Barış Manço ve Balmumu Heykeli Müzeleri

Tüm ziyaretçilerime merhaba;
Aslında bahsedeceğim etkinlik 4 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşmişti ama hayatımda kritik bir karar döneminde olduğum için yazmaya vakit bulamamıştım. Bildiğiniz gibi her sene Şubat ayının ilk Pazar’ı Barış Manço’yu anma etkinliği yapılıyor. Barış Manço Vapuru’na biniliyor ve Kanlıca Mezarlığı’na gidiliyor. 1999 yılındaki gerçek cenazeyi saymazsak ben bu etkinliklere çalıştığım için katılamıyordum. Fakat geçen sene şeytanın bacağını kırmıştım bildiğiniz gibi… Bu sene ise yeniden katıldım. Aslında gece vardiyasında çalışmıştım. Gitmek istiyordum ama öbür yanım da “Eve gidip uyu” diyordu. Televizyonculuk yaptığım dönemden arkadaşım Emrah ise beni motive etti ve 24 saat uyumamayı göze alıp işten çıkar çıkmaz soluğu Beşiktaş’ta aldım.
İskelede vapuru beklerkenCGQD7854 geçen sene yine aynı etkinlikte tanıştığım fötr şapkalı anne ve kızı ile yine karşılaştık. Emrah’la nostaljik TV anılarımızdan ve ortak mesai arkadaşlarımızdan bahsederken konu Barış Kuyucu’ya geldi. “Barış Ağabey’i şurada gördüm, bana şöyle dedi” diye şu an hatırlamadığım bir şeyi anlatırken bize kulak misafiri olmuş diğer Barış Manço hayranları şaşkınlıkla bana baktı. Emrah’a fısıldayarak “Galiba Barış Manço’yu tanıdığımı düşündüler. Ondan bahsettiğimi sandılar” dedim. O da “Ben de fark ettim” dedi. Emrah ilk kez bu etkinliğe katılacaktı. O da çok istediği halde yıllardır katılamamıştı ama hatırlayacağınız üzere Barış Manço’nun Moda’daki müzesine beraber gittiğim arkadaşlardan birisi de oydu.
Geçen sene büyük bekleme salonuna sığamamıştık. Bu kez bizi küçük bekleme salonuna aldıkları halde sıkışık tepişik de olsa büyük bir çoğunluğumuz oraya sığdı. Tabii ki Kadıköy’den katılanlar ve içeri sığamadığı için dışarıda bekleyenler de vardı ama yine de vapur geldiğinde herkes oturacak yer bulabildiği için geçen seneki izdihamdan eser kalmadığını söyleyebilirim. Büyük ihtimalle bunun nedeni lodostu. Bazı vapur seferleri iptal olmuştu. Tahminimce “Nasıl olsa o sefer de iptal olur” düşüncesiyle vazgeçti diğer Mançoseverler… Yalan değil, biz de bir ara aynı düşüncelere kapılmıştık. İnternetten araştırma yaptığımızda herhangi bir iptal haberi görmediğimiz için şansımızı denemiştik. Zaten hep anons yapıyorlardı “Lütfen oturun, ayakta kalmayın. Lodostan dolayı düşebilirsiniz” diye… Eğer geçen sene olsaydı bu anonsu yapmaları mümkün değildi. Çünkü ayakta bile duracak yer zor buluyorduk.
Yine geçen sene Barış Manço, Cem Karaca ve Barış Akarsu benzerleriyle dolup taşmıştı her yer… Evet, bu sene de onlardan vardı birkaç tane ama geçen seneki kadar değildi. Küçük bir çocuk takma peruk takıp bıyık çizmişti Barış Manço gibi… Ayrıca “O Ses Türkiye”den tanıdığımız Onur Çobanoğlu’nu da görmüştük. Fakat bu kez daha çok Lale Manço benzerleri vardı. Emrah’a bu tespitimi söylediğimde “Hakikaten yaw. Sen bunu söyledikten sonra nereye baksam Lale Manço görmeye başladım” dedi. Tabii ki bu kez Lale Manço’nun kendisi de vardı. Geçen sene Amerika’da bulunduğu için gelememişti. Geçen sene izdihamdan dolayı Manço ailesi yukarıda Tugba-Yurt-Dogukan-Manco-Sakin-Ol-Imzadurmak zorunda kalıyordu. Fakat bu sene rahatlıkla aşağıya inip gezebiliyorlardı. Barış Manço’nun oğulları Doğukan ve Batıkan ile ablası İnci Manço İlbay yine gelmişlerdi. Fakat beni asıl duygulandıran 19 yıldır Barış Manço’nun yokluğunu en çok hisseden kişilerden biri olduğunu düşündüğüm üvey babası Muhittin Kocataş’tı. Allah kimseye üvey de olsa evlat acısı yaşatmasın. Hem eşi Rikkat Uyanık’ı, hem de üvey oğlunu kaybetti. Bastonla zor ayakta duruyordu. Yine de gelmişti. Basın onu İsmail Hakkı Manço olarak tanıttı ama aslında Barış Manço’nun öz babası yıllar evvel vefat etmişti.
Barış Manço’nun İzmirli fanları İz Manço’nun müzik etkinlikleriyle ve lodostan sallanmalarla geçen vapur seyahatimizin ilk yarısını bitirdiğimizde Kanlıca’ya varmıştık ve mezarlığa doğru yürümeye başladık. O uzun yokuşlu yolu yanımızdan geçen köpeklerle tekrar geçtik. Geçen sene mezarın arkalarında durmuştum. Bu kez ön tarafında, ailesinin hemen birkaç sıra arkasında yer bulabildim. Hatta suratımın yarısı da olsa gazetelerin haber sitelerinde görünmüşüm. Tabii ki amacım görünmek değildi. Barış Manço’yu anmaktı ama Barış Manço’nun üvey babası Muhittin Bey ile aynı karede yer alabilmek beni buruk da olsa sevindirdi. Bir ara zaten kendisi fenalaştı dualar okunurken… Torunları su verdiler. Çok üzüldüm. Dua bittikten sonra iskeleye dönerken de onlar minibüslerine binene kadar onunla beraber yürüdük adeta… Geçen sene Ajlan Büyükburç’un mezarının orada olduğunIMG_5004u fark etmemiştim. Bu sene biraz da onu görebilmek için gelmiştim ama yine görmeye fırsatım olmadı kalabalıktan dolayı… Sanıyorum bir gün Ajlan için kendi imkanlarımla tekrar geleceğim. Kayahan’ınkini Emrah’a gösterme şansım oldu ama…
Hatıra fotoğrafımızı da çektirip anma etkinliği seferinin son yarısı için yola çıktık. Bu kez fotoğraf karesinde İnci Hanım yoktu ama Lale Manço ve arkadaşım Emrah Soğukpınar vardı. Ayrıca bu kez Doğukan Manço’nun “Sakin Ol!” single’ına imza attırdım. Ona teşekkür ettim. “Ben teşekkür ederim” dedi… Bence yeni başlayan Survivor’ın All-Star takımında o da olmalıydı. Nihat Doğan gibi Özgecan’la ilgili duyarsız tweet’ler atan biri yerine o düşünülebilirdi. Üstelik performansı da iyiydi. Ayrıca Taner Tolga Tarlacı’nın hiçbir karma takımda olmamasına da çok şaşırıyorum.
İnternetten gördüğümüz haberlerde Madame Tussauds Müzesi’nde yer alan Barış Manço Balmumu Heykeli’nin de vapurda olacağı söyleniyordu ama biz vapurda tur attığımız halde göremedik. Yukarı yine almamışlardı bizi… Acaba orda mıydı? Çünkü etkinlikten sonra çıkan haberlerde o heykelin gerçekten de vapurda olduğu yazılıp çiziliyordu. Neyse ki 6 Aralık 2016 tarihinde müzeye gidip heykeli bizzat görmüştüm. Hazır konusu açılmışken o müzeden de bahsetmek istiyorum. Zaten bu yazımı web sitemin “Seyahat” bölümüne koymayı planlıyorum. 1 yılı aşkın bir süre geçmiş. O zamanlar 2016’nın sonlarıymış. Şimdi 2018’in başlarındayız. Ne çabuk zaman geçmiş.
Neyse, o gün izinliydim. Kendimi Taksim’e atmıştım. Çünkü Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi’nde 8 gün evvel açılan Madame Tussauds Balmumu Heykelleri Müzesi’ni merak ediyordum. Aslında Viyana’dakini gezmiştim ve Türkiye’ye Rus yapımı birkaç balmumu heykel müzesi gelmişti. Barış Manço’nun Moda’daki evinde de Türk yapımı ama çok güzel heykeli vardı, fakat İngiliz yapımı orijinal Madame Tussauds’ın Türkiye’ye gelmiş olması önemliydi bence… Eskişehir’de falan da varmış ama gidememiştim.

Benim için en önemli heykeller Mustafa Kemal Atatürk, Viyana’dakinin bir benzeri olan Michael Jackson, Barış Manço ve izlediğim konserindeki kostümünü giymiş olan Madonna’ydı. Ama hepsini kameraya alıp “We’ve Had Enough” klibi yapmıştım. Sabiha Gökçen’le fotoğraf çektirmek 25 TL’ydi ama değdi. Adile Naşit, Mazhar Fuat Özkan, Bruce Willis falan harika olmuştu. Bob Marley canlanacak diye korkmuştum. Tom Cruise’un motorsikletine poz vermek için çıkarken bacağım incindi. Tarık Akan dururken Kerem Bursin’in, Türkan Şoray falan dururken Beren Saat’in, Elvis Presley dururken Justin Bieber’ın olması bence haksızlıktı. Elvis Presley’in 1-2 ay sonra geleceğini öğrenmiştim fakat yıl olmuş 2018… Hala öyle bir şey duymadım. Yine de insanın gözü Kemal Sunal’ı, Cem Karaca’yı, Levent Kırca’yı, Şener Şen’i falan arıyor. Audrey Hepburn, Mozart, Einstein Viyana’dakinin aynıdıydı. Marilyn Monroe, Lady Gaga, Rihanna, Brad Pitt ise farklıydı. Küçüklükten kalma E.T.’nin bisikletine binme hayalim de gerçekleşmişti.

Hollywood-Unluleri-Balmumu-Heykelleri
Tabii ki Madame Tussauds demişken Viyana’daki ziyaretimden de bahsetmemek olmaz. Takvimler 10 Kasım 2011’i gösteriyordu. Michael Jackson dolu bir Avrupa günü yaşadığımı düşünmüştüm. Dayımla lunaparka gidip o meşhur dönmedolaba binmiştik önce… Tüm Viyana ayaklarımızın altındaydı. Kuş bakışı Viyana’yı izlerken yine aynı lunaparkta Madame Tussauds, yani ünlülerin balmumu heykeli müzesi olduğunu keşfetmiştim. Hemen iner inmez gitmiştim tabii ki… İnternette gördüğüm Michael Jackson mumyasından televizyonda haberlerde izlediğim Lady Gaga’ya kadar birçok şarkıcının; Marilyn Monroe’dan Angelina Jolie’ye birçok film yıldızının; Başkan Obama’dan Kraliçe Elizabeth’e birçok dünya liderinin; Freud’dan Einstein’a birçok bilim adamının balmumu heykelleri vardı. Bazılarıyla fotoğraf bile çektirmiştim. İngiltere’deki Madame Tussauds Müzesi’ne hep gitmek istemiştim. İngiltere’ye henüz gidemedim ama 6,5 yıl evvel Viyana’da bu müzeyi görmek nasip olmuştu. Elimin mavi balmumu heykelini de yaptırmıştım ama dönüş yolunda kabine aldığım halde uçakta kırılmıştı. Ben de mavi mumla tamir etmiştim. Viyana’ya özgü tavuk şinitzel yedikten sonra Dangerous albüm kapağından figürler taşıyan, “Magic Dreamland” ismiyle Neverland’i ve Michael’la özdeşleşmiş Magical’ı anımsatan bir eğlence merkezini de görmüştük 50 metre ileride… Artından Saturn ve Müller müzik mağazalarının altını üstüne getirip birçok Michael Jackson CD’si ve DVD’si almıştım. Thalia Kitabevi’ni de dolaşmıştım. Sonra bu müzedeki çektiğim görüntüleri “Will You Be There?” şarkısı eşliğinde klip yapmıştım. O klibi #Dangerous sayfamdan görebilirsiniz.

Turk-Tarihine-Damga-Vurmus-Isimlerin-Heykelleri
Tabii ki hazır laf lafı açmışken geçmişteki diğer Balmumu Heykelleri Müzesi deneyimlerimi de aktarayım bari… Yazının içeriği nasıl da gelişti? Hatta değişti bile diyebiliriz. Takvimler 2 Aralık 2001 Pazar gününü gösteriyordu. İlk kez bir balmumu heykeli müzesine gidecektim. O güne kadar gördüğüm tek balmumu heykeli 27 Haziran 1997 tarihinde Kıbrıs’ta gördüğüm ve daha çok vitrin mankenine benzeyen Namık Kemal’di. Annem ve babamla Galleria’ya gitmiştik. Benim peşlerine takılma nedenim St. Petersburg Balmumu Heykelleri Müzesi ve iki kasetti. Geçici müzenin kaldırılma ihtimali de vardı ama neyse ki yerinde duruyordu. Kapıdan içeri girer girmez Leonardo DaVinci’nin heykelini görünce heyecanlanmıştım. Yanıma fotoğraf makinesi de getirmiştim. Tabii ki o zamanlar dijital fotoğraf makineleri pek yaygın değildi. Makine için film almamız gerekiyordu. İlk onunla çektirmiştim. Görevli hostes aşağıda müzenin kendisi olduğunu söylemişti. Hemen inmiştik. Müzeyi aramaya başlamıştık. Çok sabırsızdım, o yüzden artık orta yaşlı olan annemle babamın yürümeleri bana yavaş geliyordu. Sanki müze her an ayaklanıp gidecekmiş gibi geliyordu bana…

Spor-Dunyasi-Balmumu-Heykelleri

Bunun nedeni küçüklüğümden beri Madame Tussauds Müzesi’ne gidip bazı heykellerle fotoğraf çektirmek istememdi. Gerçi St. Petersburg Balmumu Heykelleri Müzesi’ndekiler Rusya’dan gelmişti. Michael Jackson ve Madonna olur diye ümit etmiştim ama yoktular. Fakat Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, The Beatles, Elvis Presley, Arnold Schwarzenegger, Mihail Gorbaçov, Prenses Diana ve daha birçok ünlünün balmumu heykelleri ile fotoğraf çektirmiştim. Rehberleri de dinlemiştik. Bayan olana “Bunlar İngiltere’den değil, di mi?” diye sormuştuk. Kadın rehber de “En ünlü balmumu heykel müzeleri İngiltere ve Rusya’dadır. Bi bu heykelleri Rusya’dan getirttik. İlk önce geçici olarak gelmişti ama şimdi kalıcı hale getirmek üzereyiz. Ayrıca heykel sayısını arttırmayı düşünüyoruz. Örneğin Kemal Sunal ve Barış Manço’yu sipariş ettik.” diye cevaplamıştı. Fakat bu konuda başarılı olamadılar ki Galleria’daki müze kısa süre sonra kapanmıştı. Kemal Sunal ve Barış Manço da hiç gelmemişti oraya…

Yabanci-Sarkicilar-Balmumu-Heykelleri

Tabii ki bu iki ismi duyunca ben “A, çok iyi olur” diye atlamıştım ve “Michael Jackson ve Madonna’yı da getirtin” diye sözlerime ekleme yapmıştım. Aslında bu tür müzelerin Sezen Aksu gibi yaşayan efsaneleri de yapmalılar diye düşünüyorum. Yaşarken değer verelim onlara… İngiltere’de top modeller ve Spice Girls bile var. Ben olsam bunların yanında bir de “Türkiye’nin ilk kadın rock grubu” diye içinde Şebnem Ferah ve Özlem Tekin’in de bulunduğu Volvox’u koyardım mesela… Henüz başka balmumu heykelleri müzelerini gezmemiştim ve Marilyn Monroe, James Dean, Hababam Sınıfı kadrosu, daha iyi bir Atatürk ve Cumhuriyet döneminin önemli kişilerinin de eklenmesi gerektiğini düşünmüştüm 20 yaşımdaki halimle… Vitrin mankeni gibi duran Atatürk çok tepki aldığı için yenileceğini öğrenmiştik ama tabii ki müzenin ömrü kısa süreceği için öyle kalmıştı. Bahsettiğim isimler dışında Cengiz Han, Timur, Uluğbey, El Farabi, Napeleon Bonaparte, Fiadar Mihaeloviç Dostoyevski, Ivan Grozni, 1. Peter, 1. Katherina, XV. Louis ve Markiz de Pompadour, Cakomo Kazanova, Kont Koliostra, Baron Münchauzen, Çar II. Alexandre, Chevalier d’Éon, Karl Marx, Lenin, Stalin, Brejnev, Boris Yeltsin, Şeyh Şamil’ın balmumu heykelleri vardı.

Tarihi-Dunya-Liderleri-Bilim-Adamlari-Sanatcilari
Tabii ki daha önceden de yazılarımda Balmumu Heykelleri deneyimlerimi paylaşmıştım. Örneğin #LeventKırca yazımda Sapphire Alışveriş Merkezi’nde bulunan müzeden, #HababamSınıfı yazımda Türvak Türker İnanoğlu Vakfı’nın Yeşilçam Müzesi’nden, #BarışMançoMüzesi izlenimlerinde Moda’daki Barış Manço heykelinden bahsetmiştim. #Immortal kritiğimde ise Michael Jackson’ın Sapphire Alışveriş Merkezi’nde bulunan heykelinden bahsetmiştim. Fakat birçok not daha eklemek istiyorum. 11 Mart 2016 Cuma günü Sapphire Alışveriş Merkezi’ndeki müzeye tekrar gitmiştim. Bu seferki gitme amacım Antalya’dan İstanbul’a misafir olarak gelen “Yetenek Sizsiniz” yarışmacısı Burak Soylu’yu müzeyi gezdirmekti. Arby’s’te yemek yedikten sonra Krispy Kreme’de donut eşliğinde kahve içiyorduk ve orada Viyana maceramdan bahsetmiştim. Michael Jackson’ın balmumu heykeli ile fotoğraf çektirmeyi çok istediğini öğrendiğimde “İstanbul’da da var aslında” diyerek ona rehberlik ederek oraya götürmüştüm. Bu sayede Madonna’nın sonradan eklenen heykelini de ilk kez görmüştüm. İlk gittiğimde Madonna yoktu orada… Madonna geldikten sonra gitmek nasip olmamıştı. Ama pek beğenmemiştim. Madonna’dan çok Barbra Streisand’a benziyordu bence… Madame Tussauds müzesindekiler çok çok daha fazla Madonna’ya benziyordu, hatta birebir aynısıydı bence…

DSCF6311
Türvak Türker İnanoğlu Vakfı’nın Yeşilçam Müzesi’ne ise ilk olarak 5 Temmuz 2011 Salı günü gitmiştim. O gün izinliydim, çünkü İtalyan Konsolosluğu ile vize görüşmemiz vardı. Konsolosluktaki işlerimizi hallettikten sonra Taksim’i gezmiştik. Tabii ki Yeşilçam Balmumu Heykelleri Müzesi’ni de çok merak ettiğim için oraya da gitmiştik. Fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söylemişlerdi. Ama biz çaktırmadan Adile Naşit, Kemal Sunal, Hacivat, Karagöz, Ayhan Işık, Öztürk Serengil, Hulusi Kentmen, Belgin Doruk gibi bazı mumyalarla fotoğraf çektirmiştik. Yaman Tarcan’ın duvardaki resimlerde olmaması dikkatimizi çekmişti. Hem anı defterine bu eksikliği yazmıştık, hem de sözlü olarak söylemiştik. Fakat herhangi bir değişiklik olmadı maalesef. Ayrıca Sezen Aksu, Ajda Pekkan filan varken Barış Manço’nun olmaması bizi üzmüştü. Sonuçta o da “Baba Bizi Eversene” adlı bir film çekti. Küçük Onur ve yeni yetmeler bile vardı da onlar yoktu.

Turk-Sanatcilari-Balmumu-Heykelleri

Tarık Akan’ın eklenmesiyle 12 Ocak 2017 Perşembe günü yine o müzenin yolunu tutmuştum. Tarık Akan için açılan yeni bölümünü görebilmek, onun balmumu heykeli ile selfie yapmaktı amacım… Müze yetkililerine fotoğraflar arasında Yaman Tarcan’ın olması gerektiğini tekrar söylemiştim. Ayrıca Levent Kırca, Sümer Tilmaç, Zeki Alasya gibi bazı sanatçıların hala yaşıyor gözüktüğünü söylemiştim. Onlar da not almışlardı. Müdürlerinin yoğun olduğunu ama yakında güncelleyeceklerini söylemişlerdi. İnşallah görüşlerimi dikkate almışlardır. Üzerinden 1 sene filan geçti. O müzeye de klip yapmıştım bu arada… Açıklamasında “‘Shout’ is one of my favourite unreleased Michael Jackson songs. In 20.01.2017, I decided to make a personal music video for that song. I put my evolution video, becuase about 14 years ago, when I made a ‘Shout’ video which contains Michael Jackson screens, I had put his evolution video. It was similar to mine. This video also contains my Snapchat and Yeşilçam Museum screens.” diye yazdığım videoyu ok.ru sitesinde yayınlamıştım.

Gördüğünüz gibi yazının seyri nasıl da değişti? Zaten balmumu heykeli müzelerinden bahsetmek istiyordum. İçimde kalmış olmalı ki, Barış Manço anma etkinliği daha genel bir yazıya dönüştü. Bu arada dün benim doğum günümdü ve ilk kutlayan Barış Manço’nun kız kardeşi İnci Hanım oldu. Ağabeyi Savaş Manço da her sene kutlardı ama bu sene unuttu. Manço ailesine biraz olsun biraz aşinalık yarattıysam ne mutlu bana…

Yorumlar

Yüreğine sağlık Turgaycım. Muhteşem bir yazı olmuş.

Emrah Soğukpınar
24 Şubat 2018 / Saat: 02:01

Çok sağol Emrahcım. 🙂

admin
3 Mart 2018 / Saat: 20:11

Yüreğine sağlık Turgay harikasın.Yazılarını fırsat buldukça okuyacağım.

Hakan Börü
30 Mart 2018 / Saat: 00:25

Çok teşekkürler Hakancım. İlgin için sağol. 🙂

admin
1 Nisan 2018 / Saat: 16:09


Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe