Japonya’nın Değişen Yüzü

National Strategy Club olarak dünya insanının Japonya ve Japonlar hakkındaki görüşlerini aldık. Farkı ülkelerden, farklı meslek gruplarından, farklı yaşlardaki insanlara “Japonya deyince aklınıza ilk neler geliyor? Japonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorduk. Çok ilginç cevaplar çıktı:
MARJORIE DE-FARIA (1958, San Diego-Calfornia-USA, Hemşire): Ölümden dönen anka kuşuna benzerler. Atalarının İkinci Dünya Savaşı’ndaki trajedilerinden kurtulmuşlar ve bunun için güçlenmişlerdir. Materyalist şeylerden önce ileri eğitimli, güçlü aile bağları olan, cin gibi çalışkan, güçlü bir kültürdür. Başta yüksek teknolojili televizyonlar, görsel iletişim, bilgisayar bilimleri olmak üzere bilim ve teknoloji sahasına liderlik ederler. Düşündüğüm şey gelecek için düşündükleri kavramları nasıl takdir ettiğimdir. Bu insanlar pırlanta gibidir ve müthiş akıllarıyla sadece kendi kültürleri için değil, tüm insanlığa müthiş şeyler yapabilirler. Japonya deyince teknolojinin geliştiği, bizim ülkemiz Amerika’da olduğu gibi finansal durumlarını büyütmek adına topraklarının işletme için neler getirdiği aklıma geliyor. Acaba gelecekte bu ülke için neler yatıyor ve kültürleri için ilerleyen yıllarda gelecek neler getirecek?
MONIKA REIMANN (1974, Almanya, MTV’de Pazarlama Asistanı): Hmm, aklıma o ülkede yaşayan alçakgönüllü insanlar geliyor.
LEEANNE DAVIS (1991, İngiltere, Öğrenci): Japonya’yı seviyorum. Bence orada nazik insanlar var. Başka birşey düşünemiyorum. Japonya denince aklıma ilk olarak yemekleri, dilleri, kültürleri, kıyafetleri ve insanları geliyor.
JUDITH ARGAMAN (1982, İsrail, İşsiz): Japonya kelimesini duyduğumda aklıma ilk olarak oranın geyşaları geliyor. Geyşalar Japon kadınlardır ve bence Japon kadınlar güzel ve egzotiktir. Geyşaların erkeklere her konuda hizmet ettiklerini duymuştum. Japon harflerini düşünüyorum da… İngiliz, İbranice ve Rus harflerinden çok farklı… Bunların hiyeroglif olduğunu biliyorum. Hiyeroglif’in aslında Japon diline göre tam cümle olduğunu duydum. Aklıma Japon kıyafetleri geliyor. İpekten yapılıyorlar, değil mi? Fimlerde Japonların ipekten yapılma ceketler giydiklerini gördüm. Bu çok güzel! Valla Japonlar hakkında ne düşündüğüme cevap vermem zor olacak çünkü hiç Japon arkadaşım yok.
MARIAH BEH ANDISH (1979, İran, İngilizce Öğretmeni): Japonya deyince aklıma çok ilerlemiş bir medeniyet ve UFO bile yapabilen büyük bir teknoloji geliyor. Sony gibi markalar ve Toyota gibi güzel arabalar aklıma geliyor. Aklıma uzun gökdelenler, camdan yapılmış asansörler, yeni çıkmış dijital stereo’lar, televizyonlar ve daha neler neler geliyor. İnsanları mağrur, gelenekçidir ve makina veya robot gibidirler. Seni gördüklerinde yere sermek için hazırlıklıdırlar. Çalışkan ve dakiktirler.
JOHN MACKERSON (1988, Amerika, Öğrenci): Bence Japonlar akıllı ve çalışkan insanlar grubudur. Onların kültürlerine karşı değilim. Aslında keşke Amerika sosyal kültürlerine de bazı şeylerini uyarlasalardı. Mesela eğitim sistemi… Aklıma ilk gelen şeyler hem teknolojileri, hem de karate ama eğer tek bir cevap istiyorsan dövüş sanatlarını söyleyebilirim.
ANNA GOLUTVINA (1984, Rusya, Mimarlık Akademisi Öğrencisi): Bence onlar iyi iş yapan zeki insanlar… Bence onlar güzel şeyler yapmayı seviyorlar. Ama bazen çok gaddar olabiliyorlar. 2. Dünya Savaşı’nda pek nazik olmadıklarını ve geçmişte zalim adetleri olduğunu duydum. Japonya deyince aklıma animasyonlar, mühendislik, özel yemek ve müzik, renkli ipekler, elma ağaçları ve olağanüstü mimarileri geliyor.
DANIEL BINGHAM (1982, Amerika Birleşik Devletleri, Öğrenci): Bence Japonlar çok akıllı ve saygınlar… Japonya’yı düşündüğümde aklıma samurai ve sumo güreşi gibi geleneksel şeyler geliyor. Aynı zamanda bayraklarının ve ülkelerinin şekilleri geliyor.
MARY NEWTON (?): Sadece merak ettim. Japonya nereden aklına geldi? Japonya’yı çok seviyorum. Oraya iki kere gittim ve Japonca öğreniyorum. Japonya’da çok müthiş insanlar var. Michael Jackson’ı seviyorlar.
SHAHAB MIRZAEI (1983, Kanada, Öğrenci): Japonya’yı düşündüğümde aklıma teknoloji geliyor. Yani robotlar, bilgisayarlar, mikroçipler geliyor. Japonlar bence iyi, nazik, idareli, çalışkan, görgülü insanlar… Aklıma ayrıca Toyota, Honda, Nissan, Sony gibi markalar geliyor. Aslında Japon deyince aklıma oldukça şey geliyor. Herhalde benim ismimi hiç duymadın. Farsça erkek ismi…

Bizim için önemli olan bir de Türk insanının neler düşündüğü:

EBRU BOZDOĞAN (1976, Sekreter-Önmuhasebe ve Satış Elemanı): Japonlar hakkında iyi şeyler düşünüyorum. Japonlar deyince aklıma ilk gelen özellikleri çalışkan olmaları… İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok kısa bir süre içinde ülkeyi sıfır noktasından bu seviyeye getirdiler. Teknolojiyi geliştirmeleri hayranlık verici. Ayrıca kendileri sempatik insanlar…
MİRHAN KARADENİZ (1981, Bankacılık Ve Sigortacılık Üniversite Öğrencisi): Japonlar hakkında düşündüklerim: Hepsi birbirine benziyor. Aşırı çalışkan, tutucu, gelenekçiler. Kadınlarının kadife gibi cildi var, genelde ya çirkinler ya da çok güzel ve çekiciler; “eh işte”sini yani ortasini pek görmedim. Japonlar denince aklıma gelenler: Hiroşima ve Nagazaki (Yani Atom Bombası, Einstein), Sumo, Samuray, Geyşa, İlhan Mansız, Japon Çekirdeği, Pirinç, Barış Manço’nun ordaki bir konserinde devlet başkanının coşması, Barış Manço’ nun kendisi, bir de ninjalar…
MERVE TEKBUDAK (1987, Öğrenci): Japonya deyince müthiş teknolojileri, Japonlar denince de boylarının kısalığı dikkatimi çekiyor.
PERVİN TARCAN (1957, Ev Hanımı): Çekik gözlü, sevimli insanlar… Japonlar saygılı, çalışkan, zeki insanlardır. Boyları kısadır. Eski geyşalar ayakları küçük olsun diye demirden ayakkabı giyerlermiş. Çok önemli buluşlarıyla dünyada yer edinmişlerdir.
İLKAY TARCAN (1979, İngilizce Öğretmeni): Çekik gözlü, pilavı iki çubukla yiyen insanlardır. Hiroşima olayını şiddetle kınıyorum. Karete ustalarıdır.
ANİ KIVANÇ (1984, Öğrenci):Japonlar hakkındaki düşüncem bence genellikle sıcak kanlı insanlar ama bunu çok da fazla belli etmiyolar. Bir Japon gördüğümde çoğunlukla aklıma Uzakdoğu sporları ve geleneklerine ve göreneklerine çok bağlı, küçük ama çok akıllı insanlar geliyor. İşte böyle…
CAN YİRİK (1978, Uluslararası İlişkiler Öğrencisi): Japonya deyince aklıma 1945 yılında Amerika tarafından atom bombası ile çok kotü bir şekilde cezalandırılmış bir ülke geliyor. Ayrıca Pearl Hurbour baskını yapması sebebiyle ansızın herkesi sırtından bıçaklayabilecek insanlar topluluğu geliyor.
MUHTEŞEM SÜHA TARCAN (1950, Muhasebe Şefi): Çekik gözlü insanlar… Çok ilerlemiş bir medeniyet… Hiroşima; yani atom bombası…
ESRA BİLİK (1983, Öğrenci): Çekik gözlü, ufak tefek insanlar… Pilav çubukları ve sadece görüntüsü bile midemin bulanmasına yeten böcek çeşitleriyle bezeli sofralar… Çok fazla çalışıp çok az tatil yapmalarını ve tatillerini büyük ölçüde başka ülkeleri gezerek, farklı kültürleri tanıyarak geçirdiklerini de es geçmek imkansız Japon deyince… Yaşantıları çok ilginç ama bir o kadar da yaşanmayası fikrimce… Tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse; “Anlaması güç ama gerçek!”…
AHMET VURAL (1987, Öğrenci): Japonlar hakkında bilgim sınırlı. Aslında onlar hakkında bilgi sahibi olmama tek neden çok iyi bir Barış Manço hayranı olmam… Sıcak ve dost canlısı insanlar… Hepsi bu kadar değil elbet. Ama söyleyebileceklerim bu kadar. Kısacası bir Barış Manço hayranı ne biliyorsa ben de onu biliyorum.
ALİ EMRE (1981, Vestel’de PC Donanım Uzmanı): Dünyada bildigim en çalışkan insanlar…. Teknoloji ile geleneklerini beraberce ama asla birbirine karıştırmadan iyi bir denge ile sürdürebilen, ataya saygılı ama teknolojiyi bu yönde kullanabilen bir millet…
SİNAN ŞERMET (1983, Öğrenci): Japonya hakkında ne söylemem gerektiğini anlamadım ama şu kadarını söyleyebilirim ki ben insanlar arasında ayırım yapmam ve hepsini kendileri olduğu için, insan oldukları için severim. Japonya’ya hiç gitmedim ama güzel bir yer olduğunu söylüyorlar. Japonya deyince aklıma geyşalar geliyor. Arthur Golden’ın “Bir Geyşa’nın Anıları”adlı kitabını okumuştum. Güzeldi.
HANDE ZAİM (1978, Endüstri İlişkileri Uzmanı): Japonya denilince aklıma ilk olarak “Japon Çizgifilmleri” geliyor. Japonya, özellikle teknoloji alanında çok gelişmiş yöntemleri olan bir ülke… Bunun yanısıra sadece kendi iç pazarlarına değil, dışarıya dönük bir şekilde üretim yapıyorlar. Çizgi filmleri de böyle… Dikkat ederseniz, bütün Japon çizgifilm karakterlerinin gözleri büyük olarak tasarlanmıştır. Ayrıca hiçbir karede Japonya kültürünü hatırlatan bir unsura rastlanmaz. Bunun nedeni de, her alanda olduğu gibi, bu alanda da evrensel hareket ederek diğer kültürlere de seslenip bütün pazarları ele geçirme isteğidir.
MERT ZAİM (1983, Tiyatro Oyuncusu): Japonya deyince aklıma Barış Manço geliyor. Başka birşey gelmiyor. Japonlara gelecek olursak çok çirkinler ve kendilerini ukala gibi hissettiriyorlar. Ama bakışları öyle, ne yapayım? Hepsi şakaydı. Barış Manço hariç…
İSMAİL DEVYARAN (1979, Teknik Öğretmen): Japonlar yere yakın adamlar, korkacaksın onlardan… Teknolojileri ile kendilerini dünyaya kabul ettirdiler. Yaptıkları şeyler de kendileri gibi küçücük ama yaptığı işler çok büyük. Japonlar hakkında o kadar çok şey var ki yazılabilecek…. Ama bu yazılacaklar ciddi bir araştırmaya girmemeli bence. Ayıp çünkü :)) “Japonlar teknolojiyi dünyaya getiren topluluktur.”

Gördüğünüz gibi dünyanın dört bir yanından insanlara “Japonya ve Japonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” dediğimde “gelenekçi” diyenler oldu. Genelde cevaplar birbirine yakındı. Evet, böyle bir önyargı olabilir. Çünkü Japonya geleneklerine bağlı bir toplum… Fakat teknolojileriyle herkesi şaşırtan bu ülkenin yadsınamayacak değişen ve modern bir yüzü var.
Gelenekselle modern olanı biraraya getiren bir başkent Tokyo… Sokaklarda punkçı gençlerle kimonolu kadınlar bir arada. Elektronikçiler, lüks mağazalar, ışıl ışıl reklam panoları, eğlence yerleri, ilginç lokantalar, v.s.
Sokaklarda kimonolu kadınları ve bisikletli satıcıları, saçları kırmızı ya da yeşile boyalı, rollerblade’li Japon Punk’lar ile yan yana görmek Tokyo hakkında ilk izlenimi veriyor. Geleneklerini iyi korumuş ama bir o kadar da çok-kültürlü bir şehir Tokyo. Trafiği bizim İstanbul trafiğini hiç aratmıyor.
Tokyo’nun dünyaca ünlü caddelerinden Ginza, New York’un 5.Cadde’sini anımsatıyor. Gökdelenler göz alıcı bir şekilde gökyüzüne doğru yükselirken cadde üzerindeki Matsuya, Mitsuzakaya, Takasima ve Shima gibi büyük mağazalar çok çeşitli ürünleriyle ilgi çekiyor. Şehri kimi açılardan New York ya da İstanbul’a benzetsek de yol kenarlarında ağaçları ve bakımlı görünümüyle her iki şehirden hayli farklı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Etrafta çöpe ya da sigara izmaritlerine rastlamak imkansız. Akşam saatleri gelip Ginza Caddesi’ndeki yüksek binaların üzerinde ışıl ışıl aydınlatılmış dev elektronik ekranlar ve reklam panoları ortaya çıkınca, şehir bu kez başka bir kimliğe bürünüyor. Geleceği ve zenginliği vadediyor sanki… Nitekim Tokyo’nun batısında, dev gökdelenlerle dolu Shinjuku semti Japonya’nın ekonomik göstergesinin bir sembolü olarak yükseliyor. 40 yıl öncesine kadar Tokyo’nun bir banliyösü olan, şimdilerde ise dev şirketlerin ve bankaların bulunduğu bu bölge Tokyolu’ların gurur kaynağı olmuş.
Shinjuku yalnız büyük şirketlerin ve bankaların bulunduğu bir semt değil, aynı zamanda Tokyo’nun alışveriş cenneti. Fotoğraf makinesi ve ekipmanlarından video kameralara, telsiz telefonlardan cep telefonlarına kadar çok çeşitli ürünlerin en son modellerini cadde üzerindeki büyük mağaza ve marketlerde bulmak mümkün. Kentin en büyük sinema ve tiyatro salonları da yine Shinjuku’da bulunuyor.
Türkiye’de tüp geçit yapılsın mı, yapılmasın mı tartışmaları süredursun Tokyo’da ulaşımın büyük bir bölümü tüp geçitlerle sağlanıyor.
Tokyo’da Sushi, Tempura ve Sukiyaki gibi klasik yemeklerin dışında da çok değişik alternatifler ve mutfaklar mevcut. En kaliteli bar ve restoranların bulunduğu Akasaka semti gerek Japonlar’ın, gerekse turistlerin uğrak yeri.
Eğlence için yabancı turistlerin buluştuğu en meşhur mahalle Roppongi. Burada her türlü sex show’dan revüye kadar çeşitli gösterileri izlemek mümkün. Roppongi’nin en büyük eğlence mekanı Walfare disko. Walfare’yi Tokyo Sport Café ve Hard Rock Café izliyor.
İnternet dünyasına da hızlı giriş yapan Japonlar’ın birçok porno sitesine rastlamak mümkün. Bu siteler aileler tarafından büyük tepkiler görmektedir. Çocuk pornografisi yaygın olduğundan, okul çıkışlarında çocuklar kötü niyetli kişiler tarafından kaçırılmaktadır.
Temmuz 2002’de dünyaca ünlü erkek dergisi Playboy’un 2001 ve 2002 güzelleri Brande Roderick ile Dalene Kurtis, Tokyo’daki Playboy mağazasının açılışına katıldılar. Playboy markasını taşıyan kıyafetlerle açılışta boy gösteren güzeller, mağazada satışa sunulan son moda ürünler hakkında bilgi verdiler. Geleneklerine bağlı olduğu bilinen ancak son yıllarda hızla kabuk değiştiren Japonlar’ın mağazaya ilgi gösterip göstermeyeceği merak konusu oldu.
Dünya Kupası 2002 sırasında Japonya’da büyük ilgi toplayan milli futbolcu İlhan Mansız, ülkenin önde gelen dergilerinden Sukan Josei’ye ikinci kez kapak oldu. Okuyucularından İlhan için yoğun bir istek geldiğini belirten dergi, bu ayki sayısında İlhan’ın popülerlikte İngiliz yıldız David Beckham’ı bile geride bıraktığını yazarken milli futbolcumuz ile Türkiye’de yapılmış geniş bir röpörtaja da yer verdi. Ligin 10. haftasına denk gelen ve Ekim ayının sonunda oynanacak olan Beşiktaş-Malatyaspor maçına İlhan hayranı bir grup Japon kadın için özel bir tur organize edileceğini duyuran dergi, “Hepsi de İlhan’la buluşup onunla tanışmak için can atıyorlar” ifadesini kullandı. Dergi, İlhan’ı görmek için 24 Ekim’de bu 30 Japon kadının “İlhan’la olma turu” için 1650’şer dolar ödeyeceğini bildirdi. Dergi, İlhan Mansız’ın “Gelecekte Japonya’da yaşamak istiyorum” sözlerini de manşetten duyurdu. İlerleyen aylarda İlhan Mansız’ı Japonya’ya bedava davet eden Japonlar, Mansız’ın “Bana Toyota gibi kaliteli ve lüks bir Japon arabası hediye ederseniz gelebilirim” cevabını duyunca neye uğradıklarını şaşırdılar.
Japon kadınlarının Türk erkeklerine, Türk erkeklerinin de Japon kadınlarına ilgi duymaları Mansız’dan önce de vardı. Zengin bir Japon kızı bir Japon kanalıyla birlikte Türkiye’ye koca bulmak için bir yarışma düzenledi. Bu yarışma belgesel haline de getirildi. Bu buluşmaya ilgi büyüktü. Değişik kesimlerden gelen yüzlerce Türk erkeğinin çabası “Reyting Hamdi”, “Olacak O Kadar” gibi komedi programlarına da konu oldu. Fakat hayran olduğu Kenan İmirzalıoğlu’na benzeyen koca bulamadığı için hiçbirini seçmeyerek ülkesine dönen Japon kız büyük tepki topladı.
Japonlar hep zayıf, narin, kısa boylu olarak bilinir. Ama artık bir gerçek var. Tüm dünyada olduğu gibi Japonya’da da fast-food alışkanlığı yayıldığı için artık başta kadınlar olmak üzere Japonlar da şişmanlamaya başladı. Ayağını küçültmek için sargılamaktan vazgeçtikleri için de ayakları büyüdü. Sonunda olacağı oldu ve sumo güreşi yapan kadınlar bile ortaya çıktı.
Türk toplumu için “Yağlı güreş” ne kadar önemli bir sporsa, Japonlar için de “Sumo güreşi” o kadar önemli… İkisi de birer ata sporu ve her ikisinde de erkeklerin egemenliği söz konusu. Kadınların Sumo güreşi yapmasından hoşlanmayan Japon erkeklere inat, kadınlar bir de turnuva düzenledi. Sumo güreşine kadınların da ilgi göstermesi, Japon erkek sumocuların hiç hoşuna gitmedi kısacası… Erkek sporu olarak algılanan sumonun, kadınlar tarafından yapılması bir tarafa, bir de kadınlar için özel bir turnuva düzenlenmesi Japon erkekleri çileden çıkarmaya yetti. Japonların tüm muhalefetine karşın, Brezilya’da düzenlenen Dünya Amatör Sumo Şampiyonası’nda, 2002’de ilk kez kadın sumocular güreşti. Sumo güreşinde, kadınları neden istemedikleri sorulan Japon erkekleri, “Kadınların şişman olmaları hiçbir şekilde kabul edilebilir değil” diye yanıt verdiler.
Gelenekçi olarak bilinen ve erkeğine hizmet eden geyşalarıyla ünlü Japonya’da kadınların fendinin erkekleri yenmesi sadece bir alanda değil. Artık politikada da Japon kadınlarının sözü bir hayli geçmekte… Japonya’da halktan yeteri kadar oy toplayamayan ve kadın milletvekillerinin daha çok terfi ettiğini düşünen erkek milletvekilleri “O zaman biz de cinsiyet değiştiririz” açıklamasını yaptı. Başbakan Junichiro Koizumi ise “Kadınlara torpil yapıldığını düşünüyorlar. Ancak yanılıyorlar. Kabinede kadınların daha çok ve daha iyi çalıştığı bir gerçek” dedi. Koizumi 2002’de tüm kabineyi değiştirmiş, 4 kadın bakanın koltuğuna dokunmamıştı.
2002’de Japonya’da yapılan en önemli gelişmelerden birisi de sokakta sigaranın yasaklanması… Sigaraya bir darbe de Uzakdoğu’dan geldi. Japonya, açık alanlarda sigara içimi yasakladı. 1 Ekim 2002’den itibaren Tokyo’da sokakta sigara içenlere ilk uyarılar yapıldı. Tiryakiler ikinci uyarıda 164 dolar ceza ödemeye mahkum edilmeye başlandı. Halkın %53’ü sigara içtiği için yasak büyük tepki çekti.
Japonya’daki bu kabuk değişimi ilerleyen yıllarda da devam edeceğe benzer. Klasik Japon imajı yavaş yavaş tarihe mi gömülüyor ne?

#Kaynakça

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe