Madonna’nın İstanbul Konseri

Popun Kraliçesi Madonna’nın 7 Haziran 2012 İstanbul Türkiye Türk Telekom Arena Konseri ile ilgili en detaylı konser kritiği

07 HAZİRAN 2012 PERŞEMBE: Bugün hayatımın en önemli günlerinden biriydi. Hayallerimden birisi gerçekleşti. Daha ne olsun? Popun Kraliçesi Madonna’nın konserine gittim! Aylardır bugün için plan yapıyordum. Hatta yıllık izin bile talep etmiştim bugün için… Fakat bugün United Airlines eğitimimin 4. günü olduğu için doğal olarak iznim iptal oldu. Allah’tan konserin başlangıç saati 20:00’ydi ve benim işten çıkış saatim ise 18:00’di… 17:00’de de eğitim bitecekti zaten… Yani her durumda konsere gidecektim ama beni asıl düşündüren olay kapı açılış saatinin 17:30 oluşuydu. Dün Sertab Erener konserine gittiğimiz arkadaşlarla (Davut, Can, Mesut ve dün akşam Taksim buluşmamıza gelmeyen ama bugünkü konsere gelen daha niceleri) bu olayı konuştuk. Aslında izinli olsaydım ben de onlarla sabahlayacaktım, fakat eğitim şart tabii ki… Mecbur onlara sonradan katılacaktım. Planlamamıza göre onlar zaten önden sıra kapmış olacaklardı. Ben de araya kaynak yapacaktım, yani beni aralarına alacaklardı. O yüzden arkadaşlara eğitimi ne kadar erken bitirirsek o kadar iyi olacağını söylüyordum iş yerinde… Unaccompanied Minor (UM, yani refakatçisi olmadan uçan çocuk yolcular) hakkında bir sunum yaptım. Daha sonra Cengiz sağ olsun, beni 15:00’de çıkardılar. Girmediğim son dersi diğerlerine yetişebilmek için yarın extradan göreceğim. Neyse, tabii ki ben yanıma geçenlerde Taksim’den aldığım smokin resimli t-shirt’ümü, bandanamı ve hava yağmurlu olabileceği için (dünkü Sertab Erener konserindeki gibi ıslanmayayım diye) yıllar evvel Rock’n Coke Festivali’nde yine yağmurlu bir günde satın almak zorunda kaldığım Coca-Cola yağmurluğumu getirmiştim. O yüzden Atatürk Havalimanı’nda üzerimi değiştirip direk metroya binip ayrıldım… Bazı eşyalarımı da sınıfta bıraktım. Ataköy’de inip metrobüse geçtim. Mecidiyeköy’den de metroya geçip Türk Telekom Arena’da indim. Metroda dünyanın dört bir yanından gelen Madonna hayranları renkli görüntüler oluşturuyordu. Keşke bir iki kare fotoğraflarını çekseydim. Ben onların toplu fotoğrafında çıktım ama kim bilir hangi Facebook profiline ya da fan club’a koydular? Madonna t-shirt’ü giyen bir kız çok ilginç giyinmişti. Ama en tuhaf bulduğum kişi Madonna’nın göğüslerinin bulunduğu bir t-shirt giyen iri yarı bir adamdı. Tam göğüs bölümünde bulunuyordu ve şeytan boynuzları da takmıştı… Subliminal mesajlardan etkilenmiş anlaşılan 😀 Şortun altına bot giymesi de ilginçti. T-shirt dediğim de aslında atletti. Madonna’nın yüzü filan yoktu. Sadece göğüsleri vardı. Hatta adamın kendi göğüsleri de yanlardan fışkırıyordu. Atletin kesimi garipti yani. Ayrıca kız olsun, erkek olsun, çok yüksek topuk giyen insanlar gördüm. Hayret bir şey… Konserde normal ayakkabılar bile acıtıyor valla 😀 Çok gay vardı zaten. Çinliden zenciye bir çok ırktan turistler de gelmişti sırf konser için…

madonna-konser-bileti

Konser alanına yaklaştığımda hala karaborsacılar “Bileti olmayan var mı?” diye bilet satıyorlardı. Biletler 4 günde tükendiği halde bazı biletler zaten internetten falan normal fiyatın üzerinde satılıyordu. Vatan Gazetesi’nde Burak Kara “Dünyanın her yerinden konserin biletleri birkaç saatte tükenmesine rağmen İstanbul’da birkaç saat kalana kadar bile internetten satış yapılıyordu.” diye yazmış. Halbuki olayın iç yüzü böyle değil. Biletler 4 günde tükendiği zaten biliniyordu. İnsanları medya yoluyla niye yanıltıyorlar, bilmiyorum. Ben de biletimi tam doğum günümde, yani 22 Şubat 2012’de Doritos’un ön bilet satışında satın almıştım. Hatta bir kaç ay sonra bastırdığım biletin düzenlenme tarihi de 22.02.2012 olarak yazıyor. Konser benim için geç gelen bir doğum günü hediyesi gibiydi yani… Ayrıca çok fazla alkış almaması, ses düzenin kötü olması gibi televizyon ve gazetelerde çıkan haberler de gerçeği yansıtmıyor. Gayet güzel tezahürat yapıldı, çığlıklar atıldı. Ses sistemi de bence çok iyiydi. Zaten 3 uçak ve 45 tırla gelmiş. Kendi hoparlör sistemini getirmiş. Belki de tribünlerde daha kötü duyuluyordur, bilemeyeceğim. Biz saha içinde gayet güzel duyduk. Ses efektleri filan mükemmeldi. Tribünlere oturup uzaklaşırsanız hem kadını minik görürsünüz, hem de iyi duyamazsınız zaten.

07062012456

Neyse, güvenlik kontrollerinden falan geçtikten sonra karşıma yine Michael Jackson çıktı. Yarın Star’da başlayacak olan “Benzemez Kimse Sana” programının reklam afişi olarak kafanı sokup fotoğraf çektirebileceğin 4 tane isim vardı. Marilyn Monroe, Zeki Müren, kim olduğunu hatırlamadığım biri ve Michael Jackson… Tabii ki hemen oradaki kızlardan birine cep telefonumu verip kendi fotoğrafımı çektirdim. Kafa bana aitti, gövde ise Michael Jackson’a aitti. MjTurkLover forumunda “Michael Jackson’ın karşımıza çıkmadığı yer yok!” başlıklı konusuna koyacağım zaten o fotoğrafı… Millet “Aaa tam Michael Jackson gibi durdu” dedi benim için… Tanımadığım insanlardan bunu duymak güzeldi. MJ Fan olduğumu bile bilmiyorlardı. Herkes kafasını tam olarak yerleştiremiyordu ama ben kafamı hangi açıyla hangi yöne çevireceğimi iyi biliyordum. MDNA otobüsünün önünde de fotoğraf çektirdikten sonra Davut’ların beklediği G10 kapısına gittim. Ve şok oldum. İlk sıradalardı ama durdukları yerde demirler vardı. Oraya geçebilmem fiziken mümkün değildi. Can bir yandan da elinde duran ve benim bulamadığım Madonna maskelerini gösteriyordu. Onlara erken geldikleri için sahne önündeki üçgene geçmeleri için bileklik takıldığını sandım. Olayı yanlış anlamışım. En önde de olsa yine bizim 165 TL’lik saha içi bölümünde durmuşlar. O yüzden içeri girdiğimde onları aramamıştım. Ama 17:30 gibi alana geldiğim halde benim de onlardan çok fazla bir farkım yoktu. Davut’un tavsiyesiyle daha az sıra olan G3’te bekledim. Herkes G10’a üşüşmüştü. İçeri girdiğimde de aralara kaynak yaparaktan, her fırsatı değerlendirerek (mesela oturanlar ayağa kalkarken açılan boşlukları doldurma, biri bir başkasından rahatsız olunca yerini değiştirirken benim de yürümem gibi. Hatta önümdekiler arkamda kalınca “Bandanaya bak, çaktırmadan nereden nereye gelmiş?” dediklerini duydum) bizim saha içi bölümünün en önden 3. sırasına (üstelik ortadan) geçtim. Yani 4 kişi önümdeki insanın verdiği bilet parası 635’ti. Metin Arolat’ı falan görebiliyordum. Demet Akalın’ı gördüğünü sananlar vardı. Belki de gerçekten gördüler. Zaten Gülben Ergen, Özge Özpirinççi, Pascal Nouma, Al Bano, dün konserine gittiğim Sertab Erener, Yalın, Erol Köse, Cem Yılmaz, Halil Sezai, Asena, Güneri Civaoğlu, Can Dündar, Hande Ataizi, Demir Demirkan, Kıvanç Tatlıtuğ, Çağla Şikel, Emre Altuğ, Ajda Pekkan, Ali Sabancı, Burcu Güneş gibi birçok ünlü de tüm egolarını bırakıp bir fan olarak konseri izlemeye gelmişler. Kapı açılış saati 17:30 yazdığı halde bunu 18:30’a ertelediklerini öğrenmiştim ama aslında kapı 19:00 civarı açılmıştı. Ben de içeri girer girmez koşturmuştum.

07062012465

Dünkü Sertab Erener konserini Galatasaray Lisesi’nde izlediğim için her yerde sarı kırmızı renkler, bayraklar falan vardı. Türk Telekom Arena da Galatasaray’ın yuvası Aslantepe olduğu için yine durum değişmemişti. Üstelik Cimbom bayrakları daha büyüktü ve daha fazlaydı. Konser başlama saati olarak ise 20:00 yazıyordu. Meğer Madonna’nın çıkışı 21:30 olmuş. Ama hakikaten de 20:00 civarı bir performans başladı. Ünlü İsrailli DJ Offir Nissim elektronik parçalar çaldı. DJ masasının üzerindeki ışık oyunları güzeldi. Madonna’nın sahneye çıkışı ise 22:15’e sarktı. Bir sürü Bruno Mars şarkısı dinlettiler. Herkes gecikme olunca yuhaladı. “Madonna’yı bile yuhaladık ya! Ne milletiz!” diye espriler yapılıyordu.

1- ART OF CONTROTION (LEKHAH DODI INTRO): Fakat kilise dizaynındaki sahnede semaver gibi bir buhurdanlığın kilise çanlarıyla sallanmasıyla “Oh My God!” diye Madonna’nın dua eden gölgesi belirince herkes rötarı unuttu, ortalığı çığlıklar ve alkışlar bastı. Tabii ki ben de çılgına dönmüştüm. Küçüklüğümden beri hayranı olduğum bir şarkıcının daha konserini izliyordum. Madonna konserinden önce “Smooth Criminal” ve “Don’t Stop Til’ You Get Enough” şarkıları çalınan Popun Kralı Michael Jackson’ın hiçbir zaman konserine gidemeyeceğim. Nur içinde yatsın ama Popun Kraliçesi Madonna işte karşımdaydı. 80’li yıllarda hayranı olduğum bir diğer şarkıcı da Samantha Fox’tu ve 6 yıl evvel de onun konserine de gitmiştim hatırlarsanız… Sırada beklerken prova seslerini duyduğum ana kadar Madonna’nın konserini izleyebileceğime sanki inanmıyor gibiydim. Sanki konser iptal olacakmış ya da aksilik çıkacakmış da yine göremeyecekmişim gibiydi. O kadar imkansız görünüyordu yani bana… Sanki ümidim kalmamış, Madonna’yı göremeyecek olmayı kabullenmiş gibiydim. O yüzden heyecan da yoktu. Ta ki bu ana kadar… 1993 yılında Michael Jackson’la 15 gün arayla İnönü Stadyumu’nda o gidemediğim konseri veren Madonna’yı 19 yıl bekledikten sonra kanlı canlı izliyordum. Gerçek Madonna karşımdaydı ama gerek arkadaki ekran, gerekse görsel efektler nedeniyle hala sanki Madonna’yı değil de, 3 boyutlu bir film izliyor gibiydim. O derece hayalime sığamıyordu yani… Gerçekten de abartmıyorum, yıllar evvel Madonna, Elvis Presley, Michael Jackson gibi ünlülerin benzerlerinin konser verdiği “Stars in one concert” etkinliğine gitmiştim. Madonna benzeri de bana bakarak yanımdan şarkı söyleye söyleye geçmişti. Bu seferki gerçek Madonna’ydı ama yine de içimde “Acaba her şey yine sahte olabilir mi?” gibi gereksiz bilinçaltı inançlar vardı. Fakat kilise ikiye ayrılıp da şangırt diye duvarlar kırılınca önceden gölgesi görünen Maddy ortaya çıktı ve yaydığı star ışığı ve enerjisi nedeniyle onun gerçek Madonna olduğundan emin oldum.
2- GIRL GONE WILD (OFFER NISSIM REMIX) / MATERIAL GIRL / GIVE IT 2 ME: “Material Girl” ve “Give It 2 Me”ye de kucak açtığı ilk şarkısı “Girl Gone Wild”dı. Rahip kılığındaki dansçıları (aslında ben daha çok masonlara benzettim) üzerindekileri çıkartıp yarı çıplak ve “Girl Gone Wild” klibindeki gibi topuklu ayakkabılarla kaldığında bizleri sıra dışı bir gösterinin beklediğini anlamıştım. Topuklu ayakkabı giyen erkekler demişken, takım elbisenin altına topuklu giyerek “Vogue” cover’ı yapa Serhat Kidil de seyirciler arasındaymış.
Tamam, Madonna asla bir Mariah Carey, Celine Dion ya da Whitney Houston gibi güçlü sesi bir diva olmayabilir ama dans ederken şarkı söyleyebilmesiyle “Popun Kraliçesi” ünvanını sonuna kadar hak ediyor bence… İşte dünya müzik tarihindeki en ünlü kadın karşımızdaydı. Yeni albümü “MDNA”yi ilk dinlediğimde pek beğenmemiştim, çünkü beklentim büyüktü. Fakat MP3 Player’ıma CD’yi aktarıp dinledikçe hoşuma gitmeye başlamıştı ve bu konserde şarkıları canlı duyunca daha bir benimsedim. Yine de eski Madonna şarkılarını tercih ederim ama bu konserde yeni şarkılara ağırlık vermesi Madonna açısından çok doğal… Konser DVD’lerini yıllardır takip ediyorum. Genelde yeni şarkılara ağırlık verip birkaç tane de eskilerden söyler zaten. Ya da bu şarkıda yaptığı gibi eski şarkılardan sample’lar kullanır. Bu turnenin DVD’sinde hangi şehri kullanacak bilmiyorum ama inşallah İstanbul konserini kullanır. Başka bir ülkeyi kullansa bile zaten aynı formatta bir konser izlediğim için yıllar sonra bile “Ben bu turnenin Türkiye ayağına gitmiştim” diyerek keyifle izleyebileceğim için çok mutluyum.

533891_10150982791243265_1742456815_n
3- REVOLVER: “Celebration” adındaki best of’unun 2 yeni şarkısından biri olan Revolver’dan önce Madonna “İstanbul, are you ready?” dediğinde 1993 yılındaki The Girlie Show konserindeki aynı lafını internette ilk duyduğumda yaşadığım hisleri hatırladım ve çok duygulandım. Çünkü o konsere gidemediğim halde kendimi orada hayal etmiştim. Ve işte şimdi o hayali gerçek olarak yaşıyordum. Silahlar filan konuşmaya başlamıştı şarkıda…

283711_10150982793738265_1982819377_n
4- GANG BANG: Ama ortalığı asıl kan gölüne çeviren şarkı MDNA albümünde en çok kanım kaynayan şarkısı “Gang Bang” oldu. Bir oda gibi yerde karşısına çıkan tüm haydutları silahla vuruyordu. İşin tuhaf yanı en çok mücadele edip dövüştüğü haydut kılığındaki dansçısının olduğu kısmı albümde dinlerken aynı sahneyi kafamda canlandırmamdı. Çünkü şarkının o kısmına bir kavga sahnesini çok yakıştırmıştım. Silah sesleri duyulan kısımlarda zaten birilerini vuracağını herkes tahmin edebilir ama o kısımdakini benim dışımda çok az kişi düşünmüştür herhalde…
5- PAPA DON’T PREACH: Ve işte çocukluğuma döndüğüm şarkılardan birisi çıktı… Sezen Cumhur Önal’ın “Papa Don’t Preach”li ve “Bad”li (Michael Jackson yani) “Müzik Yelpazesi” jeneriği gözlerimin önüne geldi. Sadece TRT’nin olduğu yıllarda bu klip ve konserde söylenmeyen “La Isla Bonita” çıktığında nasıl da pür dikkat izlerdim o bacak kadar boyumla… Şimdi ise 31 yaşımdayım ve Madonna hala gençlere taş çıkartır bir biçimde karşımda duruyor ve bu şarkıyı söylüyordu. Üstelik orijinal düzenlemesiyle… Gerçekten de 20’li yaşlarındaki dansçılarından geride kalır bir yanı yoktu.
6- HUNG UP: 2006’da çıkan “Confessions On A Dance Floor” gerçekten de hala Madonna’nın 2000’li yıllarda yayınlanan en iyi albümü diyebilirim. 2000 tarihli “Music”ten bile daha kaliteli bir albümdü. Hatırlarım da, 2006 yılında ben askerdeyken Madonna’nın “Confessions Tour”unda İstanbul’a geleceği dedikodusu vardı. Hatta tarihi ve yeri bile söyleniyordu. 14 Eylül’de Atatürk Olimpiyat Stadı’nda konser verecekti güya… Ama ben o tarihte vermemesi için çok dua ettim. Çünkü o tarihlerde askerliğimin son günlerini yaşıyor olacaktım. Gitme ihtimalim çok düşüktü. Yok gibiydi. Gerçekten de dualarım kabul olmuştu ve konsere sponsor bulunamadığı için iptal olmuştu. Şimdi ise Abba’nın “Gimme! Gimme! Gimme! (A Man After Midnight)” şarkısından da sample’lar bulunduran o albümdeki en popüler şarkısı “Hung Up” bu sefer “Girl Gone Wild” (hala şarkının ismine Rihanna’nın “Good Girl Gone Bad” parçasının adını söyleyesim geliyor) şarkısının sample’larıyla bana karşı söyleniyordu. Sanki Madonna ben askerdeyim diye o konserini iptal etmiş de şimdi uygunum diye tekrar gelmiş gibi hayal ettim. Kareografi ise çok eğlenceliydi, ip üzerinde bile yürüdü Madonna…
7- I DON’T GIVE A *: Ben stadyuma girmeden evvel dışarıda sıra beklerken duyduğum provada Madonna bu şarkıyı da söylemişti. Şimdi ise asıl performansı yapıyordu. Rockçı gibi eline aldı gitarı, şarkıyı söylemeye başladı. Barkovizyonda yer alan Nicki Minaj ile düet yaptı. Bu sanal düeti daha önceki turnelerinde de Justin Timberlake, Britney Spears, Pharrel Williams, Kanye West gibi isimlerle yapmıştı. Şarkıda ortalık alevlerle beraber cehenneme döndü. Bence dizayn kiliseden çok bir tapınağa benziyordu. Konserin başından sonuna kadar hep subliminal mesajlar vardı zaten. Yok şeytan dansçılar, yok masonlar gibi giyinmiş insanlar, yok tek gözler (anahtar deliğinden olsun, başka şekillerde olsun hep tek gözlere maruz kaldık zaten) , yok piramit gibi üçgenler… Sahne önündeki özel seyirci bölümü bile üçgen şeklindeydi. Yani oradaki insanlar adeta piramidin içindeydi. Ve konserdeki en belirgin illuminati şekli tapınağın tepesinde belirdi. Uzun süre de orada kaldı, ara sıra kaybolup tekrar ortaya çıktı. Bahsettiğim şekil piramit içindeki tek gözden başka bir şey değildi. Ben konserin başından beri bu subliminal işaretleri fark ediyordum ama yanımdaki insanlar ilk kez bu şarkıda fark etti durumu. Herkes birbirine “Üçgen içindeki tek gözü görüyor musun?” diyordu. Yanımdaki kız arkadaşlarına o grafiği göstermek istedi ama arkadaşları onu iplemedi. Ben de konudan bahsedecek birini arıyordum. Konserin devam eden bölümlerinde de birbirimize gördüğümüz tek gözleri ve piramitleri göstermeye devam edecektik.
8- BEST FRIEND / HEARTBEAT: Daha önceden DVD’lerinden takip ettiğim Madonna’nın konserlerinin en hoşuma giden yanlarından birisi Madonna kostüm değiştirirken gösterilen videolar… Hem canlı söylemediği şarkıların değişik versiyonlarını duyuyoruz, hem de şarkının klibi yoksa klipleniyor. Bu video da böyleydi. Ama sürekli mezarlıkların gösterilmesi daralttı beni…

D080029290

9- EXPRESS YOURSELF / BORN THIS WAY / SHE’S NOT ME: Ve işte Heroes’daki Claire misali ponpon kız kılığında sahneye geri dönen Madonna gerek dansçılarıyla, gerek bando takımıyla görsel bir şölen ile en sevdiğim şarkılarından biri olan “Express Yourself”i orijinal versiyonuyla okudu. “Konserde söylesin, başka bir şey istemem” dediğim şarkılardan birisiydi “Express Yourself”… Lady Gaga da biliyorsunuz ki “Born This Way” adlı şarkısında resmen “Express Yourself”i araklamıştı. Kliplerinde, kostümlerinde, sahnesinde, demeçlerinde, saçlarında, v.s. Madonna’yı taklit ettiği yetmiyormuş gibi melodilerini de çalmaya başlaması Madonna’yı sinirlendirmiş olmalı ki araya “Bakın, benim şarkıma ne çok benziyor” der gibi “Born This Way”i sıkıştırdı. Telif haklarının Madonna’nın başını ağrıtacağını sanmıyorum, çünkü zaten kendi şarkısından çalıntı. Daha sonra “She’s not me”, yani “O ben değilim” diyerek adeta Lady Gaga’ya meydan okudu. YouTube için bir Madonna hayranı “She’s Not Me” müziğini kullanarak çok mükemmel bir karşılaştırma videosu yapmıştı. Aklıma o video geldi. İzlemediyseniz mutlaka izleyin: http://www.youtube.com/watch?v=Lo2RcQr42BY Ayrıca “She’s Not Me” de tıpkı “Express Yourself” gibi Madonna’nın konserinde söylemesini istediğim şarkılardan birisiydi. Ama tabii ki bu kadar kısa geçeceğine “Stick & Sweet Tour”daki gibi uzun uzun, kendisini taklit eden dansçılarının peruklarını filan çıkarırken söyleseydi daha memnun olurdum ama olsun…
10- GIVE ME ALL YOUR LUVIN’ (JUST BLAZE BIONIC DUB’ REMIX): Açıkçası MDNA albümünü artık seviyor olsam da yine de çıkış şarkısına kanım ısınmamıştı. Ta ki bu MDNA turnesini canlı görene kadar… Sahne adeta ponpon kızlar ve bandocularla karnaval alanına döndü. Hatta konserin en çok hoşuma giden anlarından birisi bandocuların uçarak çalması oldu.
11- TURN UP THE RADIO (LEO ZERO REMIX): “Holiday”, “Into the Groove”, “Lucky Star”, “Like a Virgin”, “4 Minutes”, “Ray of Light” ve “Music” şarkılarından oluşan bu megamix konserde eski Madonna kliplerinden derlenen bir video ile gösterildi. Keşke bu şarkılardan konserde çalınmayanları da Madonna söyleseydi. En azından “Music”i tıpkı SuperBowl performansındaki gibi LMFAO’nun “Party Rock Anthem”iyle birleştirip yeni remix versiyonunu yine sahneye koysaymış. İlla ki LMFAO’nun olması gerekmiyor. Önceki turnelerini DVD’lerinden biliyorum. Başkalarının şarkılarını alıyor, kendi şarkısına sample yapıyor. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Donna Summer’ın “I Feel Love”ı, Pet Shop Boys’un “Sorry”si, John Travolta’nın “Cumartesi Gecesi Ateşi” filmindeki müziği, Indeep’in “Last Night A DJ Saved My Life”ı, Meck’in “Feels Like Home”u ve aklıma gelmeyen birçok şarkı Madonna’nın şarkılarına çok güzel yedirilmişti. Günümüze uyarlanmış “Music”i de söyleseymiş ve artık günümüzün “Macarena” dansı gibi olmuş, apaçi dansını bile sollamış ünlü “Everyday I’m Shuffling” dansını yine yapsaymış çok güzel olurmuş. Her neyse, bu video bize “Siz şu an sıradan bir sanatçının konserinde değilsiniz, koskoca efsane Madonna’nın konserindesiniz” diye hatırlattı.
12- OPEN YOUR HEART: Ve işte 80’lerde Madonna’yı Madonna yapan şarkılardan birisi daha çıktı. “Sagarra Jo”dan sample’lar içeren ve oldukça farklılaştırılan şarkıdan önce Madonna “Değişik kültürleri tanımayı, dünyada dolaşmayı çok seviyorum” diyerekten adını hatırlamadığım bir müzik grubu ile parçasını seslendirdi. Oğlu Rocco Ritchie (eski kocası Guy Ritchie’den olan oğlu) de dansçılar arasındaydı. Hatta bence Rocco sanki ilerleyen şarkılarda yer alan “Like a Prayer”daki kilise korosunda da yer almış olabilir. Oradaki bir çocuğu ona benzettim. Şarkının klibinde de bir erkek çocuğu ile dans ediyordu. Ama o zamanlar çocuğu yoktu. Yıllar sonra bu sefer kendi oğluyla dans etmek herhalde onu çok mutlu etmiştir diye tahmin ediyorum.
13- MASTERPIECE: Belki de “MDNA” albümünün en iyi şarkısı “Masterpiece” olmalı. Bunu sadece ben demiyorum. Tüm arkadaşlarım öyle diyor. Zaten tıpkı “Dick Tracy” filmindeki “Sooner Or Later” adlı şarkısı ile Oscar’ı alması gibi bu sene W.E. filminde kullandığı “Masterpiece” ile en iyi film müziği Altın Küresi’ni kapmıştı. 1990 yılındaki Oscar ödül törenine Michael Jackson ile beraber katıldığı halde maalesef bu seneki Altın Küre Ödül Töreni’nde yanında Popun Kralı yoktu, çünkü MJ aramızda değil 3 yıldır… Ne kadar acı… Hemen ardından Meltem Cumbul’un sahneye çıkması da ilginçti. Neyse, konserin en sade gösterisi bu şarkı ile oldu ama herkes mest olmuştu. Tam “Something To Remember” adlı ballad albümüne yakışacak bir şarkı aslında bu…
14- JUSTIFY MY LOVE: Konserdeki video eşliğinde gösterilen, canlı söylenmeyen şarkılardan birisiydi “Justify My Love”… Hatırlayacağınız gibi bu şarkıya 1990 yılında çekilen siyah beyaz klip MTV tarafından erotik bulunmuş ve yasaklanmıştı. Madonna bu videonun 2012 versiyonunu yine siyah beyaz olarak, yine otel gibi bir yerde çekmiş ama yıllar evvelki gibi cesaretli davranmamış. Doğru dürüst seks sahnesi yoktu bu sefer…
15- VOGUE: Ve işte en sevdiğim Madonna şarkısı… Herkesin favorisi başkaydı. Kimi “Frozen’ı söylesin yeter” diyordu, kimi ise “La Isla Bonita” diyordu, başka bir şey istemiyordu. Ben ise Vogue için aynı şeyleri düşünüyordum ve dualarım kabul oldu. Diğerlerinin isteği gerçekleşmezken benimki gerçekleşti. Tabii ki bahsettiğim şarkıları da söyleseydi fena olmazdı. Küçüklüğümden beri bu şarkıya ayrı bir sempati duyuyordum. Özellikle de gerek MTV Müzik Ödülleri gibi törenler olsun, gerek kendi konserleri olsun; Vogue performansları ayrı bir ilgimi çekiyordu. Nasıl Michael Jackson’ın en ünlü dansı “Billie Jean” ise bana göre Madonna’nın en ünlü dansı ise “Vogue” kareografisiydi. Madonna’yı taklit edenlerin o kol hareketlerini yapmasının nedeni budur. Her ne kadar şarkının farklı versiyonları da hoşuma gitse de bence “The Immaculate Collection”daki dahil hiçbiri “I’m Breathless” albümündeki orijinal düzenlemesinin yerini tutmadı gönlümde… Ve konserde de şansıma orijinal versiyonu çalındı. Dansçılar tıpkı manken gibi podyum yürüyüşüne çıktıklarında yanımdakilere “Biri beni çimdiklesin, şu an gerçekten de o şarkıyı Madonna’dan canlı mı duyacağım dünya gözüyle?” diyesim geldi ama her şey gerçekti. Rüyada değildim. Küçüklüğümden beri rüyalarımda Michael Jackson, Janet Jackson ve Madonna’nın konserlerine gitmişimdir. Bu rüyalarımdan birisi meğersem yaşayacağım bir şeymiş. Arkadaki ekranda SuperBowl’daki performansında yerde gösterilen Vogue dergisi kapağı gibi tasvir edilen fotoğrafların bulunduğu video gösteriliyordu. Madonna tıpkı 90’lı yılların başındaki gibi ilginç ve sivri bir sütyen takmıştı. Eşlik ederken en çok bağırdığım şarkı bu oldu sanırım. O kadar coşmuşum yani… Greta Gabro, Marilyn Monroe, Marlene Dietrich, Joe DiMaggio, Marlon Brando, Jimmy Dean, Grace Kelly, Jean Harlow, Gene Kelly, Fred Astaire, Ginger Rogers, Rita Hayworth, Lauren Bacall, Katharine Hepburn, Lana Turner, Bette Davis gibi moda ikonlarını da anmış olduk. Aslında bence Madonna ve Michael Jackson da artık bu modaya yön veren ikonların arasında… Bu şarkı sayesinde Madonna’nın idollerini de tanımış oluyorsunuz. Özellikle de 80’li ve 90’lı yıllardaki görüntüsüyle şarkıda bahsedilen kadınların birer kopyası gibiydi Madonna… Aslında Lady Gaga’ya çok kızmaması gerekiyor. Çünkü kendisi de zamanında Marilyn Monroe başta olmak üzere 50’li ve 60’lı yılların kadın sanatçılarını taklit etmişti. Hala da ediyor.
16- CANDY SHOP / EROTICA: “Ashamed Of Myself”den sample’lar da barındıran Candy Shop bence Sticky & Sweet Tour’un en etkileyici gösterilerinden biriydi. MDNA turnesine de bu şarkıyı koyması gerçekten çok güzel oldu ama sadece showun keyifli olmasından dolayı değil. Şarkıda “I’ve got Turkish delight baby and so much more.” diyor. Yani bahsettiği şekerlerden bir tanesi de Türk lokumu ve bu şarkı sözünü Türkiye’de söylemesi bence en güzel tesadüflerden birisi oldu. Şarkıya 1992 yılında çıkardığı albüme ismini veren “Erotica”yı bağladı. Zenci dansçı sevgilisi Brahim Zaibat ile de şarkının adı gibi erotik danslar yaptı.

apb4JHiQZGSO

17- HUMAN NATURE: Tıpkı Erotica gibi 90’lı yılların başlarında çıkan şarkısı “Human Nature” çıktığında artık herkes eski Madonna’yı karşılarında görmekten dolayı mutluluktan havaya uçuyordu. 1994 tarihli “Bedtime Stories” adlı albümü çıktığında o yılın Kasım sayısında Blue Jean’e kapak olmuştu Madonna ve aynı dergide benim APS bölümünde mesajım çıkmıştı. Kardeş dergisinden sonra “Turgay Suat Tarcan” diye adımın ilk çıktığı dergi oydu ve kapağında sevdiğim bir şarkıcı olan Madonna’nın olması beni ayrıca sevindirmişti. Üstelik ilerleyen yıllarda da Madonna kapaklı dergilerde birkaç kez daha çıktım. Her ne kadar arkadaşlarımın yaptığı eşek şakası nedeniyle olsa da 1998 yılında “Ray Of Light” çıktığında da kapak olduğu Blue Jean’de adım vardı. Astro Magazin’in Eylül 1997 sayısında reenkarnasyon ile ilgili Madonna kapak olmuştu ve aynı sayıda rüya analizim çıkmıştı. Aralık 2005’te “Confessions On A Dance Floor” albümünün çıkacak olması nedeniyle Blue Jean kapağında “Tanrı Kraliçeyi Korusun” başlıklı Can Özdilek yazısı sebebiyle göründüğünde adımın yazılmasının nedeni yazının yazarı Can’ın bilgi sağladığım nedeniyle “İçten yardımlarından dolayı Tufan Orman’a ve Turgay Suat Tarcan’a sonsuz teşekkürler” diye not düşmesiydi. Yine Blue Jean’in Mayıs 2001 sayısında Madonna, “Britney Spears” t-shirt’ü ile kapak olduğunda benim aynı sayıda “TST” imzasıyla yazım bulunuyordu. Hemen hemen yazımın ya da adımın çıktığı her dergide Madonna yazısının bulunmasını saymıyorum bile… Sadece kapaklardan bahsettim. “Human Nature” şarkısının o “Yatak Döşek Ama Sevecen Madonna” kapağını hatırlatmasıyla beraber ben bunları bir film şeridi gibi düşünürken skandalların da kraliçesi olan Madonna yine yapacağını yaptı ve tüm dünya İstanbul konserindeki “Human Nature” performansını konuştu. Zaten yavaş yavaş soyunmuştu ve yarı çıplak kalmıştı neredeyse… Önce sütyenini çekip içine sadece kendi göreceği şekilde baktı. Ardından sağ göğsünü tamamen bizlere göstermek üzere açtı. Sonradan duyduğuma göre Madonna bunu bilinçli yapmış. Yani bilinçli yaptığı belliydi ama dedikoduya göre Müslüman bir ülkede neler olacağını merak etmiş. Fakat bilmiyordu ki biz modern bir ülkeyiz. Tabii ki bağnaz ve yobaz insanlar da var ama Madonna konserine gelenler zaten toplumun aydınlık kesimiydi. Hepimiz “Oooooowww!” diye bağırdık. Yanımdaki adam “Madonna’nın göğsünü de gördüm ya, artık ölebilirim” dedi. Konserden sonra yazımın başlarında bahsettiğim turistin atlet t-shirt’ündeki göğüslerin Madonna’ya ait olduğunu nereden anladığımı soran arkadaşlar olmuştu. Fotoğrafı bildiğim için anlamıştım ama “Gerçeğini de gördüm. Tabii ki anlayacağım” diye espri yaptım. 😀
18- LIKE A VIRGIN: Madonna’yı Madonna yapan, adını tüm dünyada duyuran şarkı herhalde “Like A Virgin”dir. Kim gelinlikle MTV’de yaptığı “Like A Virgin” performansını unutabilir ki? Müzik tarihinin en önemli anlarından birisiydi… Tıpkı Michael Jackson’ın Motown 25’deki gösterisi ya da 1995’de MTV’de yaptığı mini konser gibi… Hatta Madonna’nın yine MTV’de 2003 yılında yine “Like A Virgin”i söylediği performansı da unutulmaz televizyon anlarından birisi olmuştu, çünkü Britney Spears ve benim 2008 yılında “Var mısın, yok musun?” yarışmasında canlı olarak izleme şansı bulduğum Christina Aguilera’yı dudaklarından öpmüştü. Tabii ki yine bir skandal yaratmıştı. İşte bu şarkıyı bu sefer canlı olarak izleme şansı bulmuştuk. Fakat çok farklı bir versiyon yapmıştı. “Evgeni’s Waltz”dan aldığı sample’larla adeta 30’lu yılların müziklerine döndürmüştü şarkısını… Ben eşlik etmiştim zor zar ama önümdekilerden birisi “Şarkı o kadar değişmiş ki eşlik edemiyorum bile” diyerek neden kalabalığın eşlik edemediğini özetlemişti. Ama zaten Madonna şarkılarını konserlerinde çok değiştiriyor. Özellikle de bu şarkısının o kadar çok değişik versiyonunu yaptı ki, en belirgini “The Girlie Show”da erkek kılığında söylediği versiyonuydu. “MDNA” turnesindeki versiyonun da “Live Down Under” DVD’sinde izlediğim o versiyonundan eksik kalır yanı yoktu. Düşük tempolu ve ağır söylüyordu yine… Venedik’te çektiği klipteki 80’li yıllar sound’undan eser kalmamıştı şarkıda… Venedik demişken, ben de geçen sene Venedik’e gittiğimde “Like A Virgin” klibinin çekildiği yerlerden geçmiştim gondolla… Orada çektiğim ve çektirdiğim kamera görüntülerini kullanarak kendime özgü “Like A Virgin” klibi yapmıştım. Yani benim İtalya turumun da soundtrack’i olmuştu İtalyan asıllı Madonna’nın bu şarkısı… Neyse, bugünkü konsere dönecek olursak Madonna bu sefer kendi sevgilisi ile değil, Latin kökenli olduğunu düşündüğüm başka bir dansçısı ile erotik danslar yapmaya devam etti.
19- NOBODY KNOWS ME: İşte konserin kamuoyunda en çok tepki gören şarkısı “Nobody Knows Me” oldu. Madonna şarkıyı canlı söylemedi. Tıpkı “Justify My Love” gibi video olarak gösterildi. Önce Madonna şarkıyı söylerken gözleri ve yüzünün başka bölümleri Madonna’nın çocukluğundan gençliğine eski fotoğraflarındaki haliyle yer değiştirdi. Daha sonra başka insanların yüzlerinin parçalarını aldı. Bu insanlar sadece sıradan insanlardan oluşmuyordu. Adolf Hitler’inden Papa’sına, Amerikan Başkanı Barrack Obama’dan teröristine kadar farklı görüşleri temsil eden dünya siyasi tarihinde yer almış şahsiyetler de vardı. İnternette üzerinde çarpı bulunan bir ay yıldız ve kapalı bir kadınla tasvir edilen “İslam’a Hayır” logosu çok tepki gördü. Bir ara Madonna da kara çarşafa büründü. Halbuki videoda diğer dinler ve siyasi görüşlerin de üzerinde çarpı işareti vardı. Videoda cinayete erken yaşta kurban gitmiş bazı gençlerin ve çocukların da doğum ve ölüm tarihleriyle beraber fotoğrafları bulunuyordu. Bence videoda sadece Müslümanlığa yönelik bir anti-propaganda bulunmuyordu. Ben Madonna’nın gerçekten İllumanati tarikatina üye olduğundan iyice emin oldum konserde… Sürekli tek gözler, piramitler, üçgenler konserde uçuştu. Madonna fanatiği olsam da, her çıkardığı albümü ve DVD’yi alsam da bu gerçeği kabul etmem lazım. Hayranı olsam da Madonna’nın üzerine toz kondurmayacak değilim. Michael Jackson ile ilgili iftiralarda üzerine toz kondurmamamın nedeni adamın masum olması… Çünkü belki yine illuminatiye karşı olması nedeniyle Michael Jackson’ın imajı kasıtlı olarak zedelendi. Zaten sonra cinayete kurban gitti tıpkı diğer fail-i meçhul İllumanati cinayetleri gibi… Katil Conrad Murray’di tabii ki ama o sadece maşaydı. Üstelik en azından Michael Jackson’ın öldürüldüğü mahkeme kararıyla kanıtlandı. John Lennon ve Tupac Shakur da direk vurulmuştu zaten. Fakat Whitney Houston, Marilyn Monroe, Kurt Cobain, Amy Winehouse, Jimi Hendrix, Elvis Presley, Bob Marley, Janis Joplin, James Brown, Heath Ladger , Jim Morrison ve nedense aynı ilaç ya da uyuşturucu sebebi ile ölü bulunan birçok ünlünün ölüm nedeni hala kendi suçları olarak biliniyor. Madonna ve Lady Gaga gibi ünlüler ise hep zirvedeler, hep medya tarafından destekleniyorlar. Madonna bir çok turnesinde ve klibinde subliminal mesajlar verdi ama artık olayı bu turnede biraz abarttı bence… Her şeye rağmen Madonna’nın iyi bir insan olduğuna ve bunları zorlamayla yaptığına inanmak istiyorum. Belki de başka bir şüpheli ölümün kurbanı olmak istemiyordur.
20- I’M ADDICTED: Madonna yine başka bir kostümle sahneye geri dönmüştü. Son albümünden başka bir şarkıyı yine mükemmel bir dans gösterisi eşliğinde beğenimize sunuyordu. Uzak Doğu esintileri vardı kareografide… Karete, kung fu gibi hareketler yaptılar.

07062012459

21- I’M A SINNER: Pop Müziğin Kraliçesi Madonna yerine rock star Madonna sahnedeydi. Madonna altı gitarı eline ve rockstar’lara taş çıkartırcasına çaldı. Arka taraftaki manzara görselleri çok hoşuma gitti. “Cyber-Raga”dan da elementler bulunuyordu şarkıda… Üçlü bir vokal grubu da ilahi gibi şeyler söyledi.
22- LIKE A PRAYER: İlahi gibi şeylerden sonra “dua gibi” bir şarkı başladı. “Hung Up”ta Madonna’nın 2000’li yıllarda çıkan en iyi albümünün “Confessions On A Dance Floor” olduğunu iddia etmiştim. Bu sefer ise 80’li yıllarda çıkan en iyi Madonna albümünün “Like A Prayer” olduğunu iddia ediyorum. 90’lı yıllarda çıkan en iyi Madonna albümünün adını soracak olursanız “Ray Of Light” derim hiç düşünmeden… “I’m Breathless” da en iyi film soundtrack albümü bence… Neyse, şarkıya dönecek olursak önceki turnelerindeki gibi şarkıyı değiştirmedi. Orijinal versiyonuyla seslendirdi. Hem de klipteki gibi sahneler yaratıldı. Kilise korosu, zenci bir kadın solistle düet gibi… O esnada Marmara Ereğlisi’nde 5.1’lik bir deprem meydana gelmiş. İstanbul’daki birçok tanıdığım insanlar hissetmiş depremi. Fakat zaten ben konserde olduğum için hissetmedim depremi… Haber siteleri de depreme “Madonna depremi” adını takmışlar. “Madonna İstanbul’u gerçekten salladı” gibi başlıklar atmışlar. Ben de konsere gitmeyen ve depremi hisseden arkadaşlarıma “O kadar çok tepinmişiz, o kadar çok zıplamışız ki zelzele olmuş” diye espri yaptım.

turk787bayragi
23- CELEBRATION: Ve işte konserin final şarkısı… Zaman su gibi akıp geçti. Ortalık rengarenk, parti havasına büründü. Dansçıların hemen hemen hepsi sahneye fırladı ve diskoya döndürdüler ortamı… Madonna’nın best of albümüne adını veren şarkı gerçekten büyük bir hit olmuştu. Bu seneki hiti “Girl Gone Wild”dan da yine elementler içeriyordu. Madonna konserin başından sonuna kadar yerinde durmadı. İp üzerinde bile yürümüştü ve artık doping olarak ne alıyorsa final şarkısında bile enerjikti. 54 yaşında böyle kıpır kıpır olması hem güzel, hem de insana kendini kötü hissettiriyor. Ben mesela böyle bir konsere çıksam nefes nefese kalırdım. Biterdim herhalde… Evde birkaç klip arka arkaya çektiğimde dans etmekten dolayı ter içinde kalırım. Ama Madonna aynı zamanda şarkı da söylüyor. Ve konserin en çok alkış alan kısmı da finalde oldu. Sahnede 1 saat 45 dakika kalan ünlü yıldızın Türk dansçısı Yaman Okur, konserin finalinde Türk bayrağı açtı. Madonna ve Türk bayrağını aynı karede, üstelik canlı olarak görmek süper bir tecrübeydi. 2003 yılında “American Life” şarkısının klibinde de Türk bayrağı gösterilmişti. Hatta ben o sahneyi dondurup 2004 yılında açtığım Türkiye’nin internetteki ilk Madonna Fan Club’ı olan MadTurks’ün ( http://launch.groups.yahoo.com/group/madturks/ adresinde bulunuyor ama eskisi kadar aktif değil. Moderatörlerim MadonnaTurk’ü kurunca herkes oraya yönelmişti ama şimdi onların sitesi yok) ana sayfasında kullanmıştım. Yaman Okur’un bu hareketi benim geçen sene Michael Jackson’ın tüm dünyadaki müzik kanallarında yayınlanan resmi klibi “Behind The Mask”te Türk bayrağını göstermemi hatırlattı. Yaman, daha önce klibinde Türk bayrağı gösteren Madonna’nın konserinde Türk bayrağı açtı, ben ise HIStory turnesinde barkovizyonda Türk bayrağı gösteren Michael Jackson’ın klibinde Türk bayrağı açtım. Unutmadan, bir de Madonna’nın eski Arjantin konserinde Atatürk Havalimanı çıkış damgası fark edip Twitter’da paylaşmıştım:https://twitter.com/#!/T_S_T_/media/slideshow?url=http%3A%2F%2Fi123.photobucket.com%2Falbums%2Fo309%2FTurgayTST%2FDSC07482.jpg Mesleğim gereği bir saniyeden bile az görünen o çıkış damgasını psikolojide yer alan algıda seçicilik nedeniyle fark etmiştim. Benim dışımda da kimse fark etmemiş arkadaşlarım arasında… Ben aslında Madonna’nın İstanbul gezisinde neler düşündüğünü de merak ediyorum. Ayasofya, Boğaz Köprüsü, Sultanahmet Camisi, Suada gibi yerleri görmüş. Provasını Kapalıçarşı’dan aldığı çarıklarla yapmış.

07062012457

24- HOLIDAY: “Celebration” ile konser bitti ama şarkı sözlerinde “Celebration” da geçen Madonna’nın ilk büyük hiti “Holiday” ile Madonna çalmaya devam etti. Gazetelerde filan “Kimse bis istemedi” falan diye yazmışlar ama bis isteyememizin nedeni “Holiday”i çalarak zaten tezahürata müsait bir ortam yaratmamalarıydı. Madonna seyircisi de formata göre şarkıların sıralandığının ve başka şarkı hazırlanmadığının da bilincindedir. Bir efsane gördük. Daha ne isteyelim? Doymuştuk belki de… Konser alanını terk ederken iş yerinden Orhan ile karşılaştım. Konsere geleceğini biliyordum ama binlerce insan arasında karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Michael Jackson Fan Club’larından bir çok arkadaşım da konsere gelmiş. Çıkışta Galatasaray Store’a gidip 50 TL’ye arkasında MDNA turnesindeki programının olduğu (o şehirler arasında İstanbul da var tabii ki) Madonna t-shirt’ü aldım. Konser hatırası olarak orijinal turne t-shirt’ü almam gerektiğinin farkındaydım. Ama maskelerden bulamadım. Yalnız sonradan fark ettim ki t-shirt’ün üzerindeki fotoğrafta bile Madonna’nın tek gözü saçlarıyla kapanmıştı. GS Store’da ürünler bitmek üzereydi, epey ilgi vardı Madonna ürünlerine… Konser nedeniyle metro seferleri 1’e uzatılmıştı. Üstelik 6 dakikada bir olarak… Konser öncesi trafik kilitlendiği için herkes metrolara hücum etmişti. Hatta trafik olduğu için konsere gelen ünlüler bile metroyu kullanmışlar duyduğuma göre… Fakat çıkışta izdiham oldu. Metrolar tıka basa doldu. Akbil sırası mahşer günü gibiydi zaten. Kolay değil, konseri 55 bin kişi izledi. İlk gördüğüm metroya da sığamamıştım. İkinci gördüğüm metroya girdim ama durakta kalan insanları görünce “Kesin 1’den sonraya sarkar seferler” diye düşündüm, fakat tabii ki doğal olarak ne olduğunu bilmiyorum. Eve geldiğimde saat 01:30’du. Çok terlediğim için duş almak zorundaydım. Duşumu aldım, 2 civarı da yattım.

 

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe