Yabancıların Hukuki Durumu

YABANCILARIN HUKUKİ DURUMU
Yabancıların hukuki durumunu, bazı maddeler değişerek etkilemiştir. Bu maddeleri inceleyelim.
Öncelikle dilekçe hakkı değişmeden evvel Sayın Prof. Dr. Yılmaz Altuğ’un “Devletler Özel Hukuku” adlı kitabında bu hak ile ilgili yazısını gözden geçirelim:

“Burada hak arama hürriyetinin bir parçası addettiğimiz dilekçe hakkının tamamen yabancılara tanınmasına karşı olduğumuzu belirtmek isteriz. Anayasamızın 74. maddesi:
‘Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir’. Bu hakkın daraltılarak yabancılara tanınması gerektiği kanısındayız. Dilekçe hakkı bizce tamamen siyasal olan bir hak değildir. Dilekçe hakkının ‘vatandaşların gerek şahıslarına gerek kamuya ait olarak kanunlara ve tüzüklere aykırı gördükleri hususlar ile bir hakkın hak sahibine tanınmaması veya ihmale uğraması’ halini kapsadığı 26.12.1962 tarihli ve 140 sayılı Türk vatandaşlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dilekçeyle başvurmaları ve dilekçelerin incelenmesi ile karara bağlanmasının 2. maddesinden anlaşılmaktadır. Burada bir hakkın hak sahibine tanınması veya ihmale uğraması siyasal bir husus addedilmez, bilakis hak arama hürriyetinin ta kendisidir. Buna mukabil siyasal mahiyetteki dilekçe hakkının yabancılara tanınmaması yerindedir. Nitekim dilekçe hakkını memlekette yaşayan herkese tanıyan Meksika ve Guetamala anayasaları eğer dilekçe siyasal mahiyette ise bunu sadece vatandaşların verebileceklerini belirtmektedir. Yabancılar kendileriyle ilgili dilek ve şikayetlerini tek başlarına yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazı ile başvurma hakkına sahip olmalıdırlar. Seçimine iştirake hakları olmadıkları Büyük Millet Meclisi’ne müracaatlarının doğru olamayacağı itirazına bu meclisin ulusun egemenliğini temsil ettiği, bu bakımdan yabancının müracaatının yerinde olacağı cevabı verilebilir.”

Çok değerli Prof. Dr. Yılmaz Altuğ’un, 16 Nisan 1973 yılında Önsöz’ünü yazdığı bu kitabında ileri görüşlü ve doğrucu bir hukukçu olduğunu, Dr. Gülören Tekinalp’in 2001 yılında Anayasa’da yapılan değişikliklerle birlikte en son Aralık 2003’te tekrar basılan “Türk Yabancılar Hukuku” kitabından anlayabiliyoruz. İşte dilekçe hakkının tekrar gözden geçirilmiş hali bu “Türk Yabancılar Hukuku” kitabının şu satırlarında ifade ediliyor:

“Anayasa m. 74 dilekçe hakkını vatandaşlara hasretmişken 2001 yılında Anayasa’da yapılan değişiklikle Türkiye’de ikamet eden yabancılara da dilekçe hakkının tanınması esası kabul edilmiştir. Bu hakkın diğer siyasal haklardan değişik nitelikte olup olmadığı tartışmalıdır.
Anayasa m. 74’e vatandaşlar ibaresinden sonra “ve karşılıklılık kaydı gözetilmek şartıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar” ibaresi eklenmiştir. Başvurularının sonucunun da “gecikmeksizin” dilekçe sahiplerine bildirileceği eklenerek hakkın anlamlı hale gelmesi sağlanmıştır. Anılan kişiler, kendileri veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazı ile başvurma hakkına sahiptirler. Şu halde, bugün, Türkiye’de ikametgahı olmayan yabancıların dilekçe hakkından yararlanamayacaklarını söylemek doğru olur.
Değişiklikten önce de doktrinde bu hakkın siyasi alan dışında herkese tanınması gerektiği, hatta hususi hukuk tüzel kişilerine de verilebileceği ileri sürülmüştür. Diğer yandan söz konusu hakkın Anayasa’nın siyasal haklar bölümünde düzenlenmiş olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Dilekçe hakkının siyasal haklardan olduğu kabul edilirse, AY m. 74’teki değişiklikle Türkiye’de ikametgahı olan yabancılar için bu siyasal hakkın istisnaen tanındığı söylenmelidir. Yabancı literatürde de benzer görüşlere rastlamak mümkündür. “

İşte Anayasa’nın bahsedilen 74. Maddesi:

VII. Dilekçe Hakkı

“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.
Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.”

3 Temmuz 2003’te 4916 numaralı kanunla bir madde değişmiştir. Bu maddenin değişmesi resmi gazetede 19 Temmuz 2003 tarihinde yayınlanmıştır. 19. maddesi değişmiştir.
22.12.1934 tarihli ve 20644 sayılı tapu kanununun 35. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Madde 35 – Karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilirler (sahip olabilirler). Karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz edinimde kendi vatandaşlarına veya yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine tanıdığı hakların TC vatandaşlarına veya ticaret şirketlerine de tanınması esastır.
Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla edindikleri taşınmazlar ile kanuni kısıtlamalara tabi taşınmazlar intikal işlemleri yapılarak tasviye edilir ve bedeli belirlenir. Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin 30 hektardan fazla taşınmaz edinebilmesi Bakanlar Kurulu’nun iznine tabidir. Kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazlar için bu hüküm uygulanmaz. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin kanuni miras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla 30 hektardan fazla taşınmaz edilebilmesi de Bakanlar Kurulu’nun iznine bağlıdır. İzin verilmez ise fazla miktar tasviye edilerek bedele çevrilir. Yabancı uyruklu gerçek kişiler yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinde taşınmaz üzerinde sınırlı aynı hak tesis edilmesi halinde karşılıklılık şartı aranmaz.
Kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından bu maddenin uygulanamayacağı yerleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Diğer değişen maddeler ise aşağıdaki gibidir:

SEYAHAT VE YERLEŞME HÜRRİYETİ

24626 sayılı ve 30.12.2001 tarihli RG.’de yayınlanan 4731 sayılı kanunla Pasaport Kanunu’nun 74. maddesi değiştirilmiştir. Yabancıların Türkiye’de ikamet ve seyahatleri hakkında kanunun 9, 10 ve 13. maddelerinde yapılan değişiklikler 23344 sayılı ve 16.05.1998 tarihli RG.’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ

MADDE 10 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28. maddesinin ikinci fıkrası metinden çıkarılmıştır.
MADDE 11 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 31. maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Kanun, milli güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.

DERNEK KURMA HAKKI

MADDE 12 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 33. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 33 – Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin, yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını 48 saat içinde açıklar; aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir. Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.

TOPLANTI HAKKI

MADDE 13 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 34. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 24556 sayılı ve 17.10.2001 tarihli resmi gazete.
Madde 34 – Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
MADDE 5 –
A)06.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrası 4748 sayılı kanunla aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yabancıların bu kanun hükümlerine göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, İçişleri Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Yabancıların bu kanuna göre düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde topluluğa hitap etmeleri, afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve gereçler taşımaları, toplantının yapılacağı mahallin en büyük mülki idare amirliğine toplantıdan en az 48 saat önce yapılacak bildirimle mümkündür.
B)Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Toplantı yapılabilmesi için, düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının yapılmasından en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verilir.
MADDE 6 –
A)06.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 9. maddesi 4771 sayılı kanunla aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 9 – Bu kanuna göre yapılacak toplantılar, fiil ehliyetine sahip ve 18 yaşını doldurmuş, en az 7 kişiden oluşan bir düzenleme kurulu tarafından düzenlenir. Bu kurul, kendi aralarından birini başkan seçer. Diplomatik dokunulmazlıkları bulunan kişiler, düzenleme kurulu başkan veya üyesi olamazlar.
Tüzel kişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, yetkili organlarının kararına bağlıdır.
B)Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 17 – Bölge valisi, vali veya kaymakam, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı yasaklayabilir veya iki ayı aşmamak üzere erteleyebilir.
C)Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bölge valisi, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla bölgeye dahil illerin birinde veya birkaçında ya da bir ilin bir veya birkaç ilçesinde bütün toplantıları üç ayı geçmemek üzere erteleyebilir.

TURGAY SUAT TARCAN
0003020018

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe