Müttefik Zaferi ve Türkiye

MÜTTEFİK ZAFERİ VE TÜRKİYE:
Şubat 1941’de İngiltere, Türkiye’nin savaşa girme umutlarında vazgeçmişti. Çünkü Türkiye hakkında bir kurul topladıktan sonra Türkiye’nin gönüllülüğünün olmadığını görmüşlerdi. Sovyet ve Amerika’nın 1941’de savaşa girmelerine rağmen bu durum değişmemişti. İngiltere’ye göre Türkiye’nin, Almanya’nın Orta Doğu’ya girmesine karşılık, bir siper olması çok yararlı olacaktı.
Fakat bu aşama hemen sona erdi. Artık onlar bir basamak daha ileri gitmek ve Türkiye’yi bir saldırış için başlangıç yeri olarak kullanmak istiyorlardı. Ekim 1942’ye kadar müttefik güçler Churchill’in deyimiyle bitmek bilmeyen askeri yenilgilerden acı çekiyorlardı.
Türkiye’ye giriş sağlanırsa Rusya’nın Karadeniz limanlarına da geçiş sağlanabilirdi. Yani Churchill için Türkiye bu açıdan önemliydi.
Aralık’ta Hugessen danışmak için Londra’ya çağrıldı ve bütün bu durum konuşuldu. Daha sonra Ankara Dışişleri Bakanlığı’na Sovyet askeri güçler hakkında danışıldı, fakat Ankara bu konuda endişeliydi.
Türkler çıkarlarını en iyi şekilde uygulayan rotaya dümen çevirmeye çalışıyordu. Helm Ankara’nın o andan çok savaş sonrası dönemle ilgilendiğini tahmin ediyordu. Türkler nötr kalırlarsa savaştan yara almadan kurtulacaklarını düşünüyorlardı. İngiltere ise kendi çıkarları için Türkiye’nin savaşa girmesini istiyordu.
Ocak 1943’te İngiltere de Türkiye’nin savaşın yıkıcı etkisinden kurtulmak için bu yolu seçmiş olduğunu anladı.
Tabii ki Türkiye İngiltere’nin yanında savaşa girseydi askeri ve politik alan için bir para da ödenmesi gerekirdi ki Ocak 1943’te Churchill bu parayı ödemek niyetinde değildi.

ADANA KONFERANSI:
Müttefikler Sovyetlere yeni bir rota açmak için girişimlere başlamışlardı ve Güney Almanya’yı kuşatmayı amaçlıyorlardı. Türkiye Churchill için bütün bu planları gerçekleştirmek adına kilit bir nokta konumundaydı.
“1943’teki savaşın etkileri” başlıklı bir rapor 18 Ocak’ta yayınlandı.
Türk ordusundan aktif bir müttefik olarak yararlanılması gerekiyordu. Hatta bu amaca ulaşmak için Churchill Türkleri Rus emelleriyle korkutmayı bile düşünmüştü.
30 Ocak’ta Churchill bu amaca ulaşmak için Adana’ya geldi. Adana’nın yakınındaki White Train’de tartışmalar başlayınca Roosevelt’ten gelen anlaşılması güç bir mesajla birlikte yeni savaş materyallerinin teslimi söz verdiği bir yazıyı İnönü’ye uzattı.
Fakat beklentilerinin aksine tartışmalar daha çok savaş sonrası problemlere döndü. Türkler İngiltere’yi Sovyetlerin savaştan sonra Avrupa için çok ciddi bir tehdit oluşturacağı konusunda ikna etmeye çalışırken İngilizler Türkleri Sovyetlerin niyetleri konusunda güven vermek niyetindeydi.
Münakaşalar başlayınca Türkler yatıştırılmaya çalışıldı. İngiltere ve Amerika’nın yanında yer alırsa Türkiye’nin daha güçlü olacağı iddia edildi.
Görüşmelerin en somut neticesi Türk demir yollarının Türk yönetimine geri verilmesinin söz verilmesi oldu. En belirsiz sonuç ise İngiltere’nin Türkiye’nin durumu hakkındaki tutumuydu.
Türklere göre, savaş sonrası dünyanın güvenliği kaçınılmazca Süper Güçlerin arasındaki sistematik dengenin sürecinin yaratılışına bağlıydı. Yani Türkiye ve İngiltere’nin arasındaki köprünün çok kolay bir görevi yoktu.
Türkler aynı zamanda Adana’da Balkanlar’daki Alman gücünün tehlikesinden bahsettiler. Ankara’nın korkusu Alman hava üslerine sadece 20 dakika uçuş mesafesi olan Türkiye’nin kömür alanı Zonguldak’ın korkunç bir kaderle karşılaşmasıydı.
Türkler, İngiltere ve İtalya’ya askeri araç gereçleri için geçiş hakkı verdiler.
Başarısızlıklarından ders alan sadece Türkler değildi. İngiltere de Türk üslerini kullanmanın savaşı hızlı sonuçlandıracak bir gereksinim olduğunu anlamışlardı.

TURGAY SUAT TARCAN

Yazıldığı Tarih: 27-28 Aralık 2004
Sunulduğu Tarih: 19 Aralık 2004
Hoca: Mensur Akgün

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe