Jermaine Jackson İle Nasıl Tanıştım? (2011)

MICHAEL JACKSON’IN AĞABEYİ JERMAINE JACKSON İLE NASIL TANIŞTIM?

DSC04402

9 ŞUBAT 2011: Bugün hayatımın en önemli, en özel günlerinden biri olacaktı. Aslında iş yerinde Şubat ayında doğanlara özel bir doğum günü partisi olacaktı ve 22 Şubat 1981 doğumlu olduğum için ben de özel olarak davetliydim. Bu doğum günü partisine çok önem veriyordum ve izinli olduğum halde işe gidip katılacaktım. Fakat kısmette kendi doğum günü partimi kaçırmama neden olacak tarihi bir gün yaşamak varmış.
Biliyorsunuz ki, Michael Jackson’ın ağabeyi, efsanevi The Jackson 5 grubunun üyesi Jermaine Jackson, Atıl Kutoğlu’nun düzenlediği “İstanbul Fashion Week”in özel davetlisi olarak İstanbul’a gelmişti. Bugün ise İstanbul’dan ayrılarak Dubai’ye gidecekti. Jermaine Jackson’ı Türkiye’de gören ilk MJ Fan ve MjTurkLover Ece’ydi. MjTurkLover’a özel fotoğraflar çekmişti. Fakat MjTurkLover’a özel fotoğraflar bununla bitmeyecekti. Müjdeli haberi ilk SpeeDemon Burçin Sakallı ile paylaşmıştım. Şimdi ise tüm MjTurkLover’larla paylaşıyorum. MjTurkLover’ı temsilen Jermaine Jackson’ı otelinden çıkarken ben uğurladım. Akşam 19:00 gibi Dubai’ye uçacağı için kendisine iyi yolculuklar diledim. Atıl Kutoğlu beni otele yollamasaydı (kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum) havalimanı’nda yakalamaya çalışacaktım ama şansım yaver gitti. Sabah 11:00 gibi dişçiye gitmiştim. Dişçiden döndükten sonra Atıl Kutoğlu’ndan bana gelen SwissOtel davet mailini gördüm ve pılımı pırtımı toplayıp otele gittim. Gerçi iş yerinde Şubat ayında doğanların toplu doğum günü kutlaması vardı. Hatta Facebook’ta bu partim için etkinlik bile açmıştım. Fakat seçim yapmam gerekiyordu. Ya kendi doğum günü partimi kaçırmayacaktım, ya da Jermaine Jackson’la tanışma şansına erişecektim. Tabii ki ikinci seçeneği tercih ettim. Nasıl olsa bir sonraki yıllarda yine kutlarım iş yerinde doğum günümü canım… Zaten 22 Şubat’a çok var. Olaylar şöyle gelişti. Birkaç gündür modacı Atıl Kutoğlu ile mailleşiyordum. Havalimanı’nda çalıştığım için Türkiye’den ayrılırken kendisiyle tanışmak ve fotoğraf çektirmek için ne zaman uçacağını araştırıyordum. Amacım tıpkı aylar evvel The Scorpions’ın solisti Klaus Meine ile havalimanı’nda fotoğraf çektirdiğim gibi Jermaine Jackson’ı da çalıştığım yerde yakalamaktı. Fakat ben dişçideyken sayın Kutoğlu bana mail atmış ve SwissOtel’de özel bir tanışma ayarlamıştı. Havalimanı’nda aramaktansa kaldığı otele gelmemin daha doğru olacağını vurgulamuştı. Ben de bu tavsiyesini okur okumaz laptop’ımı kapadığım gibi kendimi metrobüse attım. Mecidiyeköy’de indiğimde oteli arayıp zaman kaybetmektense gördüğüm ilk taksiye atlayıp otelin yolunu tuttum. Denk geldiğim taksici sağ olsun, beni trafiğe rağmen mümkün olan en hızlı bir şekilde otele ulaştırmayı bildi. Şanslıydım, çünkü İstanbul’da fazla para almak için yolu uzatan uyanık taksiciye de denk gelebilirdim. Kim olduğunu söylemeden taksiciye otelde bir konuğum olduğunu ve otelden ayrılmadan evvel görüşmem gerektiğini söyledim. Allah’a çok şükür, iyi bir taksiciye denk gelmiştim. Bu şehirde öyle bir adama denk gelmek mucize gibi… Eğer başka bir taksiciye denk gelseydim belki de bu buluşmayı kaçıracaktım.

44929_439328678890_687378890_5320198_4501322_n

Atıl Kutoğlu’nun yönlendirmesiyle Concierge’deki görevlilere gittim. Jermaine Jackson’ın oda numarasını vermenin yasak olduğunu söylediler. Fakat beni Atıl Kutoğlu’nun gönderdiğini söyledim. Santrali arayarak şansımı denememi istediler. Santral de yardım etmeyince Atıl Kutoğlu’nu aramamı istediler. Allah’tan akıl edip telefon numarasını cep telefonuma kaydetmiştim. Fakat arayınca hayal kırıklığına uğradım. Asistanı telefonu açtı ve Atıl Bey’in 13:30 uçağıyla Paris’e uçtuğunu söyledi. Bana gönderdiği maillerin altında zaten “A1 präsentiert BlackBerry® von Vodafone” diye yazıyordu. O kadar işi gücünün arasında vakit ayırıp cep telefonundan internete girerek benim Jermaine Jackson ile tanışmamı sağlamaya çalışması beni çok mutlu etti. Beni tanımıyordu, sadece biyografi belgesellerimi göndermiştim MJ ile ilgili neler yaptığımı kanıtlamak için… Ama buna rağmen kanının bana ısınıp hayatımın en önemli anlarından birini yaşatmaya çalışması takdire değerdi. Durumu yine maille bildirdim. Yardımcı olmadıklarını özetledim. Kendisi uçakta olduğu halde yine maillerini takip ediyordu. “Concierge’den Cenk Bey’e gidin lütfen!” mesajını atmıştı uçaktan bana… Oradaki görevliler sanıyorum artık bana güvenmişlerdi ve yardımcı olmak için Jermaine Jackson’ın odasından çıktığını, istersem lobide bekleyebileceğimi söylediler. Ben de tabii ki beklemeye başladım. Oturmamla karşıda Jermaine Jackson’ı yürürken görmem bir oldu. Televizyonda, internette izlediğim uluslar arası bir sanatçının kanlı canlı karşımda durması bende hayalle gerçeğin birbirine karışmasını sağladı. Michael Jackson’ı hayatta görme şansım olmamıştı ama onun kanından, canından birisiyle aynı ortamdaydım. Güneş gözlükleriyle, kıvırcık saçlarıyla, yüz hatlarıyla kardeşi Michael’ı andıran Jermaine benden sadece birkaç metre uzaktaydı. Michael Jackson ile aynı ana babadan doğmuştu ve bana doğru yürüyordu. Hemen yolunu kestim ve fotoğraf çektirmek istediğimi ve Jackson 5 CD’sine imza almak istediğimi söyledim. Beni kırmadı.
Gerçekten çok kibar bir insan. Bunu kendisine de söyledim. Büyük bir Michael Jackson ve Jackson 5 hayranı olduğumu söyledim. Bana “İstanbul’da mı yaşıyorsun?” diye sordu. “Evet, burada yaşıyorum. Fakat 2006’da dünyadaki en iyi Michael Jackson hayranı seçilmiştim” dedim. Çok şaşırarak baktı yüzüme… Sonra tebessüm etti. Ben mutlu olmuştum, gülüyordum. O da gülümsüyordu. Fakat ikimizin de içinde Michael Jackson’ın yokluğunun acısı vardı. Kim ne derse desin, o hala yas tutuyor. Ağır hareketlerinden acısını hissettim. Hala kalbinin yaralı olduğunu anladım. Ayrıca yakından görünce Michael Jackson’a acayip benzediğini gördüm. Zaten benzetiyordum ama davranışları, saç kıvrımları, güneş gözlüğü, hatları, v.s. yakından görülünce gerçekten ne kadar çok kardeşine benzediğini daha çok anlıyorsunuz. Sanki MJ ile tanışmış gibi heyecanlandım bir ara… Zaten şu en iyi MJ Fan mevzusunu da heyecandan söyledim, çünkü ne kadar çok Michael Jackson’ı sevdiğimi özetleyecek bir cümle bulmam gerekiyordu. Biraz utanıp kızardım tabii ki… Fotoğraf makinamı zenci bir bayana verdi. Eşi sandım ama galiba asistanıydı. Zaten Afgan’a benzemiyordu. Afrikalı Amerikalı bir bayana daha çok benziyordu. Neyse, o bayan da çekti. “İkinci bir poz daha çekebilir misiniz bayan? Belki bulanık çıkmıştır” dediğimde Jermaine, ona “Beyefendi bir tane daha poz istiyor” dedi. Gerçekten çok mütevazı olduğunu o zaman anladım. CD’mi imzalatırken heyecandan kalemimi bulamadım. O sırada CD’mi inceledi. Kendi adını yazdı. Jackson 5 diye yazdı. Gülen suratlar yaptı. Bugünü 7 Şubat sandığı için 7/2/11 diye yazdı. “Bugün ayın yedisi mi?” diye sorduğunda “Hayır 9’u” dedim. O da düzeltti. Sonra Japonlar geldi, onlar da fotoğraf çektirdi. Ardından çok lüks bir taksiye binip gitti. Sadece bir hafta içinde hem Janet Jackson’ın hem de Jermaine Jackson’ın imzasına sahip oldum. Çok mutluyum.

168142_10150090509193891_687378890_6325487_4439222_n

180159_10150093054693891_687378890_6363732_847446_n

Kendisinden MjTurkLover üyelerine selam söyledim. Foruma yazdıklarımdan sonra fotoğrafın photoshop olduğunu iddia eden biri oldu. Tabii ki diğer üyelerimiz onun gibi düşünmüyordu. Bana inanıyorlardı ve fotoğrafın gerçekliği gün gibi ortadaydı. Bu arada haber vermediğim için haklı olarak kırılanlar oldu ama olaylar çok ani geliştiği için kimseye, özellikle de karşıda oturanlara haber veremezdim. Gelseler bile geç kalırlardı. Ama yine de kimseye haber veremediğim için çok üzgünüm. Çok ani oldu. 2 gün Atıl Kutoğlu ile yazışmamdan sonra ayarlandı bu buluşma… Aslında akşam havalimanı’na gidip personel kartımı basarak sadece pasaportla çıkış yapan yolcuların ve personellerin giriş yapabildiği boarding bölümünde Dubai uçağının çıkış yapacağı gate’e giderek yakalamayı planlıyordum. Ki bu durumda kimseyi çağırmam mümkün değildi, fakat sayın Atıl Kutoğlu kendi Paris uçağına binmeden evvel bana attığı davet mailini ben dişçiden döndükten sonra gördüğümde hızlıca evden çıkmıştım. Otelden çıkış yapmadan yakalamam gerekiyordu. Hatta metrobüs’ten indikten sonra taksi tutarak yetişebildim. Yoksa oraları bilmediğim için bulamazdım ve kaçırırdım. Orada sadece 5-10 dakika falan beklemişimdir. Hatta iş yerindeki doğum günü partisine bile gidemedim kutlanacak personellerden biri ben olduğum halde… Eğer önceden ayarlansaydı bu buluşma, Facebook’ta etkinlik açıp arkadaşları davet etmezdim. Onlara da ayıp oldu ama hayatta bir kere ele geçecek bir fırsattı bu… Karşıdan gelecek arkadaşlara haber verseydim kaçırırlardı. Ayrıca orada birden fazla kişi olsaydık daha güzel olurdu. Keşke bunu gerçekleştirebilseydim ama oraya MjTurkLover’ları temsilen gittim. Sahte iddialarına gelince… Böyle bir şeye ihtiyaç duyar mıyım sizce? Sonuçta “Michael Jackson mezarından çıktı, benimle fotoğraf çektirdi” diye yazmadım ki… Zaten İstanbul’da ikamet eden ve yaşayan abisi Jermaine ile fotoğraf çektirdim. Hem çoktan Türkiye’den ayrılmış olsa ertesi günü Kelebek gazetesinde yeni röportajı yayınlanabilir miydi?

DSC04401

Jermaine Jackson’ın Twitter adresi http://twitter.com/jermjackson5 … Bugün “Hoscakal, Istanbul (Goodbye, Istanbul). Back on the road, traveling east…” diye yazmış. Dikkat ederseniz Türkçe olarak da yazmış. Sizce iddia ettikleri gibi çoktan Türkiye’den ayrılmış olsa bu mesajı daha bu akşam üstü yazar mıydı? Buluşmamızdan çok kısa bir süre sonra yazmış. (Yarın da “Now in Dubai. Have luggage this time. Have sunshine ; )” diye yazacak. Günlüğümü sonradan MjTurkLover forumundaki yazılarımdan derleyerek ve eklemeler yaparak yazdığım için biliyorum) Sizce Amerika falan dururken ben nasıl Dubai’ye gideceğini öğrenmiş olabilirim? Üstelik basında da bir sonraki durağının Dubai olacağı yer almadı. Jermaine, bu bilgiyi 10 Şubat’ta paylaştı Twitter’da… Ben ise 9 Şubat’ta paylaşmıştım MjTurkLover’da… Fotoğraf çektirdiğimize inanmayanlar Jermaine Jackson’a Twitter üzerinden sorabilirler. Fotoğraflarımızdan herhangi birinin linkini yollayarak “Bu fotoğraf gerçek mi?” diye tvitleyebilirsiniz. Dikkat ederseniz iki poz var. Photoshop olsa bir tane olurdu ve iki tane olsa bile ikisi birbirinden boyut, ışık, v.s. olarak çok farklı olurdu. Zira ben zaten Jermaine Jackson’a fotoğrafın linkini yolladım ve teşekkür ettim… Bu arada annem ve babam da çok sevindi. Babam “Neden beni de çağırmadın? Jackson 5 benim zamanımın grubuydu. Ben de fotoğraf çektirmek isterdim” diye kızdı. “Valla senin fotoğraf çektirmek isteyeceğin ihtimali bile gelmedi aklıma” diye şaşırdım. Ki kendisi “Benim Maçka’ya gitmem lazım. Nasıl giderim?” diye sorduğumda Jermaine Jackson ile buluşacağımı biliyordu. 😀 Belki de gerçekten görüşeceğime ihtimal vermedi. Ayrıca önemli olayları yazdığı kaç yıllık minik bir defteri vardır. İşte ne biliim “Emekli oldum”, “Turgay askere gitti”, “Kızım işe girdi” gibi aile tarihine geçen olayları yazar sadece… O kadar ünlüyle fotoğraf çektirdim, hayatında ilk kez bir ünlüyle ilgili bir şey yazmış. “Turgay, Michael Jackson’ın abisi Jermaine ile tanıştı ve fotoğraf çektirdi” diye yazmış. “Jackson 5 efsane gruptur ya… Bence çektirdiğin en anlamlı fotoğraf” dedi. Annem de arkadaşlarıyla yaptığı gün gibi bir buluşmadan döndü. Henüz bilmiyordu. Odama çağırdım ve laptop’ımda büyüttüğüm fotoğrafı gösterdim. “Baaak, Michael’ın abisi ile fotoğraf çektirdim” dedim. O da “Oooooooooooo!!!!” diye bağırdı. Mutluluktan ne yapacağını şaşırdı. “Vay canınaaa! Süpeeeerrrr!!! Nerede buldun?!” diye gülerek bakakaldı… Hadi photoshop yapıp yalan uydurdum diyelim, aileme de mi yalan söyleyeceğim? Onlara “Photoshop olduğunu düşünenler oldu” dedim… Çok güldüler. “Niye photoshop yapasın ki? Eline ne geçecek? Ne saçma… Hem photoshop olsa nasıl sarılacaksın? Vücut senin vücudun, sweat-shirt senin sweat-shirt’ün” dediler.
Hatırlarsanız daha önce mesajlarımız ve resimlerimizle (fan kitabı, pankart gibi ürünlerle) Jackson Ailesi’ne MjTurkLover olarak ulaşmıştık. Bu sefer Jermaine Jackson’a ulaştık. Aslında o pankartlardan, fan kitaplarından da bahsedecektim ama hem çok fazla vakit olmadı, hem de “Benim resmimi, adımı görmüş olsa bile o kadar fan arasında hatırlar mı ki?” diye kaygılandım. Aaaah ahh… CD yapamadım ya, ona üzülüyorum ama CD yakmaya kalksaydım görüşemezdim. Dakikalar, hatta saniyeler çok önemliydi.

DSC04417

Babamın çok ilginç bir sorusu oldu. “Ondan Michael Jackson kokusu aldın mı?” diye… Jermaine Jackson kötü kokmuyordu, çok temizdi ve bakımlıydı ama ona sarıldım ve Michael Jackson elektriği aldım gerçekten… Yanında kendimi güvende hissettim ve aurası beni rahatlattı. En ufak bir negatif elektrik yoktu… Yani Michael’ın kanından olduğu gayet açık anlaşılıyordu. Hani Michael Jackson çok mütevazı konuşur ya? Yumuşak bir ses tonuyla başını öne eğip “OK, of course, allright” falan derdi ya? İşte aynı konuşma tarzını, ses tonunu Jermaine Jackson da yapıyor. Daha önce bu huylarının benzediğini televizyondan falan fark etmemiştim. Bir de ben Michael Jackson dışındaki tüm Jackson erkeklerinin çok şişmanladıklarını düşünürdüm. Meğersem TV öyle gösteriyormuş. Jermaine uzun boylu ve yapılıydı ama asla yağları yoktu. Hatta boyuna göre zayıf bile sayılırdı. Çok şıktı, üzerindeki kıyafeti iyi taşıyordu, Atıl Kutoğlu onu manken yapma isteğinde haklıymış. Daha önce çok ünlü gördüm, hatta bazı ünlülerle çalıştığım oldu ve televizyonun şişman gösterme özelliğini daha önce de fark etmiştim. Şişman sandıklarım zayıf çıktı, normal sandıklarım zayıf çıktı, normal zayıflıkta sandıklarım da bir deri bir kemik çıktı. Örneğin Seda Sayan programında inceltici mercekler kullandığı için kızardım ama zaten kadın çok zayıfmış. Yani inceltici kamera zaten normal halini gösteriyormuş. Bazen kendimi kamerada izlerken “Uff ne kadar kilo almışım” diye düşünürüm. Fakat aynada o kadar gözükmem. Hatta beni internetten tanıyanlar “Videolarında ve resimlerinde çok şişman görünüyorsun. Ben seni iri yarı bir şey sanmıştım” derler gerçek hayatta da tanıştıklarında… Evet, göbek sorunum var ama hakikaten kliplerimde göründüğüm kadar şişko değilim. Aynı şey Jermaine Jackson için de söz konusu… Bu durumda Michael Jackson’ın da epey zayıf olduğunu görebiliriz. Çünkü televizyonda normal görünüyor. Jermaine Jackson ile 2001 yılında dans ederken epey fark vardı aralarında… Hatta son dönemde Michael Jackson’ın çok zayıfladığı konuşuluyordu. “Demek ki o konuda haklılarmış” dedim dün… Yani kısacası kameralar yalan söylüyor! Michael Jackson’ı çıplak gözlerle dans ederken görmenin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum doğrusu… Eminim ekrana yansıyandan çok daha iyidir. Yine kendimden bir örnek vereceğim. Geçenlerde iş yerindeki arkadaşlarım “Gerçekten çok iyi dans ediyorsun. Harikasın! Seni canlı izlemek çok keyifli… Fakat internette de kliplerini izledik. O kliplerde dansın çok kötü görünüyor. Neden bu kadar farklı?” diye sordular. Hem de ayrı ayrı, bilmeden… Dansımı beğendikleri için sevineyim mi, yoksa kliplerimde asıl dansım yansımadığı için üzüleyim mi bilemedim… “Amaaaan, nasıl olsa çok büyük bir iddiam yok. En iyilerden biri değilim” diye boşverdim. Fakat bir yandan da “Michael Jackson’ın dansı televizyonda harika görünüyorsa kim bilir gerçeği nasıldı?” diye merak ettim. Jermaine Jackson’la görüştüğümde Jackson’ların hayatı ve kendi hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçerken bunları düşündüm ışık hızıyla… Ve tabii ki Jermaine Jackson’ın Jackson 5’daki halleri, The Jacksons’dan ayrılması, 2001 yılındaki re-union konseri, 2005 yılındaki davalarda kardeşine verdiği destek, kardeşinin cenazesini taşıdıktan sonra ağlayarak Smile’ı söylemesi, ölüm haberini basına açıklaması, “Keşke Michael yerine ben ölseydim” demesi, Margie’nin mesajlarımızı Jackson ailesine ulaştırması falan ileri geri sarılan bir kaset gibi aklımdan geçti bir özet olarak… O yüzden çok duygulandım. Jermaine de, ben de gülüyorduk. Japon turistler de gülüyordu ama burukluk hissediliyordu. Hala acısını kalbinde taşıdığını hissettim ve bu konuda çok samimiyim. Aslında içimden Jermaine’e sarılıp ağlamak gelmişti ama Türkiye tatilini mahvetmek istemedim… Gerçi öyle bir şey zaten yapamazdım. Hiç huyum değildir öyle şeyler, sadece içimde öyle bir duygu vardı. Yapabileceğimden değil…
Bu arada bugün Jermaine Jackson ile buluştuktan sonra Cevahir’deki D&R’a gittim… Hani üzerinde bir kadın resmi olan “Michael Jackson in Bossa” adlı tribute bir CD çıkmıştı ya, Michael Jackson ölmeden bir kaç ay evvel? Yurt dışında iki ayağı üzerinde duran MJ silüeti olduğu halde Türkiye’de o seksi bayan resmiyle çıkmıştı… Michael Jackson’ın şarkıları jazz, latin karışımı bir asansör, restaurant müziğine dönüştürülmüştü ve tek CD’ydi… Tabii ki çıkar çıkmaz almıştım. Hatta bazı arkadaşlar MJ öldükten sonra cover’landı o şarkılar sanmıştı. Gerçekten sanki bir kaç ay sonra öleceğini bilerek anısına yapılmış gibiydi. Her neyse, işte D&R’da o albümün çift CD’lik ve MJ silületli versiyonunu buldum. Daha çok şarkı var ve “Michael’s Bossa Grooves” adıyla yurt dışındaki kapakla yayınlanmış. Sadece 1 tane vardı, aldım. Tabii ki “TST, sadece bir tane olduğunu söyledi, o zaman kalmamıştır. Boşu boşuna gitmeyeyim” diye düşünmeyin. Çünkü geçenlerde de “The Remix Suite” için MjTurkLover’ın forumunda “Sonuncusunu aldım, tükendi” tarzı bir şey yazmıştım ya? İşte o CD’yi dün yine rafta gördüm. Yine getirtmişler. Ama yine sadece bir tane var. Eğer şu an vaktiniz varsa hemen bir koşu gidip alın ve MJ arşivinizi tamamlayın. İlk giden alır.

DSC04415

Ve biliyor musunuz? Evvelsi gün çok şanssız bir gün yaşamıştım. Hatta bir kaç gün üst üste oldu bu… Yok check-in yaparken makinalarım bozulur, tamir etmeye çalışırken yolcuya rezil olurum, yok sorunlu yolcular bana denk gelir, hatta bazılarıyla tartışırım, yok iki dişimin dolgusu arka arkaya düşer ve diş etim kanar (hatırlarsanız dişçiden sonra Jermaine ile buluşmaya gitmiştim), yok gıda zehirlenmesi yaşarım (evvelsi gün zehirlenmiştim, dün de devam ediyordu) falan… “Ooffff, ne şanssızım bugünlerde yaw! Neden böyle?” diye düşünüyordum. Bardağı taşıran son damlalar da evvelsi günü olmuştu. Fakat bugün her şey çok güzeldi. Jermaine Jackson ile tanışmam, dişimin yapılması, o albümün çift CD’lik versiyonunu bulmam, işle ilgili olumlu gelişmeler falan… “Demek ki Allah bir gün seni sınarken ertesi günü talihini değiştirebiliyor” diye düşündüm. O yüzden umutsuzluğa kapılmayın. Kötü bir gün geçirirseniz gözlerinizi kapayıp uyuduktan sonra uyanın ve güneş doğduğunda yeni bir gün başlamış olacak. Önceki günü düşünmeden yaşayın. Daha önce de deneyimledim bunu… Ne zaman berbat bir gün yaşasam ertesi günü her şey çok daha güzel olabiliyor. Gerçi bazen günler, hatta haftalar kötü geçebiliyor. Örneğin daha bir sene evvel kuşum Fıstık ölmüştü, bir hafta sonra çocukluk arkadaşım vefat etmişti (ki zaten 2009’da bir çok kişiyi kaybetmiştim) ve yine çocukluk arkadaşımın vefat ettiği aynı gün küçülmeden dolayı CNN Türk’ten topluca çıkartılmıştık. Fakat işte o işsiz ve yasta olduğum iki boşta geçen ayım (hatta 2 ay bile sürmemişti) süresince şehir dışında tatil yapmıştım. İzmir’e gitmiştim ve bol bol gezmiştim. Michael Jackson Restaurant’ında Michael Jackson pizzası yemiştim mesela… Ve bir çok güzel olay olmuştu. Bardağın dolu olan kısmını da görmek lazım demek ki… Aaaa, Jackson’s Kingdom Restaurant’ından bahsedince aklıma geldi. Tüh be, keşke Jermaine’e “İzmir’de böyle bir yer var” diye bahsetseymişim. Ki röportajında da İzmir’i çok sevdiğini, tekrar gelmek istediğini söylemiş. Aslında konuşacağım o kadar çok şey vardı ki… Olsun, o yaşadığım kısa anlar bile yetti bana…

©2011 TST Interactive Company

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe