Thomas Anders Was Talking Modern in İstanbul

Tüm “Sadece Müzik” ziyaretçilerine selamlar;
Ne zamandır konser kritiği yapmıyordum, çünkü uzun zamandır konsere gidemiyordum ama öyle bir konsere gittim ki dün (yani 28.05.2016 tarihinde); bu konser hayatımda gittiğim en önemli konserler arasında yerini aldı. 2 yıldır bir konsere gittiğimde hemen www.sadecemuzik.net sitesinde izlenimlerimi paylaşıyorum tabii ki ama ondan önce gittiğim daha birçok konser var. O konser izlenimlerimi ise kendi kişisel web sitem olan TST Interactive’in “Konser”, bölümünden yani http://www.tst.gen.tr/kategori/konser/ adresinden okuyabilirsiniz…
Modern-Talking-modern-talking-27700566-2244-2279Müziğe olan ilgimin daha çocukken, yani 80’li yıllarda başladığını biliyorsunuz. Modern Talking’i de daha iki elemanın da uzun saçlı olduğu, vatkalı ceketler giydiği zamanlarda bilirdim. Bir tek TRT’nin 2 kanalı vardı. Daha Inter Star (Magic Box) ve Tele On bile çıkmamıştı. Canlı yayında televizyondan bir Modern Talking konseri izlediğimi hatırlıyorum. Thomas Anders’ın saçları uzundu ve Europe elemanları gibi makyaj yapıyordu. Artık Türkiye’ye mi gelmişlerdi? Yoksa TRT’nin bağlandığı yabancı yayınlardan biri miydi, hatırlayamıyorum ama tek hatırladığım Thomas Anders’ın keskin bakışlarla yukarıdaki seyircilere bakarak şarkı söylemesiydi. Şarkılarını sevsem de küçüklük aklıyla onu çok korkutucu ve soğuk bulurdum. Dieter Bohlen ise hep gülerek şarkı söylerdi. Onu ise sıcak ve sempatik bulurdum. O yüzden Thomas Anders’ı kötü, dominant ve ezici; Dieter Bohlen’ı ise onun gölgesinde kalmış iyi Modern Talking elemanı olarak görürdüm. Halbuki ne alakası var? Değil mi ama? Didim’de hep şarkıları çalardı. Hatta hala çalmakta… Gala’nın “Freed From Desire”ı gibi yazlık mekanların yıllardır vazgeçilmez şarkıları “Brother Louie” ve “You’re My Heart, You’re My Soul”dur. Hele hele 1998 yılında remix yapılınca 80’li yıllar nostaljisi olan bu şarkılar daha çok yankılanmaya başlamıştı… 80’li ve 90’lı yıllardaki o ruh yakalanamıyor maalesef. O yüzden 80’li yıllarda Modern Talking’i televizyonda şarkı söylerken gördüğümde seyircileri çok kıskanırdım ve aralarında olup eğlenmek isterdim. 2000’li yılların başlarında grup dağılsa da frontman’i Thomas Anders’ın İstanbul’da konser vereceğini duyduğumda içimdeki o çocuk ruhu gitmem gerektiğini söyledi. Konserden önceki gün yıllardır bende bulunan çift CD’li “25 Years Of Disco Pop” albümlerini dinleyip hafıza tazeledim. Bugün ise konserin etkisiyle kliplerinin olduğu “The Final Album” DVD’sini sipariş ettim D&R’dan… YouTube bazen arşivci ruhuma yeterli gelmeyebiliyor işte…
Konsere geçmeden önce geçen hafta gördüğüm ilginç bir rüyadan bahsetmek istiyorum. Rüyam o kadar ilginçti ki rüyamdaki baş kahramanlardan birisi tahminimce bana inanmadı ama gerçekten böyle bir rüya görmüştüm. Modern Talking grubunun vokalisti Thomas Anders’ın konserine gitmeyi çok istiyordum. IMG_0940Ama bileti 17 Mayıs 2016 Salı günü almıştım. O gece, yani 18 Mayıs 2016 Çarşamba günü rüyamda konseri izledim. Fakat rüyamda Thomas Anders’ın imajı 80’li yıllardaki halinin yaşlanmış, saçları beyazlamış versiyonuydu. Gerçek hayatta artık saçları kısa olsa da, artık boyuyor mu bilmiyorum ama hala koyu kahve renginde saçları olsa da ve daha klasik şeyler giyse de rüyamda hala 80’li yıllardaki gibi vatkalı ceketler, leopar desenli şeyler filan giyiyordu ve saçları hala aslan yelesi gibiydi neredeyse ama epey yaşlanmıştı. “Brother Louie”yi söylüyordu. Biz de eşlik ediyorduk. Birden ses sistemi gitti, teknik arıza nedeniyle konser durdu. Biz yine de şarkıya eşlik etmeye devam etmiştik. Yine de konser ertelenince dışarı çıkmak zorunda kalmıştık. Ben kulisin yanındaydım. Thomas Anders yanımdan geçmişti. Emel Müftüoğlu da kulis tarafındaydı. 90’lı yılların efsanevi seslerinden Emel Müftüoğlu ile fotoğraf çektirmiştim rüyamda… Ve tesadüfe bakar mısınız? Hemen ertesi günü, yani 19 Mayıs 2016 Perşembe günü gerçekten de Emel Müftüoğlu ile Havalimanı’nda karşılaşıp gerçek hayatta da fotoğraf çektirdim. Eski çalıştığım yer olan Çelebi’den bazı arkadaşlarımla o gün Bakırköy’de buluşacaktık. O yüzden kartımı basıp Çelebi ofise doğru yürürken Nero Cafe’nin önünde arkadan kızıl saçlı bir kadın gördüm. Emel Müftüoğlu olabileceğini düşündüm. Gerçekten de oydu. O rüyayı kendisine de anlattım ama inanmadı galiba… O da haklı tabii ki. Ünlü olduğu için ne yalakalarla, sahte hikayelerle uğraşıyordur kim bilir? Ama samimiyim. Rüyamda bunları görmüştüm. Hatta rüyamda ona konserini ilk izlediğim sanatçının kendisi olduğunu söylemiştim ama gerçek hayatta bu detayı söylemek aklıma gelmedi. Fotoğraf çektirme isteğimi kırmadı. Çok sıcakkanlı ve sempatik birisiydi. Güleryüzlüydü. Ta ki rüyamı anlattığımda yüzü düşene kadar… Belli ki beni sahtekar olarak gördü ama bu satırlarımı kendisi okuyorsa göğsümü gere gere yazıyorum; gördüğüm rüyanın arkasındayım. Belki de inanmıştır, şaşırdığı için yüzü düşmüştür. Onu bilemiyorum. Ama ben ünlü bir sanatçı olsam ben de kendime inanmazdım.
Neyse, işte bu rüyanın bir kısmı gerçekleştiği için son ana kadar konserin iptal olacağından korktum. Nazar değmesin diye biletimi bile sosyal medyadan paylaşmadım. Çünkü normalde paylaşırdım ve son zamanlarda gerçekten konser iptalleriyle, bilet iadeleriyle çok uğraştım. Son birkaç yıldır ne zaman bir konser için çok istekli olsam, geçireceğim güzel zamanlar için ümitlensem o konser ya ulusal yas, ya grev, ya kriz, ya az satış nedeniyle iptal oluyordu. Bir de üzerine bu rüyayı görünce ve gerçekten de o kadar ünlü arasında fotoğraf çektirdiğim ünlü gerçekte hayatta da karşılaşacağım Emel Müftüoğlu olunca artık konsere iptal gözüyle bakıyordum. Bunun ulusal yas olmaması için de dua ediyordum. Çünkü gerçekten de zor zamanlar yaşıyoruz ülke olarak… Çok büyük kayıplar verdik. Artık terör saldırılarını yüreğimiz kaldıramıyor. Çok şükür ki ne acı bir olay yaşandı, ne de konser iptal oldu.
Konserin olduğu gün aktivitelerle geçti. Eski Iberia’cı arkadaşlarım Güzin, Kutlubay, Sezen, Murat, Serhan, Banu, Hakan, Bahtıgül ve Kadir ile A Plus’daki Mado’da kahvaltı yapmıştık. Sonra Galleria’daki Özsüt’te bir şeyler içmiştik.IMG_1092 Orada MJ Fan arkadaşlarımdan Yusuf ile de karşılaşmıştım. Sabahtan akşam üstüne kadar zaman çabuk geçmişti. Kutlubay “Bak bu duraktan Taksim dolmuşları ve otobüsleri geçiyor” dedi. Ben de o durağa gittim ama Taksim dolmuşları gerçekten dolmuştu. Yer yoktu. Taksim otobüsleri de geçmiyordu, çünkü Bakırköy’de miting olduğu için otobüslerin güzergahları değişmişti. Bakırköy’deki otobüs durağı bile bomboştu. Sadece Marmaray otobüsleri geçiyordu. Ben de meydan tarafına yürüdüm, oradan minibüse binip metrobüs durağının yakınında indim. Metrobüs ile Mecidiyeköy’de inip oradan metroya binip Osmanbey durağında indim. İyi ki de öyle yapmışım, çünkü acayip trafik vardı. İnternette Cemal Reşit Rey konser salonu için “Osmanbey metro durağından 5 dakikalık yürüme mesafesinde” diye yazıyordu ama yalan… Neredeyse yarım saat sürmüştü yürümem… Saat 19:30 gibi konser mekanına geldim. Konserin başlamasına yarım saat vardı. Eğer otobüse veya dolmuşa binip trafiğe takılsaydım kesin geç kalacaktım. Üstelik bilette konser başladıktan sonra içeri seyirci alınmayacağı yazıyordu. Yürüdüğüm yollar, konser salonu tanıdık geldi. Belki daha önceden bir konser için gelmiş olabilirim ama web sitemde “Cemal Reşit Rey” diye arama yaptığımda hiçbir konser kritiği çıkmıyor. Belki de gelmemişimdir, salon bir başka salona benziyordur. Zaten o yollardan da Nişantaşı’nda düzenlenen Zombie Walk etkinliği için geçmiştim. Belki de ondan dejavu yaşadım.
DSCF6507Ve 20:07 gibi küsüratlı bir saatte bazı Modern Talking şarkılarından sample’lar olan bir intro ile konser açılmıştı. Artık Modern Talking’in solisti Thomas Anders tek başına olduğu için Modern Talking şarkılarını tek başına söyleyecekti. Sarışın olan diğer Modern Talking elemanı Dieter Günther Bohlen’ın ise “Yetenek Sizsiniz” yarışmasının Almanya versiyonu olan “Das Supertalent” yarışmasında jüri üyeliği yaptığı bilinmekte… Anders’ın kendi grubundaki elemanlar Dieter Bohlen’ın yaptığı tiz geri vokalleri çok benzettikleri için onun yokluğunu aratmayacaklardı. Bu arada daha önce Kanal D Spor’da beraber çalıştığım ve şu an Almanya’da yaşayan Fatma adındaki bir arkadaşım da Dieter Bohlen’ın asistanlığını yapıyor. Neyse, konumuz kalan sağlar bizimdir hesabı Thomas Anders tabii ki… 😛 “Atlantis is Calling (S.O.S. For Love)” ile açılışı yapan Anders, konserine solo hitlerinden “Why Do You Cry?” ile devam etti. Klibinde James Bond’u canladırdığı “Stay With Me” şarkısına geçtiğinde dev ekranda klipten aksiyon sahneleri gösterildi. Tabii ki seyirci mutluydu. Tezahüratlar, alkışlar. Thomas Anders bu duruma çok şaşırdı. “Bu tür tepkiler normalde konserin sonunda olur. İyi o zaman. Sizi şimdiden bu kadar memnun ettiysem ben gideyim” diye espri yaptı. Tabii ki onu bırakmaya niyetimiz yoktu. Daha favori Modern Talking şarkım olan “You Can Win If You Want” bile çıkmamıştı ve derken daha 4. şarkıda en sevdiğim Modern Talking şarkısını söyledi. Hepsini seviyorum ama en bayıldığım “You Can Win If You Want” valla… “Hold me ti-hi-hi-hight” derken “ha ha ha” kısmını hep Bee Gees’ten “Stayin’ Alive”a benzetmişimdir. Zaten bu şarkıyı canlı olarak Modern Talking’in vokalistinden dinlediğim için derin bir haz içerisendeyken hemen arkasından diğer büyük Modern Talking hitleri “China In Her Eyes” ve “Geronimo’s Cadillac”ı arka arkaya söylemesin mi?

Modern-Talking-Thomas-Anders-Istanbul-Konseri
Derken grubu tek kişi kaldı. Sadece akustik gitar kaldı enstrüman olarak… Unplugged session yapacağını söyledi ve sadece gitarla “This Time”ı; Modern Talking’in “Heal The World”ü, “Come Together”ı veya “We Are The World”ü de diyebileceğimiz “Give Me Peace On Earth”ü ve “You’re My Heart, You’re My Soul”u söyledi. Arkasından “Win The Race” ile yine 80’li yılların new age sound’una geri döndü. Turnesi nedeniyle sürekli uçtuğunu, bu yüzden de havalimanları ve uçaklara yabancı olmadığını söyleyerek “Jet Airliner”ı söyledi. Ben de 6 yıldır havacı olduğum için ben de kendimi buldum şarkıda… “Ben 47 yıldır sahnedeyim. Evet, yanlış duymadınız. Çünkü 6 yaşımdan beri sahnelerde şarkı söylüyorum. Bu sayede 53 yaşımda olduğumu da anlamışsınızdır. Bırakın 30 yıl evveli falan, seyirci profili 10 yıl evvelkinden bile daha değişik. İnsanlar artık akıllı telefonlarıyla konseri kaydederek izlyor. Hem de bir yandan el çırpmaya çalışıyorsunuz. O zaman görüntü sallanır ki, kamera kaydı için iyi değildir sanırım. Zaman çabucak değişiyor. Bundan 30 yıl sonrasında neler olacağını bilemezsiniz. Peki 100 yıl içinde ne olacağını bilebilir misiniz?” diyerek “In 100 Years”ı söyledi. Tabii ki o da cep telefonunu çıkarıp bizi çekmeyi ihmal etmedi. Kadınlardan birisi numarasını istedi. “Cep telefonu numaramı mı vereyim? Yoksa otel odamın numarasını mı?” diyerek cevabı yapıştırdı ve bizi gülmekten yerlere yatırdı. Gerçekten İngilizcesine, şarkılarını sunuş biçimine hayran kaldım. Mesela “Juliet”e geçerken ortamın 70’li yılların diskosuna döneceğini söyledi. MSQRDBen de MSQRD’daki disko topu ve parti gözlüğü uygulaması ile kendimi disko ortamında kaydederek Instagram’a koydum. “You Are Not Alone”dan sonra sıra latin ezgili “No Face No Name No Number”a geldi. Latın danslarıyla ve şarkıyı bir Ricky Martin edasıyla “Hoppa!” diye bitirerek Alman olmasına rağmen bizi İspanyol kökenli bir şarkıcı gelmiş gibi hissettirdi. “Sexy Sexy Lover” ile sahneye veda etti. Fakat bizim onu bırakmaya niyetimiz yoktu. “Thomas, Thomas, Thomas!” diye tekrar çağıdık. Arkalardan 6 kişilik bir arkadaş grubu her biri birer harf olmak üzere “T-H-O-M-A-S” ismini tutuyordu. Her bir harf tabelasının arkasında da çeşitli yaşlarından imajları vardı. “Ben zaten adımı biliyorum” diye espri yapmıştı onlara… “Aaa benim bir sürü fotoğrafım da varmış” diye de eklemişti. Neyse, Türkiye için bir megastar olan Thomas Anders’ın bis yapması kaçınılmaz oldu. En büyük Modern Talking hitlerinden “Brother Louie” ve daha önceden akustik olarak söylediği “You’re My Heart, You’re My Soul”un 80’ler pop versiyonunu arka arkaya söyleyerek salonu coşturdu. Bir Michael Jackson Fan olarak konserine gittiğim kişilerin bir MJ şarkısı söylediğini hayal ederim. Bu bazen gerçekleşir, bazen de gerçekleşmez. Bu kez gerçekleşti ve 80’li yılların belki de en büyük hiti olan “Billie Jean”i coverladı. Ben gidişatı görünce “Galiba bir 80’ler potporisi yapacak” diye düşündüm. Ama cover “Billie Jean” ile sınırlı kaldı. Olsun, o da yeter benim için… Popun Kralı anısına bir saygı duruşu yapması Anders’ın kendisine olan hayranlığımı arttırdı. Ve tabii ki 80’li yıllardaki Türk filmlerinin disko sahnelerinin vazgeçilmezlerinden olan “Cheri Cheri Lady” ile de final yaptı…DSCF6511
Evet, Modern Talking şarkılarını duyduğumuzda biz Türk insanının aklına Nuri Alço, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı, Coşkun Göğen, Ahu Tuğba gibi isimlerin 80’li yıllar sinema filmleri gelir. Modern Talking’in yanına daha önceden konserini izlediğim Alphaville’in “Big in Japan”ini ya da rahmetli Laura Branigan’ın “Self Control”ünü de koyabiliriz. Ve 80’li yıllar sineması deyince akla gelen ilk isimlerden birisi de Oya Aydoğan’dı. O hem Banu Alkan’lı, Ahu Tuğba’lı, Serpil Çakmaklı’lı 80’li yılların Türk sineması kültürüne; hem de 70’li yılların Adile Naşit’li, Ayşen Gruda’lı, Munir Özkul’lu, Kemal Sunal’lı aile filmleri kültürüne yakın durmayı başarmıştı. En önemlisi de çok iyi bir kadındı. Yaptığı yardımların, uzattığı ellerin haddi hesabı yoktu. Kaderin cilvesine bakın ki, Modern Talking’in solisti Thomas Anders’ın konserinin gerçekleştiği Cemal Reşit Rey’de 1,5 hafta önce onun için anma töreni düzenlenmişti. Kimin aklına gelirdi ki 80’li yıllardaki o Türk filmlerini izlerken aynı konser salonunda 1,5 hafta arayla hem cenaze töreni, hem de nostalji eğlencesi olacağını? Gerçekten çok üzüldüm. Ailem kendisiyle tanışma imkanı bulmuştu ama Oya Aydoğan’ı ben hiç tanımadım. Yine de sanki tanışmışım gibi ağladım. Bunun yanında Megadeth’in efsane davulcusu Nick Menza sahne aldığı mekanda hayatını kaybetti ve İtalyan oyuncu Giorgio Albertazzi 92 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ayrıca Sri Lanka’da sel felaketi oldu, çeşitli ülkelerde depremler oldu ve Egypt Air uçağı teröristler tarafından düşürüldü. Allah hepsine rahmet eylesin. Bu vesileyle onları da anmış olalım.

HPIM4386
NOT: Bu yazı ilk olarak 30.05.2016 tarihinde http://www.sadecemuzik.net/Konser-Hikayeleri/thomas-anders-was-modern-talking-in-istanbul.html adresinde yayınlansa da 29.05.2016 tarihinde tarafım tarafından yazılmıştır.

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe