Sadece ben yapmıyormuşum…

Öncelikle tüm çocukların ve içindeki çocuğu henüz öldürmemiş tüm yetişkinlerin 23 Nisan Bayramı’nı kutluyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşunun yıldönümü olduğu için içindeki çocuğu öldürerek hayati bir hata yapmışphoto yetişkinlerin de bayramını kutlamak lazım tabii ki… Çünkü bugünün tek anlamı çocuk bayramı olması değil.
“Acaba bugün köşemi bir çocuğa mı yazdırsam?” diye klişe bir düşünce düşünmedim değil, ama benim adımın altında olacağı için saçma olduğuna karar vererek bu düşüncemden vazgeçtim. Fakat bugünün ruhuna uygun eğlenceli bir şeyden bahsedeceğim.
Köşemi uzun zamandır takip edenler ya da beni tanıyanlar televizyoncu olduğumu bilirler. Şu an BJK TV, Futbol Smart ve CNN Türk’te prodüktörlük yapmaktayım. 2008 yılında aslında D Spor için düşündüğüm, fakat oradan bazı özel sebepler yüzünden ayrıldıktan sonra BJK TV için yapmaya başladığım “Müzik ve Spor” adında çok eğlenceli bir program yapıyorum. Bu müzik programının formatı sadece içinde spor öğeleri bulunduran kliplerin ya da spor ile ilgili yazılmış şarkıların yayınlanması… İlk bölümü 5 Aralık 2008’de “Resmi FIFA Şarkıları” konusuyla yayınlanmıştı. Daha sonra basketbol, Amerikan Futbolu, boks, futbol, aerobik ve fitness, motor sporları, yüzme, A Milli Takım Özel, dövüş sporları, beysbol, atletizm, paten, tenis, boğa ve at sporları, bilardo olarak her bölümde değişik bir spor dalını ele alarak devam ettim.

Bir spor kanalına çok uygun bir program olduğunu düşünüyorum. Hem eski, hem yeni klipleri barındırdığı için güncelliğini her zaman koruyor, o yüzden başka bir sene bile yayınlansa fark etmeyecektir. Yayın saatleri de değişiyor zaten. Bu programda sadece resmi şarkılar (FIFA, A Milli Takım, Fransa Bisiklet Turnuvası gibi) veya “Eye Of The Tiger”, “The Show Must Go On” gibi herhangi bir spor branşı ile özdeşleştirilmiş şarkıların kliplerini değil, ünlü şarkıcı ve grupları herhangi bir sporu yaparken de izleyebiliyorsunuz. Örneğin Christina Aguilera’yı boks yaparken, Madonna’yı beysbol oynarken, popun kralı Michael Jackson’la basketbolun kralı Michael Jordan’ı beraber basketbol oynarken, Diana Ross’u aerobik yaparken, Teoman’ı bilardo oynarken, Ricky Martin’i futbol oynarken, 50 Cent’i fitness yaparken, Justin Timberlake’i tenis oynarken, Ayşen’i yüzerken, Mariah Carey’yi paten yaparken, Tuğçe San’ı dövüş için antrenman yaparken, Robbie Williams’ı araba pilotu olarak, ABBA’yı Amerikan Futbolu formaları içinde görebiliyorsunuz. Örnekler çoğaltılabilir.
İşte bu programın formatını dünyada sadece ben kullanıyorum sanıyordum. Adını vermeyeyim, bir programın sunucusu bana sürekli kendi programının formatının dünyada tek olduğunu iddia ediyordu, ben “Hayır, şu da yapıyor” dediğimde kulvarının farklı olduğunu vurguluyordu ve kendine o kadar özgüveni var ki bu adamın, Türkiye’de bir Ali Kırca, bir de kendisinin olduğunu iddia ediyor. Ki öyle ünlü biri falan da değil. İşte ben de yayın akışını kendi oluşturduğum, kendi montajladığım “Müzik ve Spor” programının dünyada tek olduğunu zannediyordum, neredeyse o sunucu gibi küçük dünyaları kendimin yarattığını sanacaktım. Belki de gerçekten o formatı sadece ben kullanıyordum. Ama evvelsi gün VH1’ı izlerken bu tezim tamamen çürüdü. _44990140_pa_robbie203“Themed Videos” adlı programın o bölümünde tıpkı benim yaptığım “Müzik ve Spor” programında olduğu gibi içinde sadece spor öğeleri barındıran klipleri yayınlamışlardı bir saat boyunca… Elbette “Müzik ve Spor” haftada bir kere, taş çatlasa iki haftada bir güncelleniyor. Her programda da ayrı bir spor branşını ele alıyorum. Elimdeki klipler bitince belki bir best of yaparım ama VH1’daki o bir saatlik programda sadece bir iki klip benim programımla kesişen küme olmuştu. Simply Red’in “We’re In This Together” Doğan TV’nin arşivinde olmadığı için “Resmi FIFA Şarkıları” bölümünde Shakira’larla, Anastacia’larla, Enrique Iglesias’larla kullanamamıştım. Aynı durum yayınlamayı çok istediğim Dire Straits’in “Walk Of Life”ı için de geçerli… Fakat bunlar dışında VH1’da yayınlanan klipler ya bilmediğim, ya da bildiğim halde “Nasıl da aklıma gelmedi?” diye düşündüğüm kliplerdi. Bana epey fikir verdi kısacası… Oradaki klipleri not aldım, eğer kanalda varsa kullanacağım. Bu formatı sadece benim kullanmadığıma bir yandan bozuldum, bir yandan da bu programı her montajladığımda “Tam VH1’lık bir program” diye düşündüğüm için sevindim. Spor Turco’daki köşemde “Müzik ve Spor” adlı programımdan da bahsetmek istiyordum zaten. Bu yüzden VH1’da o programın yayınlanması benim için bu konuyu yazma bahanesi yaratması da bir avantaj yarattı.
Ben tam anlamıyla bir müzik delisi olduğum için müziğin sadece sporla değil, hayatta karşımıza çıkan her şeyle iç içe olduğunu düşünüyorum. Tribünlerde taraftarların tezahüratları da şarkılara dayanıyor, doğum günü gibi özel günlerde de şarkılar çalınıyor, sevgililer “bu bizim şarkımız olsun” diye bir şarkıyı beraber sahipleniyorlar, bazı şarkılar hayatımızın bir dönemini ya da birini hatırlatarak hayatımızda önemli bir yere sahip oluyor, ülkelerin Milli Marşları da müzikle yapılıyor, hatta ve hatta cenazelerde bile cenaze marşı ya da o kişinin sevdiği slow bir şarkı çalınıyor. Zaten ruhun gıdası da müzik değil midir?

TURGAY SUAT TARCAN

Yukarıda okuduğunuz makale yazarımız Turgay Suat Tarcan’ın yalnızca www.sporturco.com ‘a özel olarak yazmış olduğu köşe yazısıdır. Kesinlikle hiç bir kaynaktan alıntı değildir.
By Turgay Suat Tarcan • Nis 23rd, 2009 • Category: Futbol, Turgay Suat Tarcan, Yazarlar

Yorumlar



Popüler Yazılar
Facebook Tavsiyeler
Son Tweetler
Bumerang - Yazarkafe