Christina Aguilera’nın Tek Şarkılık Performansı

Christina Aguilera’nın konuk olduğu “Var mısın Yok musun?”da perde arkasında neler yaşandı?

18 EKİM 2008 CUMARTESİ: Bugünümü İstanbul’da onbinlerce kişi yaşamak için sıraya girmişlerdi. Dünyada da benim yerimde olmak isteyen milyonlarca kişi vardır. Fakat ben 10.000 küsur kişi arasından son 100’e kalmıştım.
Geçtiğimiz haftalarda bugünü yaşayabilmek için internetten başvurdum, 1000 kişinin internet başvurusu kabul olmuş, internet anketini geçtim, sonra Salı günü SMS ile mülakata çağrıldım, şifre verdiler. Çarşamba günü mülakata girdim. Mülakatta Christina Aguilera’nın şarkılarını söylettirdiler biliyor muyuz diye. Bir de yeteneğe baktılar. 3’er 3’er aldılar. Yanımda iki kız vardı. Onları sesi güzel diye aldılar. Ben de televizyoncu olduğumu, bazı organizasyonlarda dans ettiğimi söyledim, öyle kabul ettiler. Sonra Cuma günü deneme çekimine çağırdılar stüdyoda iyi görünüyor muyuz diye, kilo aldığım halde onu da geçtim. Ya da zaten geçmişizdir de o gün Turkcell, Little Creasers Pizza gibi tanıtımlar çekileceği için “Henüz belli değil” diye kandırmışlardır. Bugün de çekim gerçekleşti. Bu arada öğrendiğime göre bazı arkadaşları tiplerine bakıp sıradan görüşme odasına almışlar gerilerde olmalarına rağmen… Bir de diğer arkadaşların iddia ettiklerine göre Wikipedia’dan bakıp soru sormuşlar ama bana sadece şarkı sordular. Yani şarkı sözlerini bilmek zorundaydık.
Neyse, işte beklediğim gün gelmişti ve yolum tekrar elemelerin yapıldığı Tarabya’daki Metin Oktay Spor Tesisleri’ne düşmüştü.
Kapıya geldiğimde kalabalık karşısında çok şaşırdım. Dün bu kadar kalabalık değildik. Herkes davetiyesini almak için sıraya girmişti. Hiç görmediğim tipler de vardı. Hiç anlamadım neden bu kadar fark olduğunu… Zenci olduğu için “Var mısın, Yok musun?” ekibinin ilgisini çeken Steve’e patronu izin vermemiş. Davetiyesini alanların boyunlarında da Christina Aguilera resimli giriş kartı vardı. Ben fötr şapka getirmiştim ama tek fötr şapka takan ben değildim. Birkaç kişi daha takmıştı. İkisi kız, biri erkek… Ben de davetiye sırasına girdim. İyi ki girmişim çünkü daha sonra sıra daha çok kalabalıklaşacaktı. Sıra bana geldiğinde adam “Nerdensiniz?” diye sordu. Heyecandan “Bahçelievler’den” dedim. Neyi kastettiğini heyecandan anlayamamıştım. “Yok, yani listede adınız nerede?” diye sordu. “Elemelere katıldım, izleyici seçildim” dedim. İsmimi sordu, söyledim. İmza attım mı hatırlamıyorum ama davetiyemi ve boyun kartımı elime aldığımda “Neden acaba kimlik sormadı?” diye şaşırdım. Tek böyle düşünen ben değildim. Çağın, Levent gibi dün tanıştığım arkadaşlar da “Belki ben o değilim, gelecek kişinin ismini bildiğim için içeri girmek için o olduğumu iddia ettim. Zaten kimseye söylemedim benim yerime gelmesinler diye” gibi yorumlar yapıyorlardı. Ben de onlara “Facebook’ta status’a ‘Turgay Christina’yı izlemeye gidiyor’ diye yazacaktım ama benim yerime geçen uyanıklar olur diye vazgeçtim” dedim. Onlar da önce yazmışlar, sonra silmişler. Neyse ki güvenlik vardı bu sefer… Dedektörler, güvenlik elemanları falan vardı. Çarşamba ve Cuma günleri “Neden burada güvenlik yok acaba?” diye düşünmüştüm ama bir dünya starı geldiği için tedbiri elden bırakmamışlardı. Bu arada iki kız kulise çağrıldı. Nerden torpil buldularsa artık; herhalde Christina Aguilera’yla tanıştılar.
Biletlerimiz numaralıydı. Yani tıpkı Bostancı Gösteri Merkezi ya da Anadolu Hisarı konserleri gibi koltuk numaralarımız vardı. Yine de merdiven önünde büyük bir kalabalık oluşmuştu. Biz sırada numaraları neye göre verdiklerini tartışaduralım herkes bir an evvel stüdyoya girebilmek için aralara kaynarken ben içimden “Nasıl olsa koltuklar numaralı. Aşağıya alsınlar da tuvalete gireyim” gibi farklı bir düşünce içerisindeydim. Onay gelip herkes güvenliğin “Yavaş olun, düşeceksiniz” itirazlarına rağmen koşturmaya başlamıştı. Ben “Nasıl olsa yerlerimiz belli” diye elimi kolumu sallaya sallaya WC’den stüdyoya geri döndüğümde herkesin çoktan karışık karışık oturduklarını gördüm. Oradaki görevli kıza “Ama benim biletime göre ben en öndeyim” dedim, fakat seyirciyle baş edememişlerdi. Ne yapsınlar? Ben de yarışmacılara dönük olmamıza göre sağ tarafın üstüne yakın ortalarında oturdum. Dün hazırlanan pankartlar dağıtıldı. Ben dün hiç pankart hazırlamadığım halde rast gele bir tanesini kaptım. Diğerlerini de arka sıraya verdim. Bana denk düşen pankartın üzerinde “U are the best 4 Us Xtina” diye yazıyordu. Pankartların arasında “Little girl, big voice” diye bir pankart vardı. Bu pankartın fikri Tony’ye aitti çünkü bir Amerikalı olarak “The queen of the voices” pankartını saçma bulmuştu haklı olarak… Bir ara birçok kişi kendi aralarında “Bir tane daha Michael Jackson yok. Kimse dengi değil. Bu dünyaya başka MJ gelmez. Böyle bir ses, böyle bir sahne kimsede yok” gibi şeyler söylüyorlardı. Bunları duyunca çok gururlandım… Aslında onlarla konuşacaktım ama dinlemeyi yeğledim. Çünkü muhabbetin nereye kadar süreceğini merak ettim. Fakat sonra başka bir zaman Michael Jackson hayranlığımdan bahsettim onlara… Zaten facebook’ta “100 şanslı Christina Aguilera fan’ı” diye grup kurduk.
Sonra yarışmacılar, Acun Ilıcalı, teknik ekip de yerlerini aldılar. Çekimin 4’te başlanacağı söyleniyordu, fakat 6’yı buldu. Tahmin etmiştim zaten geç başlayacağını… Ve beklenen an geldi, Acun, Christina Aguilera’nın ismini anons etti. Herkes heyecanlanmıştı. Çığlıklar, alkışlar arasında stüdyoya girdi. Fanlarının seyirci olacağını bilmiyormuş. Ona normal seyircilerin geleceği söylenmiş, biz ona sürpriz olduk yani… Kliplerinde, konserlerinde burnu havada, sanki ulaşılmaz biri olan kadın karşımızda sempatik ve pozitif bir şekilde duruyordu işte… Sanki karşımızda 1999 yılında çıkardığı “Genie in a bottle” single’ından beri takip ettiğimiz teen-pop star yoktu da, sıcakkanlı bir turist vardı. Saçları ABBA-vari olsa da kendisi sanki yüksek oktavlı şarkıcılar listesinde bir numara olan yeni diva değil de mütevazı bir yabancı bayandı. Evet, listeyi görünce ben de çok şaşırdım. Online Magazine’in pop yıldızlarının çıplak ses kayıtları, yani acapellaları ve konser performansları baz alarak yaptığı oktav, desibel, vokal yeteneği ve uyumu listesinde güçlü sesleriyle adlarından söz ettiren zenci vokaller Whitney Houston 6., Toni Braxton 40., Tina Turner 53. sıradayken Christina Aguilera gibi beyaz, sarışın, genç bir sanatçı birinci sırada bulunuyor. Düşünün yani, Mariah Carey’yi bile ikinci sıraya itmiş. Unisex olan ve bilimsel verilere dayanarak hazırlanan listede üçüncü sırada bir kadın değil, erkek var. Kim mi? Hayır, Stevie Wonder değil. Wonder 28. sırada. Luther Vandross mu dediniz? O 84. sırada yaw, nasıl aklınıza gelebilir? Unisex listede üçüncü, erkekler listesinde birinci olan isim tabii ki de Michael Jackson’dan başka kim olabilir? Neyse, yine her taşın altından Michael’ı çıkartıyorum. Xtina’ya geri dönelim. Görünüşüyle Madonna ve Marilyn Monroe’yu, sesiyle Mariah Carey’yi, sahne şovlarıyla Britney Spears’ı hatırlatan Christina Aguilera’yı dünya gözüyle görüyorduk işte… O girince yarışmacılar da bezden “Welcome Christina” pankartı açtılar. Yarışmacılar ve biz, yani seyirciler sanki bir pop yıldızının olduğu ortamda değilmişiz de bir futbol maçındaymışız gibi “La la la la la la la, Ch-ris-ti-na”, “I love you Christina”, “You are the best Christina” gibi tezahüratlar yaptık. Onları Furkan ve Metin’in başı çektiği yarışmacılar başlattı. Biz de onlara uyduk valla… Ama Christina’nın hoşuna gitti.
Sonunda yarışma başlamıştı. Christina, Amerika’daki versiyonu sürekli izliyormuş. Bu yüzden hızlı hızlı kutu numarası söylemeye başladı. Ne yapsın? Türkiye’deki versiyonun ağır ağır ilerlediğini, kutu numarası söylense bile gerilim müziğiyle çok geç açıldığını, hatta bazen son sayarak heyecanın arttırılmaya çalışıldığını falan bilmiyor. Acun da tabii ki bunun nedenini anladı ve “Senin ülkende hızlı ilerliyor yarışma ama biz formatı değiştirip yavaşlattırdık” diye açıklama yaptı. O da Türk işi televizyonculuğa boyun eydi tabii ki… Yine de tolerans gösterdiler ve yarışma normal günlerdeki gibi insanın içine fenalık getirmedi. Programı tezahüratlar falan uzattırdı zaten. Bu arada Acun Türkçe olarak “Hamdi Bey’in bilmemne YTL’lik teklifine var mısın, yok musun?” diye ilk sorduğunda hepimiz dumur olduk. Amerikalı bir şarkıcıya Türkçe soru soruyordu. Fakat Aguilera bu soruya Türkçe olarak “Yokum” diye cevap verince dilimizi önceden tembih edilmiş olsa da Christina’nın konuşması hepimizin hoşuna gitti, çılgına döndük, çığlık çığlığa sevindik.
Ve işte programın ilk yarısında sıra bizim elemelerimize gelmişti. Aslında gerçek eleme görüntüleri bunlar değildi. Gerçek eleme çekimi spor tesislerinin içinde yapılmıştı. Koridorlarda çekim yapıldığı için karanlık çıkmış, o yüzden dün bu çekim yenilenmişti. Aynı çekimler bu sefer dışarıda gerçekleştirilmişti. Biz zaten seçildiğimiz halde yine sanki elemelere yeni gelmişiz gibi dün tekrar sıraya geçmiştik. Aynı kişilerle röportaj yapmışlardı. Aynı soruları sormuşlardı. Röportaj yapılan gençler de antrenmanlı oldukları için bu sefer daha rahat cevap vermişlerdi. E tabii ki elenenler gelmediği için kalabalık görüntü de yarışmacı olmak için sıraya giren binlerce kişi sayesinde sağlanmıştı. Hatta “Dekor olduk ya” diye yarışmacı adayları arasında memnuniyetsiz yorumlar yapılmıştı. Fakat gerçek elemelerde de hakikaten böyle kalabalıktık ama görüntüler çok karanlık çıktığı için gerçek görüntüleri çöpe atmışlar. Ben gerçek elemede en ön sıradaydım ve sweat-shirt, kumaş pantolon giymiştim ama canlandırılmış elemede sıranın ortalarındaydım ve tıpkı bugünkü gibi parlak gri ceket, kot pantolon, siyah gömlek giyinmiştim. Neyse, Christina eleme sırası çekimini görünce çok duygulandı ve “Artık bir konser vermek için Türkiye’ye gelmem gerekiyor” dedi. Aslında sanatçıların Türkiye’ye sempati duyması açısından bu tip yarışmalara gelmeleri iyi yaw… Keşke tüm yarışma programları onları çağırsa da Türkiye ile önyargıları varsa da bunlar yok olsa… Belki organizatörlerin de ilgisini çekerdi ve rock, metal gruplarının yanı sıra pop starları da daha sık getirirlerdi Türkiye’ye…Aslında benle röportaj yapılsaydı “Türkiye’de Christina Aguilera, Michael Jackson, Madonna, Mariah Carey gibi pop yıldızlarının konserlerinin artmasını istiyoruz” diyecektim ama olmadı 😀 Zaten pek de yapmak istemiyordum çünkü röportaj yaptıkları kişilere şarkı söyletiyorlardı. Michael Jackson falan olsa söylerdim de, Christina Aguilera’nın şarkılarına sesim uymuyor. Neyse, dediğim gibi Christina eleme VTR’sini çok beğendi. İyi ki tekrar çekilmiş. Açık hava görüntüleri daha iyi olmuştur kesin zaten…
Her turun arasında Acun Ilıcalı her zaman çok eleştirilen ingilizcesiyle ünlü popçuyla röportajlar yaptı. “Normal insanlar gibi market alışverişi yapar mısın?” diye sordu. Aquilera’nın cevabı “Mutfak alışverişine bayırılırım” oldu. Sokakta tanınmamak için de küçük hileler yaptığını itiraf etti. Sıradan eşofmanlarla ve başına şapka, gözüne gözlük takarak sokakta dolaştığında tanınmadığını söyledi. (Bu paragrafı internet haber’den aldım ama diğerleri tamamen bana ait, zaten kanıtı da kişisel olması…)
Programın ortalarında da canlı olarak “Beautiful”u söyledi. Canlı sesini çıplak kulağımla duyduğumda bu kadının diva lakabını hak ettiğine daha çok inandım. Samimi söylüyorum, sesini sadece mikrofondan değil, çıplak olarak da duyabiliyorduk. Yani sesi sadece hoparlörden çıkmıyordu, gerçek sesi de geliyordu kulağımıza… Canlı olarak üç şarkı söylemesi bekleniyordu ama sadece bir tane söyledi. Olsun, o da yeter. “Hangi şarkıyı söylesin?” dendiğinde her kafadan bir ses çıktı. Herkes farklı bir şarkı ismi söylüyordu. Ben mesela dans showuyla Dirrty’yi söylemesini tercih ederdim. Fakat en çok “Beautiful” istendi ve bu şarkıyı isteyenler kazandı. Gerçi zaten Christina bu şarkıyı söyleyecekti bana göre… Hatta “Ben en çok ‘Beautiful’u söylemeyi seviyorum. Bu yüzden bu şarkıyı seslendirmek istiyorum bu akşam” dedi.
Şarkıyı söylemesi bir moladan sonra oldu. Molada makyözüne makyajını tazeletirken “Yüzümü hayranlarıma dönmek istiyorum makyaj yaparken. Çünkü hep arkamı döndüm onlara” deyince herkes çılgına döndü. Bu günlük yazımda yazdığım bazı şeyler ekrana yansımadı, bu da onlardan biriydi. Acun önce Christina kulise gittiğinde bu molada “Tamam, toplu fotoğraf çektireceksiniz” diye söz vermişti ama bu iş gerçekleşmedi. Programın sonunda da “Genel kameralar hepinizin gözüktüğü kareler yakalamış. E-mail adresleriniz bizde var. O görüntüleri fotoğraf yapıp size maille göndereceğiz” dedi ama resim mesim gelmedi. Zaten yarışmacıların paralarını da geç ödüyorlarmış 😀 Seyircileri hiç düşünmezler herhalde… Ama net olmasam da, Xtina arkadan da gözükse kendimi aynı karede buldum: http://i123.photobucket.com/albums/o309/TurgayTST/CHRISTINATSTcopy.jpg Bir de klip yaptım kendi göründüğüm yerlerden: http://www.dailymotion.com/video/x7aq3h_christina-aguilera-live-in-var-msn_music
Yarışma boyunca Christina Aguilera pozitif düşüncesiyle çok iyi gitti. Arka arkaya mavileri açtırdı. Hatta ilk açtırdığı kutu adaşım Turgay’ın kutusuydu. Birinci açtırdığı kutu 1 numaraydı ve içinden 1 YTL çıktı. O kadar iyi gitti ki artık tüm seyirciler şike olduğunu düşünmeye başlamıştı. Herkes “Bence 500.000 alacak”, “Açacağı kutular önceden belirlenmiştir”, “Sevabına mı geliyor? Kutudan çıkan miktar kadar kendisi de alır” gibi dedikodular yapmaya başlamışlardı. Fakat yarışmanın sonlarına doğru durum kötüleşti, 500.000’ler de gitti. Ve sonunda son teklife sıra geldi. Teklif 98.000 gibi önceki tekiflere göre düşük bir miktardı. Xtina parayı kimsesiz çocuklara bağışlayacağı için teklifi beğenmedi ve Hamdi Bey’in yeni bir teklif yapmasını istedi. Bu bölüm yayına yansımadı ama biz gördük. Hamdi Bey telefonu isteyerek “Onun güzel sesini duyarsam normalden yüksek bir teklif yapacağım” dedi ve Christina’yla konuştu. Ne dedi bilmiyoruz ama Hamdi Bey’in söylediklerine Aguilera çok güldü. Sonra Hamdi Bey teklifini arttırıp 180.000 teklif etti. Risk almak istemeyen Christina bu teklifi doğal olarak kabul etti ve iyi ki öyle yapmış, çünkü kutusundan 20.000 YTL çıktı. Program boyunca tekliflere düzgün bir şekilde “Yokum” diye cevap veren divanın bu sefer “Varim” demesi hem komiğimize gitti, hem de sempatik geldi. Gazetelere yansıyan dedikodular doğruysa Christina bu yarışmaya çıkmak için 1 milyon dolar almış.
İmza almak için “My Reflection” DVD’si almıştım ama maalesef imza alamadım. Türkiye t-shirt’ü almıştım, onu bile vermeme izin vermediler. Ah bir kenarda oturacaktım. Var ya, kenarda oturanlar imza almayı başardılar… Olsun, o ortamda bulunup Xtina’yı yakından görmek bile güzel bir duyguydu… Önceden kendimi fan olarak nitelendirmiyordum, sadece mülakatta sorulan şarkıları ve soruları bilecek kadar iyi bir dinleyiciydim, ama artık Christina fanı oldum. Yalnız bana ve diğer hediye getirenlere (Christina’nın resmini çizenler bile vardı) Acun “Hediye yok arkadaşlar” dediği halde kendisi hediye verdiği (nazar boncuğu, gerdanlık, Osmanlı döneminden kalma bir kaftan) için Ilıcalı’yı kınıyorum. Ben “Türkiye t-shirt’ü aldım Acun Abi” deyince “Biliyorum” demişti. Nasıl bilebilir ki? Belki de yetkililere söylediğimi falan sandı ve “her şeyi biliyorum” havası vermeye çalıştı.
Christina Aguilera gittiğinde Acun beklememizi rica etti. Çünkü Christina Aguilera’nın stüdyoya gelmeden önceki çekimlerini yapacaklardı. Biz de sanki daha gelmemiş gibi davranacaktık. Güvenlik görevlileri de kuş uçurtmamaya çalıştılar. Hatta danışma da girişte toplanan fotoğraf makinelerini “Çekim bittiğinde vereceğiz” diye vermiyorlardı. Çekemesem de ben fotoğraf makinemi vermemiştim. Ben dahil küçük bir grup kaçmayı başarabildik. Nasıl olsa amacımıza ulaşmıştık. Christina’yı görmüştük. Gerisi önemli değildi. Üstelik yarım saat dediklerine iyi ki inanmamışız çünkü otobüsü beklerken zaten en az yarım saat geçmişti. Buna rağmen çıkan olmamıştı. Zaten çocuk şarkıları falan söylenmiş. Programı izlerken Acun’un Metin’e “Metin, senden büyük bir rol bekliyorum” demesi komiğime gitti çünkü gerçek hayatta zaten bunu yapmıştı. Otobüsü beklerken Christina Aguilera’ya benzeyen bir kızı ortamıza alarak topluca hatıra fotoğrafı çektirdik, bazıları arkadaşlarını “Xtina’yı çıkışta yakaladık, toplu fotoğraf çektirmeyi kabul etti ancak” diye kandırmaya karar verdi ama ben bunu yapmamayı tercih ettim. Daha doğrusu yaptım da, sonra gerçeği söyledim 😀
Eğer dedikodular doğruysa Beyonce de Kasım’da geliyormuş ama o kadar yoruldum ki 3 gün boyunca, işlerim de aksadı, herhalde Michael, Madonna, Janet, Mariah gelmediği sürece artık başvurmam 😛 Yine o zorlukları çekmek istemiyorum. Beyonce konser verirse giderim artık. Büyük konuşmayayım yine de… Çünkü bir dünya starına çok yakın oturmak çok tatlı bir duygu…
Bu program bugün değil, ertesi günü yayınlandı. BJK TV ve D Spor’da muhabir olarak yaptığım röportajları ben haber vermediğim sürece hiçbir tanıdık görmedi ama Show’da izleyici olarak göründüm, ortaokul arkadaşlarım, üniversite arkadaşlarım, komşular, akrabalar, iş arkadaşlarım falan hemen hemen herkes beni gördü. Haber vermediğim halde arayan arayana, mesaj atan atana… Yolda karşılaştığım tanıdıklar bile “Seni televizyonda gördük” diyorlar. Kim bilir aramayıp da gören kaç kişi olmuştur? Hatta beni normal hayatta değil de, YouTube’daki videolarımdan tanıyanlar bile beni tanımışlar. E, fötr şapka olunca emin oluyorlar direk zaten… Epey reyting aldı sanırım. Görmeyenler de tekrarından gördüler. Ben hiç tekrarlarını görmedim ama özet gibi yapmışlar sanırım programı… “Her taşın altından sen çıkıyorsun, TST” diyenler var. Öyle düşünenler olduğunu tahmin etmiştim zaten :P. Bir de beni görünce MjTurkFan’daki herkes birbirine haber vermeye başlamış telefonla ya da msn aracılığıyla… Bunu birden fazla kişiden öğrenip çok şaşırdım. İş yerinden bazı arkadaşlar da “Christina Aguilera’dan çok göründün”, “Biz Christina’yı izleyecektik. Seni izlemek mi zorundayız?”, “Ne arıyordun fötr şapkayla Acun’da?” gibi espriler yaptılar 😀 Ama maalesef top sakalımı kesmem ve kilo almamla beraber ekranda çok şişman çıkmışım. Aslında ekranda göründüğüm kadar kilolu değildim ama kamera aşağıdan, yani gıdımın altından çekince, bir de ekran daha şişman gösterdiği için olduğumdan daha kilolu çıkmışım. Spor salonuna yazılacağım zaten… Ağzımla kuş tutsam yiyorum, yine kilo alıyorum 😛 Yemesem de alıyorum yaw… Herhalde son 2 yıl boyunca bir 10 kilo almışımdır.

samanthaaguilera-TURGAYcopy

©2008-2010 TST Interactive Company

TST ve Xtina “Var mısın, Yok musun?”da…

Sanıldığının aksine “Var mısın, yok musun?”a yarışmacı olarak katılmadım. Sadece 10.000 kişi arasından seçilen 100 şanslı izleyici arasındaydım. Masadaki “Turgay” yazısı sadece bir yarışmacıyla isim benzerliğiydi. Samsun’lu değilim zaten… Yanımdaki gerçek yarışmacı Eda da ortaokul sınıf arkadaşım… Ama torpilsiz olarak son 100’e kaldım, aklınızda soru işareti olmasın…

xtina1

İşte Christina Aguilera benim de aralarında olduğum seyirci seçmelerini izliyor…

xtina2

Çok kilo aldım son zamanlarda… Yanımdaki kızı tanımıyorum.

xtina3

İşte Christina Aguilera ile aynı karedeyim…

xtina4

Michael Jackson fanlarının yüz karası olarak pu pankartı açtım… Fakat tesadüfen önceden diğer fanların yazdığı bu pankart bana denk geldi. 🙂

xtina5

Christina Aguilera canlı olarak “Beautiful”u söylüyor…

xtina6

Ben de çığlık çığlığa alkışlıyorum.

xtina7

Artık diyebilirim ki 18 Ekim 2008’deki bu programdan sonra Aguilera fan’ı oldum… Bunların hepsi ve daha fazlası görüntülü olarak biyografi belgesel serimin ilk videosunda… Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz…

Salı, Kasım 04, 2008

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe