiştim. Programda Wolfgang Amadeus Mozart, Cezmi Erinç, Ulvi Cemal Erkin, Franz Peter Schubert, Christian Ofenbauer, Mehmet Kerim Okanşar, Alban Maria Johannes Berg yazıyordu. Kısacası bu değerli bestecilerin eserlerini çalmıştı. “Ladies and Gentleman” diye söze başlayıp Türkçe konuşamadığı için üzgün olduğunu, o yüzden İngilizce konuşmak zorunda kaldığını ve 1990’da bestelenen bir parçayı çalmak istediğini söylemişti. Konser programında olmayan o extra şarkı da çok güzel ve alışılmışın dışındaydı.

Albert Sassmann gidince alkışlayarak tekrar bis yaparak gelmesini sağlamıştık. “Albert Sassmann Piyano Resitali” bittiğinde koşa koşa (daha doğrusu minibüsle 🙂 ) eve gidip “Yılan Hikayesi” dizisinin Zeyno’nun öldüğü bölümünü açmıştım. Başlarını kaçırsam da dizinin büyük bir bölümüne yetişmiştim, çok şükür. Derya’yı canlandıran oyuncu da değişmiş, onun yerine çok sönük bulduğum biri gelmişti. “Oldu olacak, düğünde onu da öldürselermiş” diye düşünmeden edememiştim. Rambo’nun annesi ve Başak’ın da görünmemesi “Acaba onlar da mı diziden ayrıldı?” dedirtmişti bana… Gerçekten “Yılan Hikayesi” dizisini çok severdim. Bu yüzden 2011’de çekilen ama tutmadığı için yayından kaldırılan yeni versiyonu “Dedektif Memoli” dizisini bile izlemiştim… Ayten Gökçer, Mehmet Ali Alabora, Meltem Cumbul, Çetin Tekindor, Süleyman Turan gibi usta oyuncular söz konusu olunca konserde bile aklım diziye gitmiş. Aaah ah, şimdi maalesef böyle Türk dizileri yok. Türk dizileri defterini şimdilik kapadım. Çok uzunlar zaten. Gotham, Supergirl, Legends Of Tomorrow, Arrow, Daredevil, The Flash gibi yabancı dizileri izliyorum son zamanlarda… Konser kritiği nasıl oldu da dizi kritiğine döndü, anlamadım. 😛 Neyse, gelecek yazımda görüşmek üzere!

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe