Madonna Arifesinde Sertab Erener Konseri

Madonna konseri arifesinde Sertab Erener Konseri ile ilgili en detaylı yazı – 6 Haziran 2012 / Galatasaray Lisesi

06062012451

6 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA: Bugün United Airlines eğitiminin 3. günüydü. Sonunda check-in yapmaya geçtik. İlk 2 gün check-in’in ç’sine geçmediğimiz, bilet satışla ilgili rezervasyon yapmayı filan öğrendiğimiz için öyle sabırsızlanmışım ki, Iberia’daki api girme deneyimim de olunca sınıfta ilk check-in’i ben yaptım. Amerika’dan sırf bu eğitim için gelen Kealani Hanım da “Who is the first?” diyerek kart basma makinesinden çıkan kartıma baktı, ben de “Me” dedim. Bu yüzden içinde çoraptan kreme, uyku gözlüğünden diş fırçasına kadar ufak tefek şeyler bulunan United Airlines çantası hediye etti bana… 😀
Eğitim binasındayken Davut aramıştı ve Taksim’e yarınki Madonna konseriyle ilgili toplantı yapmak için çağırmıştı. Onlar sabahlamak için buluşma sonrası Türk Telekom Arena’ya gideceklerdi. Ben de iş çıkışı sonrası soluğu Taksim’de aldım. İzmir’den gelen MJ Fan arkadaşım Can Köymen ile Mephisto’da buluştuk. Burger King’de yemek yedik. Daha sonra dolaştık. Davut biraz gecikti. “Galatasaray Lisesi’nin orada buluşalım” dedi. Biz de oradaki meydana gittik. Bir baktık, Galatasaray Lisesi’nin önü kalabalık. Herkes sıra olmuş, içeri girmeye çalışıyor. Multitap grubunun da müzik sesleri dışarıya kadar yayılıyordu. Bir baktık, 22:00’de Sertab Erener konseri var! Aslında Pazar günü Taksim’e gittiğimde festival ile ilgili ilanlar dağıttıklarını görmüştüm, en çok ilgimi de Sertab Erener ismi çekmişti ama gidebileceğimi sanmadığımdan plan yapmamıştım. Yine de daha önceki konser kritiklerimde de yazdığım gibi Sertab Erener’in tek başına konserini hep izlemek istiyordum. Yıllar evvel Barış Manço’yu anma konserinde “Dağlar Dağlar”ı söylemişti. Yani tek şarkılık performansını görmüştüm sadece… Ama kendi şarkılarını söylediği full konserine yıllardır gitmek istediğim halde kısmet olmamıştı. Kısmet yine en çok gitmek istediğim konserlerin başında gelen Madonna konserinin arifesindeymiş. İki gün üst üste Sertab ve Madonna’yı izleyeceğim hiç aklıma gelmemişti yalnız… Tıpkı 19 Mayıs’taki Yeni Türkü konserinde olduğu gibi Allah beni seviyormuş valla. Yine tesadüfen hep gitmek istediğim konserlerin birine girmeye karar verdim aniden… Can da çok istiyormuş zaten Sertab’ı canlı izlemeyi. Davut’un gelmesini bekledik. O da gelince konser sırasına girdik. Önümüzdeki adamlara “Öğrenci kartınızı görebilir miyiz?” diye sordular. “Hayır” cevabını alınca “Sadece öğrenciler girebilir” dediler. Biz de korktuk. “Eyvah bizi de almazlarsa?” diye… Davut ve ben öğrenci değildik. Koskoca adamlardık artık. Can öğrenciydi ama onun da öğrenci kartı yanında değildi. Bir plan yapmalıydık. Can’a “İzmir KentKart’ını çıkar. O da öğrenci pasosu gibi bir şey” dedim. Ben de apron kartımı hazırladım belki öğrenci kartıyla karıştırırlar diye… Üstelik üzerimde de üniformam vardı. Hatta “He he, lise üniforması diyeyim. Yıllarca sınıfta kaldım diye kandırırım” diye espri bile yaptım arkadaşlara… Davut hızlıca kontrolü geçti. Biz kartlarımızı hazırlamıştık. Sormamışlardı bile. Biz de onu takip ettik. Evet, işte içeri girmiştik. Sonradan düşündüm ki belki de tiplerini beğenmedikleri kişileri almıyorlardı. O bahsettiğim adamlar kıro, tipi kaymış tiplerdi zaten… Ayrıca içeri aldıkları insanlar arasında bir amca da vardı. Belki de oğluyla falan girmiştir. Güvenlik araması yapıldı. Meyvalı adamın meyvalarını almadılar. Zaten mantıklı, ya domates gibi meyvalarını sahneye atarsa? Daha sonra Özge (ama MjTurkLover İstanbul sorumlusu olan değil, Michael Jackson Türkiye’nin sergilerinde yer alan Özge) ve kız kardeşi ile de görüştük lisenin içinde… Ama onların ayrılması gerekiyordu. Mesut’un da (Pulat olan) aramıza katılmasıyla 4 kişi Madonna konserini konuşmak yerine bir başka konseri izlemeye koyulduk.
Sertab Erener sarıya boyattığı saçlarıyla adeta Madonna gibi olmuştu. Eğer iddia doğruysa 1 milyon hücre şırınga ettirmiş yüzüne zaten… “İstanbul” ile başladığı konseri “Rengarenk” ile bitirdi. Bis yaptı mı, bilemiyorum, çünkü biz Rengarenk’i dinleyerek kampüsü terk ettik. Bir yandan da yağan yağmur ile sırılsıklam olduk. Artık Davut’la birbirimize saçlarımız seyrek olduğu için “Saçlarım bozuldu”, “Jölem aktı” gibi espriler yapıyorduk. Neyse, her ne kadar adı Sertab Erener olduğu için her zaman eksik kalacak bir playlist olsa da (mesela en sevdiğim albümü “Sertab Gibi”den daha çok şarkı olmasını beklerdim; “İncelikler Yüzünden” ya da “Yara” gibi… Ayrıca “Sakin Ol!” albümünden yanlış hatırlamıyorsam hiç şarkı söylemedi) yine de her Sertab şarkısı güzel olduğu için tatmin edici bir konserdi. Ayrıca yarın internette ilk kez yayınlanacağını duyurduğu ve Ozan Çolakoğlu’nun albümünde yer alacak olan “Dım Dım” şarkısını ilk kez bu konserde söyledi. Can şarkıyı beğenmese de ben fena bulmadım. Özellikle de “Mırıldandıııııımmm!” kısmında haykırdığı bölüm çok hoşuma gitti. Aklıma Şebnem Ferah’ın konserleri geldi. Sonuçta Sertab Erener de Pop müziğin Şebnem Ferah’ı sayılır.
Eskiden konserlerde çalınan şarkıları sırf kritiğimde (yani günlüğümde) yazmak için not etmeye ya da hatırlamam için kısa kısa bölümler kaydederek play-list oluştururdum ama son zamanlarda tembellikten bunu yapmıyorum. Belki de bu konserde yapabilirdim ama şarjım bitmek üzereydi zaten. Yine de aklımda kalan şarkıları karışık olarak yazıyorum: belki de en sevdiğim Sertab Erener şarkısı olan “Aslolan Aşktır”, “Yanarım”, “Aşk”, Voice Male’in çinçinlerini aradığım “Zor Kadın”, “Yolun Başında”, “Kendime Yeni Bir Ben Lazım”, Eurovision’da şu ana kadar birinci olduğumuz tek şarkı olan “Every Way That I Can”, “Kumsalda”, “Söz Bitti”, “Koparılan Çiçekler”, “Bu Böyle” ve “Açık Adres”… Bu şarkılar dışında da söyledikleri vardır ama aklıma gelmiyor. Saat 22:00’de başlayan konser 22:30 gibi bitti. Aslında bitiş saati 00:00 olarak yazıyordu ama belki de şiddetli yağan yağmurun etkisi oldu. Islansak da konseri bırakmaya niyetimiz yoktu. Devam etseydi de divanın bu güzel sesini canlı olarak dinlemeyi sürdürürdük. Bu arada mekan Galatasaray Lisesi olunca her yerde Galatasaray bayrakları, balonları falan vardı. Sertab Erener de GS bayrağı ile şarkı söyledi. Ona Galatasaray yüzüğü taktılar. Sertab da şampiyonluğu kutladı ama itiraf etti, Galatasaraylı değilmiş. Ona evlenme ve nişanlanma tekliflerinde bulunanlara “Sizin yaşınızda güzel bir şey gibi görünüyor evlenmek ama inanın büyüyünce evliliği istemeyeceksiniz. Ben 2 kez evlenip boşandım. Deneyimli biri olarak söylüyorum bunu” dedi. Yalnız ben sadece Levent Yüksel ile evliliğini biliyorum. Diğer arkadaşlar da bilmiyorlarmış. Demir Demirkan ile beraber yaşadığını biliyoruz ama evlilik olmadan diye sanıyoruz. İkinci evliliği ile ilgili bir bilgim yok. Vokalistlerinin sesleri de güzeldi. Kendileri de… Bir tanesiyle düet yaptı. Düet yapmadığı vokalisti eski Hepsi grubu üyesi Gülçin Ergül’e benziyordu. Zaten konserde herkesi birine benzetiyordum. Arkadaşlar da bana hak verdiler. Mesela Sertab’ın klavyecisini HIM’in vokalisti Ville Valo’ya benzettim. Seyirciler arasında güneş gözlüklü, saçları Elvis tarzı olan esmer bir genç de aynen Bruno Mars’a benziyordu. Hatta o gencin de katıldığı bir kavgayı fırsat bilerek en öne geçme fırsatı bulmuştuk. Herkes kavgada darbe almamak için uzaklaşırken aradaki boşluğu görünce Davut’un teşvikiyle kendimizi en önde bulduk. Grup üyeleri arasında Serdar Barçın da vardı. Flüt ve saksafon gibi üflemeli çalgılarda adeta virtüöz olan bu sanatçıyı bir çok Şebnem Ferah konserinde ve geçenlerde gittiğim Yeni Türkü konserinde izlemiştim. Bunu bizimkilere söylediğimde Can “Sen nereye, Serdar Barçın oraya” diye espri yaptı bana…

fotograf2

Konserden sonra Cihangir’e gidip bir çay bahçesinde çay, soda içtik ve evlerimize geri döndük. Yarın da Madonna’yı izleyeceğim. Ama nedense sanki Madonna konserine gitmeyecekmiş gibi heyecansızım. Yine de bunun bilincindeyim ve çok mutluyum. Yarın sabah iş için erken kalkacağım ve sonra tekrar işten çıkıp yine konsere gideceğim. Ardından yine bugünkü gibi eve geç gelip az uyuyacağım ama bu iki konser her şeye değer…
Nilüfer’in 12 Düet konseri kritiğimde “Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Kylie Minogue, Christina Aguilera, Amy Lee, Şebnem Ferah, Pink, Samantha Fox, Özlem Tekin, Aylin Aslım, Aslı Gökyokuş, Leman Sam, Aşkın Nur Yengi, Göksel, Skin, Seden Gürel, Candan Erçetin gibi farklı kulvarlardan başka divaların ve diva liginde denebilecek bayan sanatçıları canlı izlemiştim daha önce… Nilüfer de bu anı koleksiyonumda yer alacağı için çok mutluyum. O kadar konsere gitmeme rağmen Nilüfer’i canlı izleyememek içimde bir ukde olarak kalmıştı. Mutlaka bir Nilüfer konserine gitmem gerekiyordu. E, daha önce 16 kez canlı izlediğim Şebnem Ferah da tarihi bir düete imza atacağına göre kaçırmak ayıp olurdu. Barış Manço’nun anısına 2000 yılında yapılan konsere de gitmiştim. Nilüfer albümde söylediği halde konsere kendi işleri nedeniyle katılamamıştı. Yine ‘Barış Manço Şarkıları’ konserinde tek şarkılığına canlı izlediğim Sertab Erener’in de konserine gitmek istiyorum mutlaka… İnşallah Allah bunu da nasip eder. “ diye yazmıştım. Allah’a çok şükür, bu da nasip oldu. Bakalım ilerleyen zamanlarda başka hangi divaların konserine gideceğim? İster misiniz Mariah Carey Türkiye’ye gelsin ve konserine gideyim… Süper olur valla…

TURGAY SUAT TARCAN

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe