Kemancı Michael Jackson Partisi’nde neler oldu?

20022010mjturkloverbulumas3

29 AĞUSTOS 2008 CUMA: Bugün özel bir gündü, çünkü hayatımda en çok dinlediğim yabancı şarkıcı olan Michael Jackson’ın tam 50 yaşında olduğu doğum günüydü. Sıradan bir fan olmadığım için kutlamak zorundaydım çünkü bir daha bu şans olmayabilirdi. Taksim’deki Kemancı’da “Michael Jackson 50. yaş doğum günü” vardı. O yüzden Sport Center bittikten sonra hemen 8 çeyrek servisiyle Taksim’e gittim. Saat 9 gibi ordaydım. Saat 9’da başlayacak sanıyordum ama meğer başlama saati 9’daymış. Bu arada Taksim Meydanı’nda bir rock konseri vardı. Sunucunun sesi ve konuşma tarzı, hatta “Orada öylece duruyorsunuz, ama bu organizasyonun amacı Pekin 2008 olimpiyatlarına katılacak olan özürlü vatandaşlarımıza yardım etmek. O yüzden harekete geçip destekleyin” diye iğneleyici konuşması bana bizim kanaldan Tuğba’yı hatırlattı. Sahneye yaklaştığımda gözlerime inanamadım. Zaten Tuğba’ymış. Nazar değmesin diye özel organizasyonlarda sunuculuk yaptığını kimseye söylemiyormuş. Beni sahne arkasına çağırdı ama partiye gideceğimi söyledim.
Evet bu partiye ben de gittim ama tanıdık göremediğim için tek başıma oturdum. O yeşil t-shirt’lü, tüm şarkılara eşlik eden ama tanıdık kimse olmadığı için sadece Bad ve Thriller çaldığında gaza gelip dans eden, diğer şarkılarda oturan kişi benim. Normalde tanıdık olsa acayip terleyene kadar coşardım. MJ Fan’lar vardı tabii ki. Bir grup vardı mesela. İki kız fötr şapka takıyordu, bir tane şişman adam epey iyi figürler yapıyordu. İki genç vardı, onlar da şarkılara eşlik ediyordu. Bir tanesi epey iyi dans ediyordu, gecenin yıldızı gibi olmuştu ama diğeri hep oturmuştu. Yine de hiçbirini izlemek iyi figürler bilmediği halde kendi halinde büyük bir keyifle dans eden sarışın orta yaşlı bayanı izlemek gibi keyif vermedi. Yanlış anlamayın, o anlamda söylemiyorum. Herkes çekingen çekingen dans ederken en çok eğlenen, samimi olan o olduğu için söylüyorum. Benim gibi yalnız gelen benim yaşlarımda iki genç daha vardı. “Onlar da yalnız, ben de yalnız” diye “MjTurkFan’a üye misiniz?” diye muhabbet açmak istedim ama çekindim. Herhalde en az bir 100 MJ Fan falan tanıyorumdur ama hiçbirini görememek beni üzdü. En ilgili olanlar bile yoktu, çünkü meğersem bugün için Şişli’de son anda bir dans gösterileri çıkmış, ondan gelmekten vazgeçmiş bizim grup… Yoksa daha kalabalık olacaktı, eminim. Eğer başka bir tarihte yine olursa bence daha kalabalık olur. Bir de herkes yazlıkta falan… Yoksa bizim normal buluşmalar bile 40-50 kişi oluyor biliyorsunuz. Eskiden partilerde beni tanıyıp “TST, ben bilmemne nickli üyeyim, hani senle şöyle yazışmıştık” diye yanıma gelenler olurdu, bu sefer böyle olmayınca “Demek ki bunlar siteye üye olmayan MJ Fan’lar ya da son zamanlarda eskisi kadar aktif olmadığım için beni bilmeyen yeni üyeler” diye düşündüm.Bu arada sonradan öğrendim ki Adana’dan gelen bir MjTurkFan üyesi arkadaş damsız olduğu için içeri alınmamış. Dediğim gibi benim gibi iki sap daha vardı. Mutlaka başka bir nedeni vardır. Benim çantamı bile kontrol etmediler. Hatta bedava bira yollamaya başladılar. Neden torpil yaptıklarını bilemiyorum. Kurtlarımı da dökmemiştim halbuki… Genelde oturarak eşlik ettim şarkılara…. Belki de “One Day In Your Life”dan “Xscape”e kadar tüm şarkılara eşlik ettiğimi görünce harbi MJ Fan olduğumu anlamışlardır. Bir de ilk gelen bendim, ondan da olabilir. Hadi yalnız diye acımış olsalar iki yalnız daha vardı. Bu arada bir tanesine acıdım. Bir ara birçok kişi Bad ile piste çıkınca (ben bile çıkmıştım) o da “Ben de kalkayım bari” diye yerinden kalktı ama çekindi, bir süre ayakta durduktan sonra tekrar oturdu. Gecenin başlarına dönersek eğer dayadılar “The Ultimate Collection”ın Motown bölümünü; “I Want You Back”ten “Scared of The Moon”a kadar direk CD’yi çaldılar. Başlarda DJ kabininde kimse yoktu. Korktum hep böyle olacak diye. “Ben bunları evde de dinlerim. O kadar da para verdik. Ne temposu düşük bir parti” diye düşünüyordum. “Neyse, evde sesini bu kadar açamıyorum. Helal olsun, bugün Michael’ın 50. yaş günü” diye düşünüp kendimi avuttum ama sonra DJ (Şener Çetin) kabine geçince işler değişti. “Somebody’s Watching Me” gibi başkalarının albümlerinde yer alan şarkılardan tutun “Xscape” gibi nadir bilinen ama sağlam olan şarkılara kadar doyurucu bir playlist çalmaya başladılar. Hatta çok fazla popüler olmadığı, derleme albümlerde yer almadığı halde en sevdiğim Michael Jackson şarkıları da çıkınca keyfim yerine geldi. En sevdiğim şarkı olan “Who Is It”ten tutun değer verilmesi gerektiğini düşündüğüm “Speed Demon”a, cep telefonu melodim “Leave Me Alone”a kadar neredeyse tüm favorilerim çıktı. Başlardaki derleme fiyaskosunu saymazsak gecenin ilerleyen saatlerinde playlistin tek eleştirilecek yanı istek şarkı yaptığım (Tony Moran’s HIStory Lesson) halde “Remix çalmayacağım” gerekçesiyle tam partilik şarkıyı çalmamalarıydı. Ben 1’e doğru çıktım. Belki de ben gittikten sonra çalmışlardır, çünkü “Belki çalarım” demişti DJ… Belki de kırmamak için öyle demişti. Bu arada DJ’in 2, 5 yıl evvel gittiğim Samantha Fox’un konserinden önce çıkan DJ’lerden biri olduğunu öğrendim Hakan’dan… (Diğeri bizim Can’ın babası Murat Beşer’di) Hakan demişken, o da geleceğimi bilseymiş bana eşlik edermiş, üzülmüş yalnız gittiğim için. Ben ise geleceğim kesin olmadığı için kimseye haber vermemiştim. “Nasıl olsa mutlaka tanıdık vardır, orda yalnız kalmam, çevrem geniş MJ camiasında” diye düşünüyordum ama aldanmışım. Aslında “Ne zamana kadar sürecek?” diye merak ediyordum ama sarhoş olup başım dönmeye başlayınca ordan ayrıldım. Yine de birçok kişiden sonra çıktım. Saat 1’e geliyordu. Unutmadan, ünlü bir metalci de mekana takıldı. Sima olarak biliyorum ama kim olduğunu çıkartamadım. Yani görseniz “Tanımadın mı oğlum? O bilmemne grubunun solisti” dersiniz. Büyük ihtimalle yabancıydı ama Türk de olabilir. Saçları uzun, sapsarıya boyanmış, gözleri bol sürmeli biri… Şebnem Ferah’ın “Fırtına” klibinde banyoda fantazi yapan adama benziyor. Sanıyorum metalci olduğu halde bir pop şarkıcısının partisine sırf hayranlarının yoğun ilgisinden kaçmak için gelmişti. Bir metal partisine ya da konserine gelseydi kimse onu rahat bırakmazdı. Bunu Rock’n Coke’tan biliyorum. Metalciler, rockçılar sahne aldıktan sonra soluğu elektronik müzik çalan Burn çadırında alıyorlardı çünkü sırf metal, rock dinleyen hayranları techno müzik çalan bir yere adım atmıyorlardı. Kim olduğunu çıkartmaya çalışsam da bir türlü anlayamadım. Yalnız bir şarkıda dayanamayıp (“Can’t Let Her Get Away” olabilir, emin değilim) o da birkaç dans figürü yapmaya çalıştı. Aklıma “Kolay Para” filminde arabeskçi olduğu halde evinde clubber partileri veren Özcan Deniz geldi.
Daha çok metalcilerin takıldığı bir mekanda bizim gibi pop gibi diğer müziklere de kulaklarını kapatmayan her türlü müzik dinleyen müzikseverleri de düşündükleri için Kemancı yönetimine teşekkür ediyorum… Bu arada Kemancı benim için çok özel bir yer çünkü ben Şebnem Ferah hayranıyım. Türkçe olarak en çok Şebnem Ferah dinliyorum. Daha önce defalarca Şebnem Ferah konserine gittiğim halde Kemancı’dakinde epey heyecanlanmıştım. Çünkü Volvox efsanesinin doğduğu yer orasıydı.
Neyse, daha fazla sarhoş olmamak için oradan ayrılıp dolmuşlara doğru dengesiz yürüyerek gitmeye başladığımda sevmediğim, sürekli benimle uğraşan birini gördüm. Halisinasyon mu diye baktım ama gerçekti… Telefonla konuşuyordu “Onunla da kavgalıyız” diyordu. Kavgalı olmadığı biri var mı onu söylesin asıl… 😀 Bir de dolmuşta epey zor durumda kaldım. Kemancı’da defalarca tuvalete gitmeme rağmen seviyemden fazla içtiğim için yine küçük tuvaletim geldi. Epey sıkıştım. Allah’tan gece geç saatlerde yollar boş oluyor, yoksa nasıl dayanırdım, bilmiyorum. Dolmuşta hareketsiz kaldım ama durakta inip yürümeye başlayınca dayanamayacak hale geldiğimi anladım ve en yakın ağaçta işimi hallettim. Eve kadar tutamayacaktım çünkü… Komik bir anı oldu bu da…
Tabii ki Michael Jackson’ın bu seneki doğum günüyle ilgili tek yaptığım şey bu değil. 2000 yılından beri normal doğum günlerinde, yılbaşlarında bile bir şekilde mesaj yolluyorum Karen Faye ve Margie De-Farie gibi yurt dışında Michael Jackson’a yakın olan kişilerin hazırladığı özel kitapçık gibi şeylerle… Hatta Türkiye’deki fanların mesajlarını bile İngilizce’ye çevirip onlara öncülük yapardım. Davada Neverland kapısına asılan MjTurkFan pankartını ve Amerika’da yayınlanan bir dergide Tommy Mottola’nın Invincible promosyonunu durdurmasıyla ilgili yazdığım protesto yazımı artık saymıyorum bile… Bu sefer hem yurt içi, hem de yurt dışı bağlantılarımı kullandım. Yurt dışı olayını söyleyeyim önce… Bana YouTube’dan ulaştılar “Michael Jackson’a vermek amacıyla 50. yaş özel videosu hazırlıyoruz. Senin videonu da kullanmak istiyoruz. İzin verir misiniz?” diye… Tıpkı BBC’nin 1, 5 – 2 yıl evvel Thriller için bana ulaşması gibi… Seve seve kabul ettim. İzin vermeseydim de ne yapsaydım? Yurt içindeki olayıma gelirsek eğer Sony Müzik Türkiye ve Michael Jackson Türkiye’nin kurucusu Davut Baysal’ın işbirliğiyle hazırlanan ve Michael Jackson’a resmi yollarla ulaştırılacak olan Türk fan’lar mektubunda benim mesajım da kabul oldu. Yani kuru kuruya sadece bir partiye giderek yetinmedim. 😀

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe